Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Ekim 2020

Öykü

Çıkmaz Sokak

Serten Sungur

Paylaş

2

0


Gürültüyle kapandı Gül apartmanının demir kapısı. Mahallenin sakin sokaklarında çınladı metalin metale çarpma sesi. Hızlı adımlarla yürüyen bir kadın belirdi sokakta. Koşarak uzaklaşmak ister gibiydi ama kırmızı, topuklu ayakkabıları ve ardında sürüklediği terkerlekli, mor valizi buna engel oluyordu belli ki. Yüzündeki yaşlar, beraberinde sürüklediği makyajı ile siyah çizgiler eşliğinde süzülüyordu çenesine doğru. Bozuk zemin sürekli sendelemesine sebep oluyordu kadının. Hatta bir keresinde az daha bileğini kıracaktı. Ağlayarak, attığı hızlı adımlar ve ardında çekiştirdiği yük sebebiyle daha sokağı bitirmeden kendisi tükenmek üzereydi. Durdu. Valize tutunarak ayakkabılarını çıkardı ve eline aldı. Yolun geri kalanını yalın ayak tamamlamaya karar vermişti. Sokakta, artık topuk sesleri yankılanmıyordu belki ama öfkeyle sürüklenen valizin tekerlekleri yeterince gürültü çıkartıyordu. Belli belirsiz bir melodi duyulur oldu birden. Kadın, yanında sallanan çantasın fermuarını açmaya çalışırken ayakkabılardan birini düşürdü ve öfkeyle diğerini de fırlattı gelişi güzel. Çantasından, ısrarla çalmakta olan telefonunu çıkardı ve kimin aradığını görmek için elinde çevirdi. Ekranda yazan isim onu öyle sinirlendirdi ki telefon da ayakkabılar ile aynı kaderi paylaştı. Bir kedi, endişeli bakışlarla, oldukça temkinli bir şekilde kadının yanından geçti ve ardına bakmadan uzaklaştı.

Artık ağlamıyordu kadın, etrafa bir şeyler fırlatıp, parçalamak onu rahatlatmış gibi görünüyordu. Sonradan pişman olacağı bir şeydi belki bu ama şimdilik işe yaramış görünüyordu. Yeniden, valizi arkasında sürükleyerek sokağın sonuna, caddeye doğru ilerlemeye devam etti. Artık daha yavaş adımlarla ilerliyordu. Sanki bir şeylerin tanını çıkarıyor gibiydi kadın. Kim bilir? Belki son bulan bir şeyin ya da son bulan o şeyin yeni bir başlangıca açtığı kapının huzuruydu yüzüne vuran. Ağır ağır ilerledi caddeye doğru. Beli bir taksiye atlayıp gidecekti buralardan, belkide bir otobüs durağında soluklanacaktı D8 gelene kadar sonra da otobüs terminaline gidecekti.

Sokağın caddeye vardığı noktada durdu. Önünde deniz uzanıyordu. Denizin üzerinde hafif bir kızıllık vardı. Artık gün ağarıyordu. Deniz ile arasında akan trafiğe baktı bir süre kadın ve sonra deniz kenarında gördüğü boş bir banka dalıp gitti bir süre. Bu saatlerde denizi izlemek güzel olurdu. Kadın yola doğru bir adım attı ve sonrası korna sesleri, bir fren sesi, havada diske sürtünüp ısınan balatanın rahatsız edici kokusu asılı kaldı bir süre. Kadın karşıya geçti, gördüğü bank hala boştu. Gidip oturdu ve manzaranın tadını çıkarmaya başladı. Önünden insanlar geçiyordu, üzerlerine hırka giymiş insanlar gördü kadın. Kendisinin üşümediğini far ketti. Martılar bağıra bağıra uçuşuyordu denizin üzerinde. Arkasında trafiğin uğultusu, korna sesleri, kalabalığın sesi vardı. Bitmek bilmeyen bir karmaşa. Şehirde yeni bir gün başlıyordu. Oturduğu bankta ardına yaslanıp gözlerini yumdu kadın. Öyle huzur veren bir duygudur ki.

Bir ambulans sesi duyuldu caddede. Polis, kalabalığı dağıtmaya çalışıyordu. Sağlık görevlileri insanların meraklı bakışları eşliğinde görevlerini yapmak için yerde yatan şahsın yanına geldiler. Nabız yoktu. Bir süre hayata döndürmek için uğraştılar ama olmadı. Sedye yardımıyla ambulansa taşıdılar. Polislerden biri, bir elinde ufak bir omuz çantası taşıyordu. Diğer eliyle de ardında tekerlekli mor bir valiz sürüklüyordu. Onca gürültü içerisinde zar zor duyuluyordu valizin asfalt üzerinden yuvarlanan tekerleklerinin sesi. Gün henüz ağarırken, ambulans siren sesleriyle ayrıldı olay yerinden. Kalabalık yavaşça dağıldı. Hayat tüm hızı ile akmaya devam etti.

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Hırvatistan, dünyanın ilk ücretsiz oku..Metin Rudar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Uğur Ugan

17 Nisan 2026

Dinçer Güçyeter: "İnsan, geçmişinden n..

Misafir işçi olarak Almanya’ya giden anne-babasının sessiz kalmış hikâyesini, üç kuşağa yayılan bir göç anlatısı olarak romana dönüştüren Dinçer Güçyeter ile Türkçe çevirisiyle “yuvaya” dönen “Almanya Masalımız..

Devamı..

Emperyalist Savaşlara Kitlesel Direniş..

M. A. Karlin

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024