ÖYKÜ
V. olmanın uğultusu
1. Burada sadece yağmur. Yağmur seni bekliyor; seninle uyanıyor. Sen odaları dolaşırken; mutfaktan salona, su, çay, kızartılmış ekmek, meyve taşırken seni izliyor: Dışarıdaki gölgen yağmur: Yazı masasına oturduğunda pencereye yerleşiyor; boş, sarı kâğıtlara bakıyor. Güneşe izin veriyor; ışıtsın, ısıtsın seni. Kalktığında o da hareketleniyor. İçinde kendini görebileceğin, ama, saydam, ıslak bir yüzey. Derinliği yok. Pencereyi açıp dokunmak istemiyorsun ona; kırılsın istemiyorsun. 2. Burada sadece sabah. Sabah, seni bekliyor; seninle uyanıyor. Sana değmiyor ama. Odaları dolaşırken seni izliyor. Az ışık. Az ses: Uzak tıpırtılar; uzak uğultu belli belirsiz. Sabah, salondaki koltuklardan büyük olanına yerleşiyor; boş, sarı kâğıtlara bakıyor oturduğu yerden. Sana izin veriyor; sana, varlığını veriyor. İçine geçip, dokunmak istemiyorsun ona; sessizlik veriyorsun karşılığında. Hep seninle uyansın. Değişerek gitsin sonra. Gelsin sonra. Geçsin; kırılsın istemiyorsun. 3. Burada sadece sen. Son verişler, yeni bitirişler yok. Hatırlamak üzere unutuş yok.Ocak 2012, Tepebaşı






