“Hakiki sonsuzluk ya/ya da’nın ardında değil önündedir.”
“Bir hakikati, zıttının da hakikat oluşundan tanıyabilirsiniz,” diyor, Nobel ödüllü fizikçi Frank Wilczek hayatın kuantumu olarak tamamlayıcılık üzerine çalışmasında.
İz bırakan Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard (5 Mayıs, 1983—11 Kasım, 1855), bundan yaklaşık iki asır önce, 1843 tarihli baş yapıtı Ya/ Ya da: Hayattan bir Kesit’te aynı kavramın bitmez tükenmez metafiziksel boyutlarını inceliyor. Bilgeliğini kanıtlayan incelemeleri onu mutsuzluğun ana kaynağına ve varoluşsal boşluğun tek tedavisine götürüyor.
Çağdaşı Charles Darwin’in evliliğin artılarını ve eksilerini derlediği listesinin hemen ardından Kierkegaard bu bilindik ikilemden varoluşsal ikilemlerimizle ilgili daha genel prensiplerin çıkarımını yapıyor:
“Evlenirsen, pişman olursun; evlenmezsen pişman olursun; evlenirsen ya da evlenmezsen, her iki şekilde de pişman olursun, evliysen ya da evli değilsen yine pişman olursun. Hayatın çılgınlıklarına gül, pişman olursun; ağla, pişman olursun, hayatın çılgınlıklarına gül ya da ağla, iki şekilde de pişman olursun; birisine inan, pişman olursun; inanma, pişman olursun; inan ya da inanma, iki şekilde de pişman olursun. Kendini asarsan pişman olursun, asmazsan yine pişman olursun; kendini as ya da asma, her iki şekilde de pişman olursun. Kendini astın, yine pişman olursun; kendini asmadın, yine pişmansın; astın ya da asmadın, her şekilde pişmansın. İşte, pratik aklın özeti budur.”
Kendini bu “çifte pişmanlığın” sarmalında kapana kısılmış bulmak, Kierkegaard’ın uyarısıyla, sonsuzluğu “acı verici anların ardışıklığına” indirgemektir:
“Her şeyi sonsuzluk kipi (aeterno modo) içerisinde görüşüm sadece anlarla sınırlı değil, Spinoza’nın da dediği gibi, ben sonsuzluk kipiyim (aeterno modo). Birçok insan iki seçim arasında seçim yaptığında ya da bu seçimleri bir şekilde harmanladıklarında kendilerinin bir sonsuzluk kipi olduğunu düşünür. Ancak bu bir yanlış anlamadır, hakiki sonsuzluk ya/ya da’nın ardında değil, önündedir.”
Ya/ya da kapanını aşmak Kierkegaard’a göre ihtimallerin muazzam artışını beraberinde getirir ve bu, hayattaki en büyük ödüldür:
“Eğer bir dilek hakkım olsaydı, ne para ne de güç isterdim. Onu sadece her zaman dinç, baktığı her yerde ihtimaller gören ateş dolu bir çift göz için harcardım. Haz hayal kırıklığına uğratır, ihtimaller değil.
Brain Pickings
Çeviren: Alper Güngör






