Benim Aklım Bana Düşman
17 Nisan 2019 Öykü

Benim Aklım Bana Düşman


Twitter'da Paylaş
0

Daha fazlasını yapmaya gücüm yetmiyor ki benim. Ne yapayım yani intihar mı edeyim? Babam öldüğünde henüz on yedi yaşındaydım. O zamandan beri beynimin ortasına çiviyle çakılmış bir tablo gibi duruyor ölüm. Ne demek istediğimi anlıyorsun değil mi? Biliyorsun, beni dinliyor gibi yapanlardan nefret ederim. Kulaklarıma uzun uzun çığlık sesleri geliyor bazen. Umursamak istemiyorum ama başkası olsa çıldırabilirdi. Kim bilir belki ben de çıldırmışımdır. Yalan yok! Sokak çocuklarının bana nasıl baktığını görsen üzülürsün. Geçen gün önlerinden geçerken oynadıkları top bana çarptı diye nasıl korkmuşlardı yavrucaklar. Muazzam bir korku ile bakıyorlar suratıma. Söylesene, sence ben o kadar korkunç muyum?

Ben her Pazar akşamı oturur saatlerce kalbimi dinlerim. Arada belki durur diye nefesimi tutuyorum. Ölmek istediğimden değil, sadece meraktan. Üst kattaki Münevver Hanım yiyemediği dolmaları bana getirir her zaman. Kocası Asım Bey ise hiç haz etmez benden nedense. Kadıncağız bana dolma getiriyor diye demediğini bırakmıyor. Hoş, havaya bağırıyor. Münevver Hanım nerden baksan yüz yirmi kilo var. Asım Bey’i sorsan 1,50 boyunda elli kilo bir adam. Tüm tartışmalarında Münevver Hanım hep alttan alıyor. Asım Bey de zannediyor ki o bağırıyor diye susuyor kadıncağız. Yoksa Allah seni inandırsın, Münevver Hanım kucağına otursa, adamın amel defteri oracıkta kapanır.

Size bir şey sorabilir miyim Doktor? Beni buradan ne zaman çıkaracaksınız? Biliyorsunuz, yaklaşık yedi yıldır buradayım. Ve inanır mısınız inanılmaz derecede sıkılmış durumdayım. Koğuş arkadaşım Osuruk Osman da geçen gün öldü biliyorsunuz. Ah! Ne çok severdik birbirimizi. Bir keresinde pencereden yıldızlara bakıp şahane bir şarkı söylemişti. Şarkının adını hatırlamıyorum. Gerçi hatırlamam da mümkün değil, çünkü uydurmuş şarkıyı. Defalarca aynı nakaratta farklı sözler söyledi durdu. Bir insan lakabının hakkını ancak böyle güzel verebilirdi doğrusu.

O gittiğinden beridir inanın hiçbir şeyin tadını alamıyorum. Hayatın neşesi birden uçtu gitti. Kanatları kırılmış yetim bir güvercin gibiyim sanki. Yok, yok bu kadar şiirsel değil daha sert bir şey söylemeliyim, o zaman daha iyi anlarsınız; Piç! Evet, Piç gibi.

– Yedi yıldır buradasınız öyle değil mi Bilal Bey?

– Evet, doktor bey tam tamına yedi yıldır buradayım

– Buraya nasıl geldiğinizi hatırlıyor musunuz?

– Elbette. 19 Haziran 1993 Pazar günü. Ben ve güzeller güzeli sevgilim akşam vakti dışarıda yürüyorduk. Onun gözlerine baktığımda dünyanın en mutlu erkeği bendim. Eğer aşkın bir tarifi yapılsaydı mesela, mesela benden böyle bir şey isteselerdi eğer büyük büyük şairler onlara sadece şunu söylerdim: Aşk, gözünüzün önünde duran muhteşem güzellik yok olduğunda dahi onun hayaline sarılıp avunmaktır.

– Ne oldu o gün Bilal Bey? Devam edin lütfen.

– O gün… O gün işte biz güzel güzel yürürken önümüzü kestiler doktor bey. Sayılarını hatırlamıyorum. Ah! Gücüm yetmedi benim, gücüm yetmedi. Lanet ellerim hiçbir işe yaramadı. Ağzımızı, yüzümüzü bağladılar doktor bey. Sonra, bir yere götürdüler. Pis, karanlık bir yer. Beni bağladılar sandalyeye vurdular, vurdular, vurdular. Sonra, sonra onu önümde soydular doktor bey. Pis ellerini onun önünde gezdirdiler. Kulaklarım çınlıyor bak, onun çığlıkları bunlar. Ben hiçbir şey yapamadım, yapamadım! Sonra, sonra onu gözümün önünde doktor bey, BU KÖR OLASICA GÜZÜMÜN ÖNÜNDE HEM DE DEFALARCA DOKTOR BEY DEFALARCA…

– Sakin olun Bilal Bey? Bağırmayın. Tamam tamam, geçti.

– Geçmedi doktor bey. Geçmedi! Tam yedi yıldır değişen hiçbir şey yok. Tam yedi yıldır aklımın içinde ölüm var. Tam yedi yıldır ölemiyorum ben doktor bey. Benim aklım bana düşman. Beni buradan çıkarın doktor bey, beni buradan çıkarın. Aklımı özgür bırakın. Bırakın öleyim bildiğin gibi. Bırakın beni, bırakın!

– Hemşire hanım, hemşire hanım!

– Buyrun doktor bey.

– Hemen bir sakinleştirici iğne, acil!

(10 DAKİKA SONRA)

Aslında bakarsanız bence Münevver Hanım Asım Bey’i çok seviyor. Yoksa nasıl dayanır insan böyle bir adama allah aşkına? Adam hem kel hem kısa hem çirkin. Üstelik bunun hiçbirini kabul etmiyor. Ben o kadıncağızın yerinde olsam bir gün bile sokmazdım o adamı eve. Hoş, ne bulmuş da evlenmiş o salatalık suratlı herifte o da ayrı bir muamma. Ayrıca Münevver Hanım çok güzel dolma yapar, söylemiş miydim?

– Söylemiştiniz Bilal Bey.

– Doktor Bey size bir şey sorabilir miyim?

– Tabii Bilal Bey.

– Beni buradan ne zaman çıkaracaksınız?

– İyileştiğinizde Bilal Bey, iyileştiğinizde.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR