David Lynch: "Zaten dünya başlı başına garip bir yer!"

David Lynch: "Zaten dünya başlı başına garip bir yer!"


Twitter'da Paylaş
0

“Herkesin kendi kişisel dünyasını yaratması da normal bence. Bize ait olan bir dünya yok aslında. Bu yüzden farklı şeylere açık olmalıyız. Bizi neyin etkileyeceğini bilemeyiz.”

Fil Adam, Mavi Kadife, Kayıp Otoban, İkiz Tepeler gibi sinema ve dizi dünyasında klasikleşen yapımların yönetmeni David Lynch’in sinema görüşünü, filmlerini ve kişisel hayatını anlattığı bir röportajdan.

Klasik bir soruyla başlayalım, yönetmenliğini yaptığın filmlerden en sevdiğin hangisi?

DL: Bilmiyorum. Sanırım hepsine aynı mesafedeyim ama en uzak olduğum filmin Dune olduğunu söyleyebilirim.

Straight’in Hikâyesi de oldukça ilgi gören filmlerinden. Bu filminde aksiyon sahneleriyle alay ettiğin söyleniyor. Örneğin Alvin’in şapkasının uçtuğu sahne. Bu gerçekten ayarlanmış bir şaka mıydı?

DL: Aslında bir şaka olduğu pek söylenemez ama şapkanın uçması en önemli olaylardan biri oldu. Sonra bulutlara doğru yükseldi, buradaki amaç sadece ne kadar yavaş uçtuğunu göstermekti.

Filmdeki en Lynch'vari sahneler sesin kesildiği ve uzaktaki insanların ne dediğini duyamadığımız sahnelerdi. Bunu niçin tercih ettin?

DL: Kişisel olarak hafif rüzgârlı bir havada seslerin kesik kesik duyulmasını severim. Bu, üzücü bir durum yaratıyor sanki. En azından ben öyle hissediyorum ve bu hissi seviyorum. Gerçek hayatta da böyle olmaz mı?

İnsanlar senin kendi garip dünyanda yaşadığını düşünüyor. Bunun hakkında ne düşünüyorsun?

DL: Zaten dünya başlı başına garip bir yer! Herkesin kendi kişisel dünyasını yaratması da normal bence. Bize ait olan bir dünya yok aslında. Bu yüzden farklı şeylere açık olmalıyız. Bizi neyin etkileyeceğini bilemeyiz. İçinde bulunduğumuz duruma göre hareket etmeliyiz. Her seferinde aynı şeyleri yapmak garip olurdu.

Blair Cadısı ile Eraserhead birbirlerine benzetildi. İnsanları artık şaşırtamamak konusunda ne hissediyorsun?

DL: Bu hep olur. Bir şeyi bitirdiğinde, ondan sonra yaptığın şey ne kadar uğraştırıcı da olsa bu, ikinci şeydir. Bunu değiştiremezsin. Yüzlerce yıllık sinema tarihi boyunca süregelen iki taraf vardır: Hissettikleri şeyleri yapmak isteyenler ve para kazanmak isteyenler. Bu ikisinin bir arada bulunabileceği bir ortam kurulursa hem başarılı bir iş yapılır hem de milyonlar kazanılır.

Televizyon izlemeye pek vakit ayırmadığını biliyoruz. Peki bunun yerine neler yapıyorsun?

DL: Aslında arada izliyorum ama genelde golf maçlarına bakıyorum. Bunun dışında resim yapıyorum, müzikle uğraşıyorum. Boş zamanlarımda uğraştığım iki ana şey bunlar.

Bir keresinde Time Dergisi’nin kapağı olmuştun değil mi?

DL: Ah, evet, tam bir felaketti. O zamanlar birisi bana önümde başarısız geçireceğim iki yılın olduğunu söylemişti.

Bunun gerçekleşmesine neden oldum mu bilmiyorum ama bu olaydan sonraki günlerim pek de parlak değildi. Bu hangi döneme denk geliyor?

DL: 1991, 1992 yılları civarıydı.

Vahşi Duygular ve İkiz Tepeler’le uğraştığım dönem. İkiz Tepeler de kült filmler arasında sayılıyor. Sen ne düşünüyorsun?

DL: Evet, o filmi ben de severim. Filmin dünyası hoşuma gidiyor. Zaten ilgilendiğim tek şey de bu, akıp giden bir dünyaya dahil olabilmek.

Çeviren: Deniz Saldıran

(Nev Pierce, 50 Greatest Interviews, Future Publishing)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR