Pink Floyd’un The Wall’u Klasik Operaya Uyarlandı: Another Brick in The Wall - The Opera

Pink Floyd’un The Wall’u Klasik Operaya Uyarlandı: Another Brick in The Wall - The Opera


Twitter'da Paylaş
0

Roger Waters: “Savaşın asıl kaynağı ideoloji ya da din değil. Para.” [caption id="attachment_26820" align="aligncenter" width="800"] Roger Waters: ‘Büyük bir yalan söylenirse ve yeterli sıklıkta tekrar edilirse, insanlar sonunda buna inanır. Kimin sözü bu? Joseph Goebbels."[/caption]
Pink Floyd’un Kasım 1979’da çıkan albümü The Wall operaya uyarlanıp sahnelerdeki yerini alırken, günümüzdeki yankısı sürüyor. Roger Waters, bugün The Wall’un neyi temsil ettiğini ve Trump’ın neden kaçınmamız gereken her şeyin simgesi olduğunu açıklıyor. Bugünlerde The Wall (Duvar) dendiğinde, İngilizce haberleri de takip eden bir insanın aklına, ilk olarak Donald Trump’ın Birleşik Devletleri Meksika’dan ayıracak sınır duvarı teklifi geliyor. Ama geri kalan herkesin aklında, Pink Floyd’un 1979 tarihli albümü The Wall beliriyor. Another Brick in the Wall: The Opera, Opéra de Montréal ve grubun eski basçısı ve söz yazarı Roger Waters’ın işbirliğiyle hazırlandı. Quebec’in 375. yıl dönümü kutlamaları için düzenlenen etkinlikler çerçevesinde, 11 Mart’ta Quebec operasında açılışını gerçekleştirdi. Grubun rock operasını klasik operaya uyarlama fikri Roger Waters’a ne kadar zor gözükse de, besteci Julien Bilodeau ve Opéra de Montréal’in o zamanki yönetici müdürü Pierre Dufour, kendisine bu fikirle geldiklerinde, teklifi kabul etmeye karar verdi. “Onlara çok kibar ama ciddi bir e-posta ile karşılık verdim. Tecrübe ettiğim kadarıyla, genellikle popüler müzik, ama özellikle rock’n’roll ve senfonik orkestra ortaklığında hazırlanan yapımların gerçek birer faciayla sonuçlandığını ve tekliflerinin çok kötü bir fikir olduğunu söyledim” diyor Waters. “Daha sonra Pierre Dufour’dan bu harika yazı geldi. Fikirlerini o kadar etkili ve güzel savunuyordu ki onlarla buluşmayı kabul ettim.” Dufour, Bilodeau ve yönetmen Dominic Champagne Waters’la tanışmak için New York’a geldi. Yanlarında Comfortably Numb ve Another Brick in The Wall, Part 2’nin opera uyarlamaları ve tasarımını da getirmişlerdi. Waters bundan çok etkilendiğini söylüyor. “Fikir alış verişinde bulunmaya başladık. Beş saat geçti ve hâlâ tartışıyorduk. Bu toplantıdan sonra şöyle dedim, ‘Ne diyeceğim biliyor musunuz? Tamamdır, beni ikna ettiniz. Hadi yapalım.” Waters, müziğini Bilodeau’nun bestelediği yeni eserin ekibine, opera yazarı olarak katıldı. Şef Alain Trudel ve Champagne Metropolitan Orkestrası’nı yönetirken, Etienne Dupuis, Roger Waters ve Syd Barrett’tan ilham alınarak yaratılan orijinal rock operasının hayali kahramanı Pink Floyd’u canlandırıyor. [caption id="attachment_26819" align="aligncenter" width="800"] Another Brick in The Wall’un açılış gecesinden bir sahne.[/caption] Montreal, operanın açılışı için anlamlı bir seçim. Çünkü The Wall’un orijinal hikâyesi, 1977’de Montreal Olimpik Stadyumu’nda, Waters’ın sahneye çıkmaya çalışan bir hayranın suratına tükürmesiyle başlamıştı. Bu, Pink Floyd konserini bitiren ve hayranı şoka uğratan bir hareket olmuştu. Waters o günle ilgili şöyle diyor: “O an hayatımı değiştiren bir andı. O anlık tepkim beni her şeye ne kadar yabancılaşmış olduğumu düşünmeye itti. Bir anda kafamda bir ampul yandı ve içimdeki şovmen şöyle dedi: ‘Bir rock gösterisi düzenlesek ve o adama tükürmeme sebep olan yabancılaşmayı fiziksel bir dışavurumla anlatmak için, grupla dinleyiciler arasına bir duvar inşa etsek nasıl olur acaba?’” Böylece, The Wall 1979’da hayata geldi ve 23 milyon satışla Birleşik Devletler’in en çok satılan albümlerinden biri oldu. Albümün hem müziği hem de hikâyesi, Bob Geldof’un Pink’i canlandırdığı 1982 tarihli film Pink Floyd – The Wall, diğer turneler, konserler, canlı konser videoları ve lazer ışık gösterileriyle tüm dünyada yaşatılmaya devam etti. “The Wall 1979’dan beri insanları harekete geçirmeye devam ediyor. İnsanların bu kadar ilgisini çekmesi harika. Dominique ve Julian’ın bu sorumluluğu üstlenmesi ve The Wall’u farklı bir türe uyarlayıp klasik opera dünyasına katması önemli bir adım. Gerçekten onur verici.” Orijinal hikâye, Waters’ın hayal kırıklıkları ve kişisel mücadelelerinden ortaya çıksa da, politikadaki son gelişmelere cevap verecek şekilde kısmen değiştirildi. Waters da Trump’ın ayrıştırıcı söylemlerinin hayranı olmadığı için bu uyarlamaya karşı çıkmadı. “Hepimiz kardeşiz. Böyle bir ayrımcılık karşısında üzerimize düşen, işbirliği yöntemleri geliştirmek ve birbirimize karşı olabildiğince nazik ve anlayışlı yaklaşmak. Hepimiz, dünya dediğimiz bu minicik, önemsiz, kırılgan gezegende yaşamı katlanılabilir kılmak için elimizden geleni yapmalıyız” diyor Waters. [caption id="attachment_26821" align="aligncenter" width="800"] Alan Parker’ın filmi The Wall’dan Bob Geldof.[/caption] The Wall’da (en azından film versiyonunda) bir distopya öngören ve neo-Nazi topluluğuna liderlik eden bir diktatörle kabus gibi bir senaryo hazırlayan Waters, Trump’ın despot eğilimleri karşısında endişeye kapıldığını söylüyor. “Despotlar, ister Saddam Hüseyin ister Donald Trump olsun, ne zaman kendilerine bir anıt dikseler hep aynı gözüküyorlar. Garip bir şekilde, bu insanlar sağduyudan uzaklar. Bu sebeple, hangi anıtı dikerlerse diksinler sanki bir despot kataloğundan seçmişler gibi onları altın ve mermerle dolduruyorlar. New York Beşinci Cadde’deki Trump Tower mesela. Mükemmel. Altın yaldızlarıyla Trump. Uzak durmamız gereken her şeyin net bir sembolü.” Politika da aklında yer edinirken Waters’ın yaratıcı eserlerini yavaşlatmaya hiç niyeti yok. Opera sahneye hazırlanırken, Waters da The Wall’a yenilik katmak için çalışmalarına devam ediyor. Yeni bir sahne yapımı, bir film ya da Waters’ın konservatuvar müzik öğrencileriyle atölye çalışmalarının sonucunda çıkacak sadeleştirilmiş bir gösteri olabilir. “Ağlayacaksınız” diyor Waters. “Ağlayacaksınız çünkü tüm hayat tecrübelerimizin temelinde bu var. Hepimiz kadın ve erkeklerimizin para hırsı ve ticarete kurban gitmesinden bıktık artık. Savaşın asıl kaynağı ideoloji ya da din değil. Para. Hep para oldu. Hep para ve güç için insanlar birbirini öldürdü. İnsan ırkının yolun sonundaki nihai yıkıma dörtnala koşuşunu izlemek gerçekten üzücü. Tek inancımız sevgi. Sahip olduğumuz tüm enerjiyle yaymamız ve korumamız gereken bu.” Kanada’ya yolunuz düşerse, biletler için. Yukarıdaki resim: No education, no thought control”: Another Brick in The Wall’un açılış gecesinden bir sahne. (Guardian)

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR