Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Nisan 2020

Hayat

Svenja Flasspöhler: "Koronavirüs dönemi bize düşünmek için bir alan sağlıyor.”

Oggito

Paylaş

5

0


Şimdi bu kapitalist sistemin ne kadar kırılgan olduğunu ve bu hiyerarşiyi yeniden düşünmenin zamanının geldiğinin farkındayız.

Duraklayın, düşünün, bir nefes alın: Filozof Svenja Flasspöhler mevcut durma halimizde bir umut ışığı görüyor.  Bu arayı, sonsuz tüketim döngüsünden çıkma ve toplumu yeniden düşünmeye başlama şansı olarak yorumluyor.

Philosophie Magazin'in genel yayın yönetmeni filozof Svenja Flasspöhler, 2013 yılından bu yana Wolfram Eilenberger, Gert Scobel ve Jürgen Wiebicke ile birlikte uluslararası felsefe festivali Phil. Cologne’u yürütüyor. Daha önce Alman radyo yayıncısı Deutschlandfunk Kultur'da edebiyat ve beşeri bilimler baş editörü olarak çok sayıda makale ve kitap yazdı.

Thorsten Glotzmann: Bayan Flasspöhler, burada bahçenizde buluşuyoruz. Son günlerde insanların süpermarkette yaptıkları bütün istifi göz önünde bulundurduğunuzda, şimdi kendi kendine yeterlilik rönesansını yaşadığımızı düşünüyor musunuz?

Svenja Flasspöhler: Bahçenin önceki kiracıları, 1920'lerdeki çocukluk zamanlarından beri burayı kullanan yaşlı evli bir çiftti. 1950'lerde Almanya'da ciddi bir eşya ve konut sıkıntısı olduğunda çocuklarıyla birlikte buraya taşınmışlar. Burada da belli bir geleneği sürdürüyoruz. Ben de nispeten ayrıcalıklı bir durumda olduğumu söylemenin önemli olduğunu düşünüyorum. Bir süpermarkette kasada veya kalabalık bir hastanede çalışmak zorunda değilim. Sürekli enfeksiyon riskine maruz kalmıyorum, ancak kırsal bölgeye çekilip buradan çalışabilirim.

TG: Artık el sıkışamıyoruz. Karşılama kültürü ve hepimizin buluşma şekli şu anda değişiyor. Bunu nasıl telafi edebiliriz?

SF: Bunu telafi etmenin gerçekten mümkün olup olmadığını bilmiyorum. Muhtemelen asla unutamayacağımız bir deneyimin başındayız. Yakınlığın, dayanışmanın ve birinin bakımını üstlenmenin genellikle insanlara sarılarak ya da onları evinize davet ederek gerçekleşmesi çok ilginçtir. Şimdi bütün bunlar geriye dönüyor. Bu geriye dönüş hepimiz için hâlâ zor ve bu iyi bir şey.

TG: İnsanlık tarihinde, Orta Çağ'daki veba veya 1918'deki İspanyol gribi gibi salgın hastalıklar tekrarlanarak yaşanagelmiştir. Virüs sizce ne ölçüde toplum için bir stres testi haline geldi?

SF: Aklıma ilk gelen şey Michel Foucault'nun Disiplin ve Ceza: Hapishanenin Doğuşu kitabı. Fransız tarihçi ve filozof 17. yüzyılın başlarında vebayı çok ayrıntılı olarak incelemişti ve enfeksiyonla mücadelenin sadece tıbbi bir önlemden daha fazlası olduğuna inanıyordu. Aksine, aslında salgın, disiplin toplumunun ilk sahnesidir, çünkü birbirimizden ayrılır, ayrıştırılır, dağıtılır, kontrol ediliriz. Şu anda aynı şeyi yaşıyoruz: Tiyatrolar ve halka açık yerler gibi insanların buluştuğu tüm mekânlar kapatılıyor. Artık birbirimizle tanışmıyoruz. Herkes özel alana geri itildi.

TG: Bu kriz bizim ekonomik sistemimizin zayıf yönlerini ne ölçüde açığa çıkarıyor?

SF: Şaşırtıcı derecede apaçık bir biçimde. Akla gelen, feminist felsefenin 1970'lerden beri vurgulamaya çalıştığı, üretim ve yeniden-üretim/üreme arasındaki gerilimdir. Tarih boyunca, her zaman üretime yeniden-üretim/üremeden daha çok öncelik verilmiştir. Yeniden-üretim/üreme, yani genellikle ücret ödemeden kadınlar tarafından yapılan her şey, arka planda gerçekleşti.

Şimdi önemsemenin, endişelenmenin ve bakılmanın ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Aynı zamanda, bu sonsuz döngüyü devam ettirmek için bütün sistemimizin ne kadar tüketmek ve üretmek için tasarlandığını anlıyoruz. Şimdi bu kapitalist sistemin ne kadar kırılgan olduğunu ve bu hiyerarşiyi yeniden düşünmenin zamanının geldiğinin farkındayız.

TG: Sakin bir gözle bakıldığında, iklim krizi koronadan çok daha büyük bir tehdit. Bununla birlikte, mevcut sağlık krizi korona günlerinde çok daha fazla ciddiye alındı. Sizce neden?

SF: Bu iki krizi bir bağlama yerleştirmek daha açıklayıcı olabilir. Şu anda yaşlılarla dayanışma içinde olmamız isteniyor. İklim değişikliği konusunda ise durum tam tersi, gençlerin gelecekteki bir felaketi önlemeye çalışırken yaşlılardan dayanışma talep etmeleri söz konusu. Ve fark şu ki, şimdi dünya çapında bir düşmana, diğer krizlerde bulunmayan bu virüse karşı harekete geçen insanlar var. Şimdi görüyoruz ki eğer dünya istiyorsa, gerçekten harekete geçebilir.

Bununla birlikte, şimdi saf bir iyimserliğe atlamamalıyız, aynı zamanda ekonominin ve işlerin tehdit altında olduğunu da görmeliyiz. Üzerine aşırı yük binmiş bir sağlık sistemi ekonomik bir durgunluk ile çakıştığında ne olacağını hayal etmek bile istemiyoruz. O zaman siyasi açıdan gerçekten tehlikeli olur.

TG: Evlere kapanma sürecinden kazanılacak olumlu bir şey var mı?

SF: Bu kriz ve bu kapanış bize düşünmemiz için verilen zamandır. Kapitalizm karşıtı bir mücadeleye ve büyük bir devrime ihtiyacımız olduğunu söyleyecek kadar ileri gitmeyeceğim, ama elbette bu sistemin uzun süredir tartışma konusu olan kendine özgü unsurlarını yeniden düşünmeye başlayabiliriz.

Buna kesinlikle evden çalışma, daha fazla esneklik ve aile bütünlüğü dahildir. Bazı kurumların ve işverenlerin bunu birçok farklı biçimde engellemeleri ve yine de çalışanlarını hâlâ izleme ihtiyacı hissetmeleri suçtur. Bu artık hiç uygun değil.

Tüketici davranışımızın çok ciddi şekilde kısıtlandığı ve kendimize güvenmemiz gereken bu zamanlardaki deneyimi de seviyorum. Herkes sezgisel olarak bilir ki, tüketim kısa vadede size bir destek verir, ancak uzun vadede mutlulukla ilişkilendirdiğiniz şey bu değildir.

Mutluluk kavramına felsefi olarak, özellikle bu krizde daha yakından bakılabilir. Eski mutluluk kavramında, ahlak çok önemli bir rol oynardı: sadece ahlaki bir yaşam da iyi bir yaşamdır.

TG: Fransız matematikçi ve filozof Blaise Pascal'ın ünlü sözünden bahsetmek istiyorum: “Bütün insanların talihsizliği, bir odada sessizce kalamayacaklarından kaynaklanıyor.” İzolasyon sıkıntısıyla nasıl başa çıkabiliriz?

SF: Felsefi açıdan, insanların gerçek doğalarını bulmaları için çok hevesli olan yalnızca Blaise Pascal değildi, Martin Heidegger de vardı. İnsan ne elde edeceği konusunda kaygılanmak yerine, kendi varoluşu hakkında kaygı duymalıdır.

Ve bunu kesinlikle, Heidegger’in dediği gibi, varoluşsal olarak hiçbir şeye maruz kalma anlarında hissediyoruz. Bu çok sessiz anlarda, odada tek başımıza oturduğumuzda, geçiciliğimizin farkına varırız: her bir yanımız bizi bekleyen ölümle çevrilidir.

Vita Activa'da (aktif yaşam) her zaman sosyalliği düşünen Hannah Arendt için ise işler oldukça farklı görünüyor. Her şey siyasi ortak eylemle ilgili. Bunu daha çok sevdiğimi söylemeliyim.

TG: Belki de kriz, yaşamda gerçekten önemli olan şeylere geri dönüşü teşvik eder?

SF: Sanırım şimdi bu krizde nasıl davrandığımız, bu pozitif enerjiyi ne kadar harekete geçirebileceğimiz bize bağlı. Ben temelde çok iyimser bir insanım ve bu nedenle insanları bu fırsattan ve olumlu etkilerinden yararlanmaya teşvik edebilirim.

Çeviren: Öznur Yalgın

(Deutsche Welle, 25.03.2020)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Penguin yeni teknolojiler peşindeZ. H. Ateş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bora Ercan

8 Ocak 2026

Limos’un Laneti Üstünüzde

Demeter de Limos da Dryad da yok olmadılar ve sizi görüyorlar. Yunan mitolojisinde ilk tanrılar kuşağından Nyx’in (Gece) çocuklarından biri olan çekişme, uyumsuzluk, haset tanrıçası Eris’in başka bir çocuğu da açlık, yokluk ve kıtlık tanrıçası Limos’tur. Limos, Hesiodos’ta d..

Devamı..

Banyoda Estetik Ve Konforu Yeniden Tan..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024