Online görüşmeler 2020 yılı öncesinde çok kısıtlı şekilde kullanılıyordu. Bu alanda çalışan uzaktan üniversiteler ya da sayısı yine çok az olan tamamen online şirketler çeşitli uygulamaları kullanarak online görüşmeler yapıyordu. Pandemi ile birlikte tüm şirketlerin, okulların kapanması ve uzaktan eğitim ile çalışmanın yaygınlaşması, bugün Covid-19'u geride bıraktığımız 5'inci yılda yaşamımızda önemli bir değişikliğe de yol açtı. İş dünyası, sağlık, eğitim her alanda büyük bir online görüşme trafiği hakim.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki tüm iş hayatı büyük oranda online alana kaymış durumda. Günümüzde insan kaynakları mülakatlarının yüzde 80-90'ı online şekilde gerçekleşiyor. Öte yandan PR ve pazarlama faaliyetlerinin en az yüzde 60'lık bölümü online gerçekleşiyor. Sağlık alanında muayenelerin yüzde 35-40 alanındaki bölümü de yine hasta ile doktorun online görüşmesi ile ilerliyor. Konu eğitime geldiğinde tamamen uzaktan eğitim veren üniversiteler, liseler bulunuyor. Dünyada pek çok öğrenci, bulunduğu ülke ya da başka bir ülke ile online görüşme sayesinde eğitim alıyor.
Çalışanlar büyük bir online yük altında
Bunun yanında iş yaşamındaki bu online olma hali, çalışanlar üzerinde de önemli bir yük oluşturuyor. Küresel ölçekteki araştırmalara göre günümüzde 2020 yılında günde 10 milyon kişinin aktif şekilde kullandığı online görüşme platformları, bugün günde 550 milyon kişi tarafından kullanılıyor. Günümüzde online görüşme süresi ise günde 9 milyar dakikaya ulaşmış durumda. Micsoroft araştırması da bu verileri doğruluyor. ABD'li şirkete göre 2020 yılından günümüze kadar online görüşme trafiği yüzde 300 dolayında artmış durumda. 2020 yılında görüşmelerin yalnızca yüzde 17'si online olurken bugün yüzde 70'i online gerçekleşiyor. Dünyada ve Türkiye’de şirket çalışanları 8 saatlik mesaileri boyunca 3 ile 7 arasında online görüşme gerçekleştiriyor. Her biri 45 dakika ile 1.5 saat süren bu toplantılar şirket içi görev dağılımından yönetim kuruluna, ulusal ve uluslararası pazarlamadan insan kaynakları mülakatına kadar çeşitleniyor. İş güvenliği ve şirket içi eğitimler de eklenince, kurumların online görüşme trafiği kişi başı haftalık 25 saati aşan sürelere dayanabiliyor. Bir başka değişle iş dünyasında çalışanlar online hayata alışmaya çalışıyor. Fakat online toplantılar birbirinden farklı konularda, birbirinden farklı dillerde gerçekleşiyor. Buna uyum sağlamak kolay olmuyor. Online görüşmeler sırasında konsantrasyon düşüyor, ifadeler yoğunluk ve yorgunluk nedeniyle yanlış anlaşılabiliyor. Sorulması gereken sorular sorulamıyor ya da yanıtlanamıyor. Bu da ortaya çalışanların düşük performansını getiriyor.

Kaygılar ve sorunlar tetikleniyor
Online görüşmeler büyük bir kolaylık sağlıyor. Zaman ve ulaşım tasarrufu getiriyor. Bu nedenle de iş veren tarafından çok tercih ediliyor. Ama bir de işin kaygı ve endişe boyutu söz konusu. Online görüşmelerin iş dünyasındaki ağırlığı arttıkça, çalışanlar üzerindeki psikolojik, nörolojik ve profesyonel etkileri de daha net görünmeye başladı. Bu etki, hem ciddi bir esneklik ve verimlilik konforu sağlarken hem de kronik bir dijital yorgunluğu beraberinde getiren iki ucu keskin bir bıçak gibi oluşuyor. Nörolojik Yorgunluk yani Ekran Yorgunluğu en sık görülen sorun olmaya başladı. Stanford Üniversitesi'nin bu alandaki araştırmaları, online görüşmelerin beyni yüz yüze iletişimden çok daha fazla yorduğunu ortaya koydu. Buna göre; sürekli göz teması illüzyon ile yüz yüze bir toplantıda insanlar sırayla konuşmacıya bakar, not alır veya etrafa bakınıyor. Online görüşmede ise ekrandaki herkes (büyük yüzlerle) sürekli doğrudan size bakıyormuş gibi hissediyor. Beyin bunu hiper-uyarılmış bir durum veya gizli bir "tehdit/odak" olarak algılar ve sürekli tetikte kalıyor. Kendi aynana bakmak olarak tanımlanan durumda ise toplantı boyunca ekranın bir köşesinde kendi görüntünüzü görmek, kişide sürekli bir "kendini izleme ve yargılama" dürtüsü (ayna etkisi) yaratıyor. Saçım nasıl duruyor, mimiklerim nasıl gibi kaygılar zihinsel enerjiyi hızla tüketiyor. Bunun yanında sözsüz iletişim eksikliği de oluşuyor. Beynimiz jestleri, mimikleri ve beden dilini bilinçaltında otomatik olarak işliyor. Online ortamda bu ipuçları sınırlı olduğu için beyin, söylenenleri anlamlandırmak adına iki kat daha fazla efor sarf ediyor. Ayrıca gözetlenme ve performans kaygısı da bir başka sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Türk mühendislerden soruna çözüm geldi
Gerçekleşen her online görüşmenin değerlendirilmesi için özetinin ve notlarının alınması ise mesainin bir başka önemli bölümünü oluşturuyor. Bu noktada şirketler, katılımcılardan KVKK onayı alarak ya ses ve görüntü kaydı yapıyor. Online toplantı yoğunluğu göz önünde alındığında oluşan büyük boyutlu arşiv için ise yüklü depolama alanı harcaması gerçekleştiriyorlar. Yine pek çok şirket ise sekreterya kadrosu oluşturarak, online toplantılarda görüşme notu ve özeti tutma yoluna gidiyor. Toplantı yoğunluğu, gündemdeki konuya hâkimiyet sağlanamaması ve konsantrasyon eksikliği ile en çok da toplantı sürerken farklı nedenlerle konuşmadan ayrılıp geri dönme sebebiyle notlar ve özetler eksik veya hatalı oluşuyor. Gün içinde katılmak zorunda olunan toplantı sayısının artmasına paralel online görüşme sırasında konuya odaklanmak, konuşmacıya bağlama göre soru yöneltmek ve yanıt vermek ise kariyeri tehlikeye atan boyuta sorunlara yol açıyor. 2025 yılında ABD’nin Los Angeles şehrinde üç Türk mühendis Halil Şekeroğlu, Kâzım Anıl Korkmaz ve Mehmet Secerli tarafından devreye alınan gerçek zamanlı yapay zekâ sohbet asistanı Edisyn, online görüşmelerin sağlıklı, verimli ve nitelikli geçmesini sağlıyor. Edisyn kendi alanında en yenilikçi özellikler olan “Akıllı Yanıt”, “Akıllı Sorular”, “Hızlı Özet”, “Edisyn’a Sor”, “Hayalet Mod”, “Ekran Görüntüsü Yakalama” ve “Otomatik Soru Tespiti” özellikleri ile donatıldı. Global çapta kullanıcı sayısını her geçen gün artıran Edisyn, online toplantılarda arka planda görünmez asistan olarak çalışıp notlar, özetler, sorular, yanıtlar ve analiz gibi pek çok işi aynı anda hallediyor. Zoom, Microsoft Teams, Google Meet ya da başka bir görüşme platformunda kolayca açılabilen Edisyn, Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, Korece, Çince ve Arapça gibi pek çok dil seçeneği ile kullanılabiliyor. Bilgisayarın ses çıkışını gerçek zamanlı olarak dinleme esasına dayalı çalışma prensibine sahip Edisyn, bu şekilde konuşmaları anında metne dönüştürüyor. Mimarisi düşük gecikme süresine ve çoklu yapay zekâ yönetimi ile gerçek zamanlı veri akışı önceliğine göre tasarlanan Edisyn, kritik öneme sahip görüşmelerdeki hiçbir anı kaçırmıyor. Bu özelliği sayesinde, toplantı dökümü ve notunu klasik yöntemlerle tutmakla görevlendirilen kişilerin görüşmede ekstra ses ya da video kaydı almasına gerek kalmıyor; eksik veya yanlış not tutma sorunu tamamen ortadan kalkıyor.
Uyarıcıdan etkilenmeyen konsantrasyon
Faaliyete geçtiği günden itibaren dünya genelinde sanayi, perakende, enerji, savunma, lojistik, havacılık, ulaşım ve medyanın da aralarında bulunduğu pek çok global kuruluşun uygulamayı kullandığını kaydeden Edisyn Kurucu Ortağı Mehmet Secerli, “İnsan konsantrasyonu bir uyaranla kolayca dağılabilir ve bu da yanlış not alınmasına yol açabilir. Edisyn ile görüşmelerde ham metin dökümü almak, kısa ya da detaylı özet çıkartmak, aksiyon maddelerini sıralamak ve konuşma akışını kronolojik şekilde düzenlemek artık çok kolay hale geldi” dedi. Edisyn’un önemli özelliklerinden birinin toplantı sırasında paylaşılan ekran ve sunum içeriklerini analiz edebilmesi olduğunu belirten Secerli, “Toplantılarda yalnızca konuşmalar değil, paylaşılan slaytlar ve görseller de büyük önem taşıyor. Edisyn, ekrandaki içerikleri de görüşme bağlamına dahil ederek kullanıcıların kritik detayları daha kolay takip etmesine yardımcı oluyor” ifadesini kullandı. Edisyn’un Windows ve iOS işletim sistemleriyle tam uyumlu çalıştığını belirten Secerli, “Öte yandan Edisyn altyapısında, farklı kullanım senaryolarına göre birden fazla yapay zekâ modeli birlikte görev yapıyor. Platformumuz OpenAI, Google Gemini, Anthropic ve farklı AI sağlayıcılarıyla entegre çalışabilecek oldukça esnek bir mimariye sahip. Mevcut yapı sayesinde sistem; toplantının diline, yoğunluğuna ve kullanım senaryosuna göre en uygun modeli dinamik olarak seçebiliyor ve gerektiğinde otomatik model geçişi yapabiliyor” ifadelerini kullandı.






