Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

21 Ekim 2022

Öykü

Delikler, Delilikler, Derinlikler

Aysun Doğan Terzi

Paylaş

4

2


"Bütün delikleri tıkadım, içeri pislik giremez."

Ömer'in pis anasını öldürdüm. Hak etti. Sus, dedim o orospuya. Susmadı. Sussun diye yalvardım. Sen misin susmayan, elimdeki küreğin tersiyle kafasına vurdum. Hırsla. Ölüvermiş. Farkında bile değilim. Bir çuvala koyup merdivenin altına ittim cesedini. Günlerce herkesle birlikte onu her yerde aradım. Bir hafta geçti geçmedi evin bütün odalarına ölü kokusu yayıldı. Yorganın altına saklandım ben de. Ne zaman bir kabahat işlesem yorgan tek sığınağım olurdu zati.

Ne zaman dayak yesem, altıma kaçırırdım, Ömer iki de bunun için vururdu. Anası da izler, keyiflenirdi. Böyle zamanlarda yorganım vardı bitek. Onun altında her şeyi unuturdum.

Herkeslerin Allahı, benim de yorganım.

Günler sonra gelip beni aldı jandarmalar. Komşular, “O evden kötü kokular," geliyor diye şikâyet etmişler meğer. Evdekiler beni dağa oduna gönderdiğinde, köyün itleri üstüme çullanırken bunu bilenler umursamamış, "Bir kereden bir şey olmaz," demişlerdi. Kimseler benim kokumu almamıştı. Görmediler demek ki, boynuna, günahları boynuna. Ömer de o günden sonra yanaşmadıydı bana. Neymiş, tahta boncukları dizmişim memelerimin üzerine mahsus. Çuvallara çalı çırpı doldururken fazla kıpırdanıp durmuşum, dostumu beklemişim. Yoksa bu köyden itlik çıkmazmış. Gözüm göz değilmiş de ondanmış bu olanlar. Beni aldı bir gülme..
Bizimki iyice delirip bir temiz dövdü beni. Sonra da deli anasını başıma bırakıp gitti. O gittikten sonra günlerce çıkmadım yorganın altından. Bana bir rkocalığı yoktu ya, yine de arar oldum. Kafamla konuştum kafamla; bir düşündüm yaptıklarımı. Anası hastalandı ben baktım, bacısı hastalandı ben baktım, emmisi hastalandı eve getirdiler. Oduna, ahıra, tarlaya, yemeğe, işe her yere sürdüler itiraz etmedim. Beni satın alırken öylece getirdiler pis evlerine. Ayşelerin, Meryemlerin altını incisi düzüldü. Elektirikli ocak, fırın, kanepeler aldılar. Evlerinden dışarıya çıkmadan pişirdiler yemeklerini.

Orospular.

Pişirsinler pişirsinler gözüm yok. Onların şeyi altın, benimki tenekeymiş demek. Gücüme gidiyor mu gidiyor, yalanım yok. Tarla kenarlarında çalı çipil toplayıp eski sobadan bozma ocakla uğraşıp ise pasa boğulmak. Güzün yağmurunda, kışın soğuğunda. Şöyle, elektrikli bir ocağım olsa, çıt çıt çıt. Üstünde göbekli bir davlumbaz. Dolabı açınca binbir çeşit öteberi… Üç çeşit yemek, bir de hoşaf pişirsem. Bir tekerlekli masa. Bir çiçekli emaye çaydanlık. Tıkır tıkır kaynayan şöyle. Her şeyin kolayından, güzelinden olsaydı ya. Kokmasaydım is.
Şehirli kadınlar da sabahları is kokar mı?
Pede, sutyene, külota ihtiyaç duyarlar mı benim duyduğum gibi. Eski bluzları kesip biçip giymekten usandım. Aysel, her sabah başka don asıyor ipe. Pamuklu, desenli, her biri ayrı renk. Asarken bir incelik, bir kırılma. Kendini şehirli sanıyor o dolma parmaklarıyla. Oje sürmeyi bile bilmiyor ya hep kenarlarına taşırıyor zilli. Öyle itici. Yakında köyün hopörlerine ilan verdirecek giydiklerini, yediklerini.

Jandarmalar kapıyı kırıp yine küçük bir çocuk gibi saklandığım yorganın altında beni buldular. Saçlarımdan çekip yere düşürdü biri, yüzüme bakıp tiksintiyle, “Amma da çirkinmişsin,” dedi. Diğeri, “Seni şöyle yüzükoyun çevirip bir temiz dövmek lazım ya,” dedi, ama dövmedi. Çeke sürükleye götürdüler. Köyün yaşlı yılanları kapı eşiğine sunmuş ohhh çekiyorlardı. İşkenceden öldürseler beni mest olacak gibi bir halleri vardı. Kibirlenerek, Katil, ahlaksız gibi şeyler söylüyorlardı. Ben, Bir masa, bir davlumbaz, bir pardösü gerek Bey diyordum.
***
Hüseyin Dede Teknesi’nin mağarası burası, bu oluşan obruklar da kimseler yanaşmasın diye. Bismillah de! Öyle gir içeriye. Kırk tas su dökün, Ayetel Kürsü oku. Kara kedilerden de korkma. Şu ocaklarda pişen insan etlerinden ye. Soyun da öyle yıkan. Girerken bismillah de, çıkarken bismillah. Sakın gülme, gülme günah. Önünü kapat, gösterme kimseye. Uzat ellerini, uzat keseceğim. Dokunma orana burana, orospu! Sıçradım.

Nerede olduğumu o an anlayamadım. Ablak suratlı ablalardan biri bana su verdi, diğeri elimi yüzümü yıkadı. Sonra da korkma kızım, korkma hepimiz kadınız burada sana bir şey olmaz gibi laflar ettiler. Yüzüme acayip acayip bakıp ağlayacak oldu birisi, ben hemen sezer gibi oldum, abla hepimizin ki aynı dedim. Aynı koca delik. Bana acıdılar. Duruşmam sonuçlanmış. Hâkimin karşısında sayıklayıp durmuşum. Delik demişim, ağaçlar demişim, o esnada. Anlamış halimden Hâkim Bey,” Tımarhaneye kapatın şu deliyi” diye hüküm vermiş. Dediklerine göre ne aklım yerindeymiş ne dengem.

Ortalık daha aydınlanmadan odanın kapısını kırar gibi içeri girdi cinlere benzeyen bir yüzle ağzını burnunu göremedim gâvurun kızı kalk diye bağırdı tövbe bismillah öldürseler kalkmam dışarısı buz gibi nicedir sobanın yandığı yok ömer gittiğinden beri evde ne odun var ne çorbaya bir atımlık şehriye karanlıkta kime gideyim ağladım sızladım dinlemedi beni allahından bulası zaten bir gün olsun dinlemediler insan yurduna koymadılar dostum varmış benim azgınmışım şeytanmışım babam da hep böyle söylerdi, kızgın maşanın ucunu gösterirdi kimseye bozdurmadım işte, bir tek ömer sonra o topalın hamit sonra başkaları da oldu yüzlerini seçemedim un verdiler elime şeker verdiler ben yüzlerini seçemedim ömer'in anasıymış meğer ben onun da yüzünü seçemedim, kapının arkasından kaptığım gibi küreği o çirkin kafasına vurdum, bir vurdum iki vurdum gerisini sayamadım ona vurunca herkese vuruyorum sandım o susunca herkes susar sandım, önce bir sessizlik doldu içeriye sonra da kan kokusu, korkumdan bir çuvala koyup merdivenin altına yuvarladım cesedini
Söylenenlere ağzım açık kaldı. Belki de beni kandırdılar. Bunların hepsini bir sidikli Havva mı yaptı ha ablalar dedim. Bu işte bir yanlışlık olmasın.
Yorganım nerede benim yorganım bir davlumbaz lazım bana bir de pardesü Bey uzun olanından.

YORUMLAR

Bülent YÜNEY

Güzel bir dil, güzel bir anlatım, güzel bir kurgu. Sonuç güzel bir hikâye... Kaleminizi beğendim. Tebrikler.

24 Kasım 2022

Bülent YÜNEY

Güzel bir dil, güzel bir anlatım, güzel bir kurgu. Sonuç güzel bir hikâye... Kaleminizi beğendim. Tebrikler.

24 Kasım 2022

Öne Çıkanlar

Walker Evans’ın Fotoğrafları ÜzerineErhan Sunar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nihat Dağlı

24 Aralık 2025

Ele Geçirilemeyenin Peşinde

“Yola çıkarken şunu unutmamak gerekir: Hazırlanmış güzergâhlara, haritalara, önceden ayarlanmış konaklamalara, tesadüflere ve beklenmedik olaylara rağmen yolları önümüze açan Tanrı’dır. Issızlıkları o yaratır ki biz içlerinden yollar geçirebilelim. Dağlar arasında, sanki d..

Devamı..

Şaka

Erhan Sunar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024