Victor Hugo, “Görkemli olanla farklılık gösteren grotesk bizim görüşümüze göre doğanın sunabileceği en zengin kaynaktır,” derken aklımıza hemen ünlü roman karakteri kilise zangocu Quasimodo’yu getirmiyor mu?
Edebiyatta grotesk, insan vücuduna ve onun abartılma yöntemlerine yoğunlaşan, tekinsizliği çağrıştıran bir kavram. Amacı, empatimizi canlandırmak, bizi düşündürmek, güldürerek tiksindirmek ve bireysel farkındalık kazandırmak olabilir. Korku, ölüm ve şiddet gibi temaları kapsayabilir. En azından on sekizinci yüzyıldan bu yana değişik örnekleriyle tuhaf, gizemli, muhteşem, fantastik, iğrenç, çirkin, uyumsuz, nahoş, korkunç gibi sıfatlarla kendini yeterince ifade edebildi. Cadılar bayramının maskeleri bir anlamda grotesk olanın dışavurumu.
Amerikan’ın güneyinden gelen yazarların sık başvurduğu bir edebî türden söz ediyoruz. Güney gotiğinin özellikleri arasında irrasyonellik, korkunçluk, sınır tanımayan tuhaf düşünceler, arzular ve dürtüler ile zaman zaman kara mizah var.
Bu yazıda groteski kurmacalarında ustalıkla kullanan dört kadın yazarın dört öykü incelemesi yer alıyor. Üçü Kuzey Amerika’nın güneyinden, dördüncüsü Arjantinli, Güney Amerika’dan.

Carson McCullers
McCullers’ın Kahvesi
Carson McCullers genellikle Flannery O'Connor, William Faulkner ve Tennessee Williams'ın yanında güneyli gotik kurguda yenilikçi olarak adı geçen isimlerden. “Küskün Kahvenin Türküsü” epey uzun bir öykü, hatta bir novella. Önce öykünün adı aklımı başımdan aldı. Üç kişi arasında geçen tuhaflıklarla dolu bir aşk hikâyesi. Güçlü karakter ve atmosfer betimlemeleri ile güneyin günlük yaşantısını, kasabanın yalnızlığı çağrıştıran bunaltıcılığını bize taşıyabiliyor. Öykü, kasabanın “iç sıkıcı” olduğu ifadesiyle başlıyor. Son derece sıradan ama sıradışı bir yalnızlığa okuru hazırlar gibi devam ediyor. Aşk üçgenindeki kadın kahramanın erkeksi, uzun boylu ve kuvvetli oluşu, her şeyi ince ince hesaplaması, mantığı ile hareket etmesi ezberleri bozan cinsten. Bilindik romantizmin tersine bir anlatının içine bizi çekiyor.
Kanun kaçağı kaba ve zalim bir adamla birlikte kasabaya gelen ve kadının kuzeni olduğunu iddia eden kambur bir karakteri de anlatının içine katınca ortaya grotesk bir novella çıkmış. Aşkın ve sevginin bireyin kişiliğini ve zihniyetini değiştirme gücü metne hâkim. Bayan Amelia'nın kahvesi aynı zamanda onun hayatını da simgeliyor. Yalnızlığın sevgi arayışı ile tamamlanma duygusu göze çarpıyor. Amelia’nın babasının öldüğü gün bulduğu ve sakladığı meşe palamudu onun ruhunu ve anısını temsil ediyor. Amelia ve kuzeni Lymon kafeyi kasaba halkının toplandığı bir mekâna dönüştürmüş. Orası herkesin kendini iyi ve güvende hissettiği bir yer. Öyküde daha sonra yer alan intikam duygusu ise hem Amelia’nın hem de kasaba halkının canlanan hayatını altüst edip kafenin kapanmasına neden oluyor.

Flannery O’Connor
Flannery O’Connor ve Nehir’de Grotesk Renkler
Flannery O’Connor geç okuyabildiğim ve anlamak için çaba gösterdiğim yazarlardan biri. “İyi İnsan Bulmak Zor” öyküsü beni epey etkilemişti. O da güneyli. Öykülerinde yer alan pek çok rahatsız edici, şiddet içeren sinir bozucu absürtlüğü grotesk kategorisinde değerlendirmek mümkün. O’Connor’un sert hayal gücü sanki gaddarlık ile dolu bir anlamsızlığı göstermeye yönelmiş gibi. Yoğun olarak din unsuruna başvuruyor.
Doreen Fowler, Flannery O'Connor metinlerinin Freud'un teorileriyle karmaşık bir ilişki içinde olduğunu kabul ediyor. Çalışmalarının bizi benlik ve ötekinin birleştiği kimliğin sınırlarına götürdüğünü ileri sürüyor. Hikâyelerindeki kara mizah okurdan kendi içine dönmesini talep ederken, şiddetin, dehşetin, ve çirkinliğin kaynaklarını da sorgulamasına olanak tanıyor. “Nehir” çarpıcı bir öykü. Ölümde hayatın geliştiğini, yaşamanın ise yalnızca cehennemi, ölüme benzer bir acı ve tecriti yarattığını ifade ediyor. İnanç, kimlik, kurtuluş ve lütuf temaları öne çıkmış. Kurgunun absürtlüğünü artıran bir başka yönü de karakterlerin isimleri. Kişinin kimliğinin büyük bir kısmı isminin içinde saklı. Yazar sanki karakterlerin doğasını yansıtmak için takma adlar ve bunların çağrışımlarını kullanmış. Çocuk karakter Harry ismini değiştirip onu nehirde vaftiz eden pederinkini benimsiyor. Öykü sembollerle zenginleşmiş.
Bunları gözden kaçırmamak için sadece satır aralarını tekrar tekrar okumak yeterli değil. Disiplinler arası farklı okumalara da başvurmak önemli.
"Tanrı'nın lütfu" bu hikâyedeki en önemli tema. Dinsiz bir ailede büyüyen Harry, pederin vaazlarını idrak edemeyip, nehirde sonsuz kurtuluşu aramaya giderken kendi hazin sonunu da hazırlıyor. Karakter ancak ölümde kurtuluşa ulaştığını düşünüyor olmalı. Peder acının ırmağın sularına gömülemeyeceğini anımsatırken, hayat ırmağında arınmakla ve başka birine dönüşmekle ilgili vaazlarıyla bizi derinden düşündürüyor. Hüzünlü bir düşünme hâli bu. Öyküde hayvan (koyun, domuz vs) güneş ve gökyüzü sembolleri sık sık gündeme geliyor. Gökyüzü ve güneş belki de inanca ulaşmayı temsil ediyor.

Eudora Welty
Welty ve Taşlaşmış Adam
Eudora Welty de güneyli bir başka kadın yazar. "Taşlaşmış Adam” öyküsü görünüm, iletişim, dedikodu, cinsiyet, roller ve intikam temalarına yoğunlaşmış. Bir güzellik salonunda geçen öykü, neredeyse tamamen grotesk komik diyaloglarla kurulmuş. Welty güneyli ağzın kendine özgü deyimlerini kullanıyor. Bu hikâyede önemsizliği hicvediyor. Sıradan kadınların hayatlarındaki karanlık yönleri ortaya çıkarmak için bir güzellik salonunun dedikodu dolu atmosferinden yararlanmış. Yazar kadınlar olmasa birçok ailenin dağılacağı gerçeğinin altını çiziyor. Öykü boyunca Leota ve Bayan Fletcher kendi hayatları ve başkalarının hayatlarıyla ilgili önemsiz olaylara aşırı tepkililer. Kadınlar aynaya bakarken birbirleriyle konuşuyorlar. Ayna aynı zamanda gerçeğin yansıması. "Taşlaşmış Adam"daki ana temalardan biri dış görünüş ve kişilik arasındaki zıtlık. Kadınlar zamanlarının çoğunu güzelleşmek için harcasalar bile dedikoduları gerçek çirkin kişiliklerini ortaya çıkarabilir. Tecavüz suçu yüzünden aranan taşlaşmış adam karakteri de yüzündeki pudra ile çirkin kişiliğini örtbas etmek istiyor. Bu arada ucube bir şovdan da söz ediliyor. Eskiden beden deformasyonları veya anormalliklerine sahip insanlar kötü ruhların göstergesi olarak kabul edilirlermiş. Geçmişte birkaç yüzyıl boyunca popüler bir eğlence biçimi olan o zalim şovlar bunlar.

Silvina Ocampo
Ocampo ve İcera
Arjantinli Silvina Ocampo bir şair ve kısa öyküleriyle gerçeküstü, fantastik, grotesk bir yazar. Aynı zamanda Jorge Luis Borges’in yoğun desteğine sahip olduğunu unutmayalım.
Karakterleri ani farkındalıklar ve esrarengiz durumlarla karşı karşıya kalıyor. İcera’nın teması yoksul bir aileden gelen küçük bir kızın, evinin yakınındaki oyuncak mağazasında satılan en büyük oyuncak bebekten daha fazla büyümemeye karar verişiyle ilgili. Eleştirmenler, Ocampo'nun eserlerinin metamorfoz ve benliğin parçalanması gibi konularla ilgili olduğuna dikkat çekiyor. Çocukluk ve başkalaşım tekrar eden temalar. Son yıllarında Alzheimer ile yüzleştiğini öğrendiğimde öykülerini de yeniden değerlendirebileceğimi düşündüm. Ne de olsa yazar hakkında ne kadar çok şey bilirsek metinlerini o kadar derin çözümleme olanağını elde ediyoruz.
Montaigne, edebiyatta "grotesk" kelimesine atıfta bulunan ilk düşünür. Grotesk öykünün hakkını verebilmek için kurmaca ile ilgili okumalar dışında ciddi bir teorik araştırmayı da sürece eklemek önemli.
Grotesk türde yazabilmek ise dengesizlikten bir denge yaratabilmeyi, geleneksel bakış açısının ötesine geçebilmeyi ve rahatsız edici olanı çok yönlü değerlendirebilmeyi gerektiriyor.
Kaynaklar
Ocampo, Silvina. Thus were Their Faces. Stories. Translated from the Spanish by Daniel Balderston. New York Review Books. 2015
McCullers, Carson. Küskün Kahvenin Türküsü. İngilizce aslından çeviren: İpek Babacan, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. 2.Baskı. 2011
O’Connor, Flannery. İyi İnsan Bulmak Zor. Çeviren. Aylin Üçer. Metis Yayınları. 2009
Welty Eudora. The Collected Stories of Eudora Welty. A Harvest Book Harcourt Brace & Company. 1980, 1966, 1963, 1955.
Power, Chris. A Brief Survey of the Short Story Silvina Ocampo. The Guardian., November 2nd 2015
Fowler, Doreen. Flannery O’Connor’s Productive Violence. Arizona Quarterly: A Journal of American Literature, Culture, and Theory 67.2 (2011): 127-54. Project Muse. Web. 3 May 2014.
https://electricliterature.com/dangers-dreams-and-doubles-the-revelations-of-silvina-ocampo/
Kapak Görseli: John Collier, 1810. Kaynak: Wellcome Collection.






