Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

29 Ekim 2021

Öykü

Anosmia

Deniz Mat Artun

Paylaş

3

0


Çamaşır makinesinin üstü. Bembeyazdı az önce, şimdi çiş damlalarıyla bezendi; az önce üzerine özenle işediğim hamilelik testine ev sahipliği yapıyor. Uzanıp bir parça tuvalet kâğıdı koparıyorum, Semih görmeden silmem lazım. Görürse iğrenir; çamaşır makinesinden mi, benden mi? Yüz puanlık soru. Cevabı biliyorum, bir o kadar da korkuyorum bu cevaptan. Madem biliyorum Semih’in daha temiz bir banyo için gözünü kırpmadan beni feda edebileceğini, o zaman neden bu banyoda çişli test çubuğu ve ben baş başayız? Bak, bunun cevabını bilmiyorum işte. Birkaç adım sağa kayıp aynaya bakıyorum, yeni uyanmış, şiş suratımın bir yerlerinde yazıyor olmalı bu inadımın sebebi. “Sevilmediğin yerden uzar gidersin,” derdi eski Sevil. Çok da eski değil ha, beş yıl olsun en fazla. If Rock Bar’da, birasını yudumlarken, kafası çoktan bir dünya olmuş –ama içkiden değil, kafasını yine neye taktıysa, o mevzunun derinliğinden– sevgilisinin terk ettiği arkadaşını teselli ederken söylemişti bunu. “Sevmiyorsa boş ver, uza abi. Ne işin var yanında?” Beş yıl sonra, sevilmediği bir evliliğin ortasında, onu sevmeyen adamla paylaştığı banyoda, aynanın karşısında, geleceğinin kararıp kararmadığını öğrenmek için test sonucu bekleyeceğini tahmin edemezdi haliyle. Evet Sevil, arkadaşının uyduruk ilişkisi için konuşmak kolaydı; şimdi bu durum için var mı bir önerin? “Uza?” Uzayamıyorum, hatta biliyor musun, uzanamıyorum. Şöyle bir kollarımı, bacaklarımı esnetip içine düştüğüm, düşmek de değil, gönüllü yerleşiği olduğum bu dört duvar içinde kapladığım alanı genişletemiyorum. “Ben varım, beni gör!” diye bağıramıyorum; rock barlarda mı kısıldı sesim böyle? Cevabını bildiğim sorulardan, işime gelmediği için hedefi saptırıyorum. Semih’in beni uyaran yüzü gözümün önünde: “Sevil, bu kadar sesli gülmesen mi? Yan masa bakıyor.” Yan masa bakmasın, Semih beni yarı yolda bırakmasın diye kıstığım sesim artık hiç çıkmıyor.

Hatırlayınca sinirleniyorum, elimdeki pis tuvalet kâğıdını yuvarlayıp çamaşır makinesiyle duvar arasındaki boşluğa sokuşturuyorum. Semih Efendi’nin hassas burun delikleri bu kokuyu alır elbet, kaynağını bulana kadar yerde sürünsün bakalım. Koku alamam ben, hayatım boyunca hiç almadım. Anosmik olmakla barışana kadar hep güzel kokuları alamayışıma içlendim, eksik olduğumu, bir şekilde doğanın beni tamamlamadığını düşünüp üzüldüm. Semih’le tanışınca anladım ki, anosmik olmak benim hediyemmiş aslında. Her yerden çıkabilirmiş pis kokular, araba koltuğundan, mutfaktaki tavadan, yere attığım sütyenimden, dudaklarımın arasından. Semih her yüzünü ekşittiğinde, diyelim ki tam öpüşecekken tutkuyla, benden uzaklaşıp dudaklarını büzdüğünde, anlarım ki kokuyorum yine. O zaman yine banyoya kaçmak isterim, görmesin beni, kokumu almasın, iğrenerek bakmasın. “Sen koku almıyorsun ki aşkım, bilmiyorsun ne kadar kötü olduğunu.” “Ne kadar kötü kokabilir ki?” Lise birde, sigara içiyor diye terketmiştim yan sınıftaki sevgilimi. Ahmet. Sırf arkadaşları içiyor diye başlamıştı sigaraya, acemi bir tutuşu vardı. Koku almadığı halde terketmişti sevgilisini liseli Sevil; annesiyle tanıştırdığında yüzü ekşimişti çünkü annesinin. “Sigara mı içiyor bu?” diye sormuştu baş başa kaldıklarında, “işin yok kızım böyleleriyle.” Hak vermiştim anneme, demek ki herkes alıyordu kokusunu, “Sevil’in sigara kokan sevgilisi,” diyorlardı fısır fısır arkamdan. “Bula bula bunu mu bulmuş?” demesinler telaşıyla, ertesi gün ayrılmıştım hemen. “Ayrılalım,” dediğimde Ahmet’in bana bakışı geldi gözümün önüne; ben de böyle hayal kırıklığıyla öfkeyi karıştırıp bakıyorum demek ki Semih’e, her seferinde.

Test sonuçlanmıştır artık, bakmam lazım. Ya hamileysem? Ne yapacak Semih o zaman, karnı burnunda karısını çişini tutamadı diye yataktan mı atacak? Evin her yerinde boklu bebek bezleri, kusmuklu havlu öbekleri olacak; Semih evden mi kaçar acaba? Çocuğun altını koklayamadığım için her seferinde o kontrol edecek; kendi çocuğuna da bana baktığı gibi mi bakacak?

Çocuğum? Koku alacak mı? Koku almazsa sorun yok; benim gibi o da başa çıkar elbet. Koku almadığı için hayata küsen kimseyi görmedim şimdiye kadar. Ya koku duyusu Semih kadar gelişmişse? Yüzüme bakarsa gözlerini kısıp dudaklarını büzüştürerek? “Anne, bir koku geliyor, senden mi?”

Hayır, kokmuyorum! İnsan kokusu bu, pis bir koku değil! Evet, ben koku nedir bilmiyorum, ama her ne kokuyorsa, o benim bir parçam ve sevmek zorundasın onu da, eğer seviyorsan beni! Sevmiyorsan, katlanamıyorsan...

Testi alıp yere fırlatıyorum. Sonucuyla işim yok. Benim bu banyoda, bu evde işim yok.

Kapıyı açıp, çıkıyorum. Semih karşımda, bana bakıyor.

“Ellerini yıkadın mı?”

Gülümsüyorum. Son kez yüzüne, dudaklarına dokunup, “Hoşça kal!” diyorum.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Okurların Sevdiği, Eleştirmenlerin Kıy..Scotty Hendricks
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Maria Popova

21 Mart 2026

Einstein’dan Özgür İrade ve Hayal Gücü..

“Sezgiye ve ilhama inanıyorum. Kimi zaman haklı olduğumu hissederim ama bunun doğru olup olmadığını bilmem mümkün değil." Bizler savaşlar çıkarıp şiirler yazan, bunları yaparken de kendi benliğimizin büyüleyici illüzyonuna kapılan biyokimyasal..

Devamı..

Jafar Panahi ve Görünmez Kaza

Nedim Dertli

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024