Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Aralık 2024

Kültür Sanat

Kadim İbrani Metinlerinden Androidlere ve Yapay Zekâya

Rhona Trauvitch

Paylaş

0

0


Maddeyi en ince ayrıntısına kadar manaya dönüştüren harf ve rakam dizileri. 

Isaac Asimov, Ben Robot isimli ikonik bilim kurgu serisinde U.S. Robots & Mechanical Men Inc. tarafından üretilen androidlerin hikâyesini anlatır. Bu androidler dile getirebilecek bir fikri olmayan robot Robbie’den, ayırt edilemeyecek denli insana benzeyen Stephen Byerley’e kadar değişkenlik gösterir. 

Fakat her model illa ki aynı temel bileşenlerden ibarettir: sıfırların ve birlerin meydana getirdiği ikili kodlar. Ayırt edilemeyecek denli insana benzeyen en gelişmiş modelle en basit model arasındaki fark bütünüyle bu ikili kodların diziliminden kaynaklanır. 
Nihayetinde bütün bilgisayar dilleri, Stephen Byerley’in günümüzdeki eş değeri olan yapay zekâ yazılımları bile, birlere ve sıfırlara tercüme edilebilir. Üstelik söz konusu teknolojiler göreceli olarak yeni olsa da, dayandıkları mefhum pek yeni değil. Zira temel birimlerin dikkatli bir biçimde yeniden düzenlenmesi fikri yalnızca teknoloji ve bilimde değil, mesela din gibi bir alanda da aşırı güçlü, hatta sihirliymiş gibi görünen bir takım sonuçlara yol açabilir. Mesela ilk kez 12. yüzyılda basılı hale getirilen ve Yahudi mistisizminin formlarından biri olan Kabala, muhtemelen bahse konu örüntülerin en etkileyici örneklerinden biri.

Yaradılışın yapı taşları

Kabala’nın en önemli öğretilerinden biri, İbranice harflerin yaradılışın yapı taşları olduğudur. Yaratılış Kitabı’ndaki yaradılış hikâyesinin mistik yorumlarına göre Tanrı alfabeyi yaratarak dünyayı vücuda getirmiş, harfleri bir araya getirmek suretiyle de gökyüzünü ve yeryüzünü birleştirmiştir. 

Yahudi Araştırmaları alanında akademisyen olan Howard Schwartz, Tree of Souls isimli kitabında Tanrı’nın mimar, Tevrat’ın ise mimari bir model olarak tasavvur edildiğini, alfabedeki harflerin belirme ve bir araya gelme biçiminin, DNA dizilerinin birleşmesiyle esrarengiz bir benzerlik taşıdığını belirtir.

Tevrat üzerine çalışmalarıyla tanınan ve “Yaradılış Kitabı” olarak da bilinen Sefer Yezirah’ın dünya üzerindeki en eski ve gizemli Kabala metni olduğunu söyleyen Aryeh Kaplan ise İbrani harflerinin olağanüstü kudretinden bahseder. Rabbi Kaplan’ın tercümesi ve yorumuna göre Tanrı harflere “hiçlikten biçim vermiş” ardından onları farklı kombinasyonlarda bir araya getirerek onları ölçmüştür. “Her harf, farklı türde bir bilgiyi temsil eder,” diye yazar Kaplan, “ve Tanrı, harfleri farklı biçimlerde kullanarak şeyleri yaratır.”

Çamurdan insana

Yahudi hikâye anlatımına göre kişi, İbranice harflerin sahip olduğu gücü farklı kombinasyonlar oluşturacak biçimde yönlendirebilir ve böylelikle cansız maddeleri canlandırabilir. Nitekim edebiyatta karşımıza çıkan en eski insansı robotlardan ya da androidlerden birinin durumu da buna örnek teşkil eder: kilden yapılan ve insan benzeri bir varlık olan golem. 

Golem efsanesinin pek çok farklı versiyonu olsa da versiyonların hepsi harflerin golemi canlandırdığı konusunda hemfikirdir. Zanaatkâr gizli harf kombinasyonlarını telaffuz eder ve kalıba dökmüş olduğu toprak kütlesi canlı benzeri bir hal alır. Golemin alnına kazınmış olan İbranice hakikat “אמת” kelimesiyse alfabenin ilk, orta ve son harflerinden oluşur – Yahudi geleneği hakikati “her şeyi kapsayan” olarak yorumlar.  Hikâyeye bağlı olarak golem kimi zaman yardım edendir kimi zamansa her şeyi alt üst eden. Fakat aynı zamanda daha büyük bir şeyi temsil eder: insan, gizli bilgiler aracılığıyla Tanrı’nın yaratma eylemini taklit eder. Yaratığın yeniden cansız bir madde haline getirmek için zanaatkârın yapması gereken tek şey, alnındaki harflerden ilkini, yani Alef’i (א) silmektir. Zira İbranicenin ilk harfi olan Alef, Tanrı’nın birliğini temsil eder ve hakikat kelimesinden çıkarıldığı takdirde geriye kalan kelime “מת”, İbranicede ölüm anlamına gelir – Yahudi geleneğine göre Tanrı olmadan hakikat olamaz.

Baktığınız her yerde “kodlamalar” görürsünüz

Tıpkı golem gibi robotlar, androidler ve yapay zekâ da temel birimlerin yeniden kombine edilmesiyle işlerlik kazanır. Fakat bu sefer temel birimler İbranice harfler değil, sıfırlar ve birlerdir. Her iki durumda da fark dizilimden kaynaklanır – ve bütün bu tasarımlar, yapı taşları yeniden düzenlendiği takdirde neler olabileceğine dair pek çok spekülatif hikâyeye ilham verir.

Mesela Mary Shelley’nin Frankestein’ı yeniden bir araya getirilen vücut parçalarından oluşurken Margaret Atwood’un Crakerları genlerin farklı dizilimiyle meydan getirilmiş, ileri biyomühendislik ürünü olan insanlık 2.0’dır. Bilimkurgu yazarı Ted Chiang’ın golem efsanesinden esinlendiği Seventy-Two Letters isimli romanındaysa oyuncak bebekler, sırtlarında taşıdıkları parşömenler üzerindeki harflerin dizilimine göre hareket eder.
Bu tarz örüntüler ne sadece kurguya özgüdür ne de sadece bilgisayar bilimiyle sınırlıdır. Değişken kod dizileri her yerde karşımıza çıkar. Müzik notalarının diziliminden belli melodiler ortaya çıkar, gen dizilimleri sayesinde farklı organizmalar oluşur. Bütün canlılar, DNA’larında saklı duran dört nükleobaz çiftinin farklı kombinasyonlarından meydana gelir. 

Karmaşık bir insanla basit bir bakteri arasındaki biyolojik fark nükleobaz çiftlerinin dizilişindeki değişimden kaynaklanır. Nitekim 20. yüzyıl başlarında araştırmalar yapan biyolog Hugo de Vries, daha o zaman bile “Organik dünyanın, göreceli olarak az sayıdaki faktörün sonsuz sayıdaki farklı kombinasyon ve permütasyonundan meydana geldiğini,” gözlemlemiştir.

Dizilimin gücü

Ne bilimde ne de hikâye anlatımında kombinasyonların hepsi işler. Birinci yüzyılda yaşamış Romalı yazar ve şair Titus Lucretius Carus, ünlü eseri Şeylerin Doğası Üzerine’de “Parçacıkların hepsinin birbirine her şekilde bağlanabileceğini düşünmemeliyiz,” der, “zira her yerde canavarlar görürsünüz, yarı insan -  yarı yaratık olarak mevcuda gelen formlar.” 

Fantastik tasavvurlar bir yana, asıl fikir hâlâ geçerliliğini korur: dizilimlerin hepsi uygulanabilir sonuçlar ortaya koymaz. Modern biyoloji terimleriyle ifade etmek gerekirse nükleobaz çiftlerinin genlerdeki her kombinasyonu, işleyen bir organizmaya denk düşmez. 
Yazar Jorge Luis Borges, Babil Kütüphanesi isimli öyküsünde benzer bir fikrin izini sürer ve yirmi beş karakterin olası bütün permütasyonlarını içeren kitaplarla dolu, kütüphane benzeri bir evren kurgular. Çoğu saçmalıktan, hiçbir anlamı olmayan harf dizilerinden ibarettir. İşleyen bir şeyi işlemeyen şeyden ayıran tek şey yine dizilimdir. Asimov’un Robbie’si gibi basit bir robotun davranışlarıyla karmaşık bir yapay zekânın davranışları arasındaki fark da birler ve sıfırlar dizisinden ibarettir – Yahudi folklorundaki tek harfin, canlandırmakla cansızlaştırmak veyahut yaratmakla yıkmak arasındaki tek fark oluşu çok da uzak bir örnek değildir. 

Yapay Zekâ, ortaya koyduğu dizilimlerin potansiyel sonuçlarıyla kimi zaman korkuya ve belirsizliğe sebep olsa da şunu unutmamakta fayda var: İncil’de de belirtildiği gibi,  “ אֵין כָּל חָדָשׁ תַּחַת הַשָּׁמֶ ”  yani “Güneşin altında yeni bir şey yok.”

Çeviren: Fulya Kılınçarslan
 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kemal Tahir'i Yeniden Okumak, Yeniden ..Doğan Hızlan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. G. -. J. Smith

25 Kasım 2025

Roman ve Öyküde Karakter Gelişimi

Kurgusal metinlerdeki karakterlerin gerçek yaşamda karşılaştığımız insanlara benzemesi ancak inandırıcı bir karakter gelişim süreciyle mümkün. Hikâyeler insanları anlatır – ana karakter bir kedi, bir ağaç ya da başka bir varlık olsa bile. Büyük eserlere imza atan isi..

Devamı..

Batı Dünyasını Şekillendiren İznik Kon..

F. Butler-Gallie

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024