Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Ağustos 2023

Kültür Sanat

Avrupa Birliği Yolundaki Türkiye

Cüneyt Ayral

Paylaş

0

0


Türkiye günden güne içine kapanan, kapatılmakta olan, dünyadan habersiz insanların “şükür etmeye” zorlandığı  yazık bir toplum olma yolunda hızla yol alıyor.

Kasım 2007 de Mevsimsiz Yayınları (Ankara) tarafından yayınlanan Girsek mi Girmesek mi? adlı kitabımda çoğu Dünya gazetesinde yayımlanmış olan makalelerimi toparlamış ve Türkiye’nin 2007 yılına kadar olan AB macerasını gözaltına almayı denemiştim, soncunda da Türkiye’nin AB’ye hiçbir zaman girmeyeceğini, giremeyeceğini söylemiştim.

26/02-29/03 2015 günleri arasında İstanbul Piramid Sanat Galerisi’nde ÇIRILÇIPLAK adıyla bir serginin küratörlüğünü yapmıştım. Sergiye davet ettiğim sanatçılardan birisi ABD'li fotograf sanatçısı Hugh Holland idi. Uzun yıllar eşcinsellerin fotograflarını çekmiş olan sanatçı bunları sergileme olacağı bulamamış, daha çok kay kay yapan gençlerin fotoğraflarıyla ünlü olmuştu. Aynı sergiye Fransız sanatçı Damien Guillaume ve Türk sanatçı Koray Erkaya da birkaç eşcinsel ve travesti fotoğrafı ile katılmışlardı.

“Çırılçıplak sergisi” açıldığının ertesi günü MHP’li olduğu söylenen bir grup genç tarafından basılmaya çalışılmış, polis tarafından korunmuştu. O günlerde Türkiye’nin AB ile ilgili herhangi bir söylemi ya da arzusu yoktu zaten.

Son seçimlerde Cumhur İttifakı LGBT+ları düşmanlaştıran çok tehlikeli bir söylemi seçim malzemesi yaptı. Eşcinselleri, transları doğrudan hedef gösteren bu söylem pek çok paradoksu da içeriyor.

Türkiye’nin “sanat güneşi” olarak anmakta olduğu rahmetli Zeki Müren bilinen bir eşcinseldi.

Bir dönem televizyonlarda izlenme rekorları kıran rahmetli Huysuz Virgin de bir eşcinseldi ve çok sevilirdi.

Türk Sanat müziğinin sevilen usta seslerinden Bülent Ersoy transeksüel ve Başkanlık Sarayının konukları arasında sürekli yer alıyor. 1980 darbesinin ardından bir dönem Türkiye’de yaşayamayan Ersoy, Turgut Özal hükümetleri ile ülkesine dönmüş , Özal ailesinin dostu olmuş, ardından Erdoğan’ın saray davetlerinde konuğu olabilmişti.

Uzun yıllardır benim gördüğüm İstanbul Harbiye ve Taksim’de özellikle hava karardıktan sonra “işe çıkan” travestiler ciddi bir ilgi görür. 

Ticaretin temel yasalarından birisi de arz-talep yasası değil midir? Yani eğer talep olmasaydı bu travestiler iş bulamayacak ve caddelerde bekleşmeyeceklerdi.

Osmanlı Sarayındaki eşcinselliğin nasıl algılandığına dair sarayın hekim başı kayıtlarına bakmak yeterlidir.

Türkiye’de eşcinselliği yasaklayan herhangi bir yasa olmamasına karşın, eşcinsellerin ve özellikle de travestilerin yaşamları hep çok zor olmuştur. 

Aileleri tarafından dışlanan, toplumun genelinde, gündelik yaşamda kabul göremeyen pek çok travesti sokaklarda fahişeliğe sürüklenmiş, bir yandan polis şiddeti ile baş etmeye çalışırken bir yandan da canlarından olmuşlardır. 

Oysa Türkiye’de benim tanıdığım, doktorluk yapan, ressam olan, ticaret hayatında başarılı olmuş pek çok travesti olduğu gibi, evlerinde kapalı yaşamakta olanlar da var. Öte yandan eşcinsel kadın ve erkeklerin pek çoğu bu duygularını açık etmeden toplum içinde zor da olsa yaşamlarını sürdürüyorlar.

Bu yazının başına oturduğum gün, Türk Kadın Voleybol Milli Takımı dünya şampiyonu oldu. Bu gurur ve sevinç verici olay karşısında sosyal medyada yayınlanan bazı mesajları bu yazıya resim olarak ekliyorum.

Hükümetin ve iktidar ortaklarının LGBT+larla ilgili nefret söylemleri çok tehlikeli bir boyuta ulaşıyor. Eşcinsellerin ölümle tehdit edilemeye başlayacağı bir ortam hızla hazırlanırken, eşcinsele benziyor düşüncesi ile 20 gün göz altında tutulup ardından sınır dışı edilen turistin başına gelenler turizm açısından da Türkiye’yi ciddi olarak zayıflatacak olan bir olay, hele hele bu tür olaylar sürer ise, gazeteci Nevşin Mengü’nün söylemiş olduğu gibi, ölümlerle sonuçlanırsa Türkiye’nin dünyaya kendisini anlatması ve savunmaya kalkışması iyice zorlaşacaktır.

Eşcinselliğin, travestiliğin bu biçimde ayrımcı söylemlerin konusu edilmesi toplumda yeni bir düşman olarak yaratılmaya başlanması onarılmaz bir yara oluşturmaktadır.

Türkiye’nin yüzünü yeniden Avrupa Birliğine çevirdiği şu günlerde Paris’in ünlü George Pompidou kültür merkezinde açılan bir sergiyi anlatmak için yazmaya başlamıştım. Serginin adı “çok şükür ki eşcinselim” (Thank God I’m Gay).

Fransız Kültür Bakanlığı’nın da desteğini almış olan sergi eşcinsellikle ilgili pek çok resim, fotoğraf ve gazete kupüründen oluşuyor, ayrıca pek çok video art da sergide yer alıyor.

Demem o ki Türkiye’nin bugünkü durumu, anlayış ve kavrama biçimi, davranışları ile Avrupa Birliği arasında inanılmaz derin bir ayrım var ve Türkiye’nin AB ile yan yana gelebilmesi hemen hemen mümkün değil.

Bugün AKP ve yandaşlarının iktidarı sona erse bile, muhalefet iktidarı elde edebilse bile toplumda yaratılmış olan bu sevgisiz ve anlamsız ayrımcılığın ortadan kalkması için nesillerin değişmesi gerekecek.

Türkiye günden güne içine kapanan, kapatılmakta olan, dünyadan habersiz insanların “şükür etmeye” zorlandığı  yazık bir toplum olma yolunda hızla yol alıyor. Ne yazık ki bu gidişe dur diyecek bir muhalefet anlayışı da yok.

Türkiye AB ye giremeyecek ama LGBT+ların AB ülkelerine iltica hakları apaçık doğmuş durumda, çünkü canları tehlikede!


YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Hayat ve EdebiyatHasan Parlak
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Gil Shohat

31 Ağustos 2025

Bitimsiz Bir Savaşın Ortasında İsrail ..

İsrail’in sessizliğinde çatlaklar oluşmaya başladı. İsrail Solu’nun Gazze Şeridi’nde devam eden tek taraflı savaşa karşı tutumunu nasıl anlatmalı? İsrail’in Filistinlilere karşı yürüttüğü bu yıkıcı savaş ve soykırım karşısında sessiz kalmayı tercih eden bir ..

Devamı..

Düşünmek Bir Lüks Haline Geldi

Mary Harrington

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024