Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

21 Ekim 2024

Kültür Sanat

Kitabevlerindeki atmosferi seviyor ve kitaplar arasında saatlerimi geçirebiliyorum: Nasıl oldu da kitabevleri yeniden ilgi görmeye başladı?

Sarah Manavis

Paylaş

0

0


Anket sonuçlarına bakılırsa yapay zekâ algoritmalarının önerileri ve çevrimiçi alış veriş siteleri yerine kitabevlerini tercih eden gençlerin sayısı giderek artıyor.

Z kuşağının zevk ve alışkanlıklarını bir yandan göklere çıkarıp mitleştiriyor öte yandan sürekli kötüleyip olumsuz eleştirilere maruz bırakıyoruz. Fakat her şeyden önce bir de şöyle bir klişemiz var: gençlerin telefon bağımlılığı ve hayatı ekranlardan yaşama hevesleri.

Peki durum gerçekten de böyle mi? Öyle olmasa gerek çünkü Kitabevleri Birliği tarafından yaptırılan bir anket, Z ve Y kuşağının kitapçı tarafından tasviye edilen bir kitabı alma olasılığının, diğer yaş gruplarıyla karşılaştırıldığında daha yüksek olduğunu gösteriyor: bu oran X kuşağında %37 ve baby boomer olarak adlandırılan kuşakta %31 ile sınırlı kalırken Z kuşağında %49’a, Y kuşağındaysa %56’ya yükseliyor. Birleşik Krallık’taki kitapçılar bu durumun şaşırtıcı olmadığını çünkü özellikle son birkaç yıldır genç nüfusun yapay zekâ tavsiyelerine kulak vermek ya da influencerların etkisinde kalmak yerine bizzat kitapevlerine gelmeyi tercih ettiklerini ve çalışanların rehberliğine güvendiklerini belirtiyor.

“Kitabevlerindeki atmosferi seviyorum,” diyor Northampton’da yaşayan yirmi altı yaşındaki Emily ve ekliyor: “Kitaplar arasında saatlerimi geçirebiliyorum ki, bence kitabevlerini asıl çekici kılan da bu. Sizi aceleye getiren bir durum söz konusu değil ya da birileri kalkıp size bir şeyler dayatmaya çalışmıyor.”

Edinburgh’ta yaşayan yirmi yedi yaşındaki Sarah ise, “Kitapçılardan birine gidip orada çalışanlarla konuşmayı, belli bir kitap hakkındaki fikirlerini almayı ve onlarla kitaplardan bahsetmeyi daha keyifli buluyorum,” diyor. “Bence bu yapay zekâ algoritmalarının sizin önünüze getirdiği seçeneklerden çok daha eğlenceli.” Yaşadığı yerin yakınındaki kitapçıları huzur verici mekânlar olarak niteleyen Sarah, kitabevi ziyaretlerinden aldığı keyfin internette sunulan hiçbir deneyim tarafından yaratılamayacağını belirtiyor. Güney Londra’da yaşayan yirmi altı yaşındaki Hannah da, “İnternet üzerinden alış veriş yapmak o kadar keyifli değil,” diyerek ona katılıyor.

kitabevi

Fakat kitabevlerinin popülaritesinin artmasında internetin nasıl bir rol üstlendiğini unutmamak gerek. Konuştuğum gençlerin çoğu, hem kitaplar hem de kitapevleri konusunda BookTok’taki (TikTok’un yalnızca kitaplara ayrılan kısmı) önerilerden faydalandığını söylüyor. Mesela insanların kitabevi ziyaretlerini kayda alıp daha sonra bunları sosyal medyada paylaşmaları, Hannah’ın kitapçıları daha romantik yerler olarak görmesine sebep olmuş. Emily ise sosyal medyadaki önerileri not ettiğini ama bunları çevrimiçi siparişle değil, bizzat kitapçıya giderek satın aldığını ekliyor.

Tabii bu durumun bir de arka planı var –The West Kirby Bookshop’un kurucusu Jordan Taylor-Jones, son birkaç yıldır tanık olduğumuz bu popülerleşmeyi, “Okumanın basit bir oyun, kitaplarınsa aksesuar haline getirilmesi,” olarak tanımlıyor. Jones’a göre belli moda markaları kendi imajlarıyla yazarlar ve “kitap stilisti” gibi yeni yeni duymaya başladığımız kimlikler arasında bir bağ kuruyor ve bu da kitapların ya da okumanın “havalı” bir şey haline gelmesine sebep oluyor.

Jones, “Geçtiğimiz yıl Z kuşağından okurların kitabevlerini daha sık ziyaret etmeye başladıklarını ama buraları daha ziyade fotoğraf stüdyosu gibi kullandıklarını fark ettim,” diyor. “Verdikleri pozlar genelde ya raflara göz atmak oluyor ya da vitrinin önüne geçip sanki bir şeylere dalmış gitmiş gibi dışarıyı izlemek.”

Elbette gelen her gencin aynı şekilde davranmadığını –sosyal medyanın kendilerine bilhassa başka şehirlerde yaşayan gençlere ulaşmak için yardımcı olduğunu– ancak kitap satın alma niyeti olmasa bile kitapevini fon niyetine kullananların azımsanamayacak kadar çok olduğunu belirtiyor.

Bütün bunlarla birlikte gençlerde BookTok gibi mecraların ve Amazon gibi çevrimiçi alış veriş sitelerinin popüler hale getirdiği algoritma önerilerine karşı ciddi bir direnç gelişiyor. Mesela hemen hemen konuştuğum herkes –hem kitapçılar hem de genç okurlar– sosyal medyanın fiziki mağazalardan alışveriş konusunda o kadar da önemli olmadığı görüşünde. Üstelik büyük bir kısmı BookTok ya da Instagram gibi uygulamalarda sürekli aynı kitapların tavsiye edildiğini ve bunun da ciddi şüphe yarattığını, dolayısıyla da bizzat kitapevine gitmeyi tercih ettiklerini söylüyor.

“Algoritmanın tek yaptığı size belli bir tür içinde sürekli aynı kitapları tasviye etmekten ibaret,” diyor Mallaig’de yaşayan yirmi dört yaşındaki Jack, “kitabevlerinde çalışanlarsa adeta bir DJ gibi performans sergiliyorlar. Onlara kitap okuma alışkanlıklarınızdan bahsedin yeter, normal alışkanlıklarınızın dışında olsa dahi kategorik olarak hoşunuza gidecek, hiç ummadığınız bir şeyle çıkagelirler.”

Fakat gençleri kitabevlerine çeken çok daha kişisel bir şey var ki, o da imza günleri. Kitabevi sahipleri ve yöneticileri, sevdiği yazarlarla tanışmak ya da bir şekilde bağlantı kurmak isteyen genç okurların imza günlerine inanılmaz ilgi gösterdiğini ve yazar söyleşilerinin bu anlamda kitapevlerini cazibe merkezi haline getirdiğini belirtiyor.

Whitly Bay’deki The Bound’un yöneticisi Adele Wrightson, Covid döneminden sonra insanların içki içmeye ya da kulüp eğlencelerine daha az ilgi gösterdiğini, öğrencilerinse ceplerindeki parayı eğlenceden ziyade sevdikleri bir kitabın özel baskılarından birine ayırmayı tercih ettiklerini, vurguluyor.

Bermondsey’deki Morocco Bound’un yöneticisi Grace Gooda ise toplumun gençlerle ilgili bazı konularda yanıldığı fikrinde: “Çoğumuz gençlerin hemen hemen her şeyi internet aracılığıyla yapmaya çalıştığını ya da tek dertlerinin sosyal medyadaki görünüşleri olduğunu düşünüyoruz ama deneyimlerimize göre durum böyle değil. Buraya geldikleri zaman bizlerden aldıkları önerilere güveniyor ve eve internette reklamını görmedikleri bir kitapla dönebiliyorlar – bu sayede aramızda bir bağ kurulmuş oluyor.”

Gerçekten de çoğu genç okur için kitapevlerinin asıl cazibesi orada kurdukları bağlarla ilişkili. “Kitapçılar sadece kitap satın almak için gittiğimiz mekânlar değil,” diyor Yorkshire’da yaşayan yirmi dokuz yaşındaki Ash, “çoğu kitapçı aynı zamanda farklı toplulukları bir araya getiriyor. Kitaplarla ilgili tavsiye almak için çalışanlarla sohbet etmekse kitabevlerinin topluluklar bakımından nasıl bir rol üstlendiğini anlamanın en iyi yolu çünkü sadece tavsiye almakla kalmıyor aynı zamanda çok daha fazlasını öğreniyorsunuz.”

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

2017’yi İple Çekmenize Neden Olacak 16..Denis Gürcü
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ahmet Öğünç

20 Haziran 2025

Baht Dede

Kendimi tanıtayım. Bendeniz, bir kız bir oğlan babasının çocuğu. Her doğurduğu bebeği ölen bir ananın tılsımlı evladı. Doğanlar iki üç ay sonra ölünce, anam Deli Ahmet Taşı'na bağlanmış. Kural gereği doğan bebek kız ise adı Raziye, erkekse Ahmet konacaktır. Öyle olmuş, ablam Raziye, ben Del..

Devamı..

“Bilenler Bilmeyenlere Şöyle Anlatacak..

Işıl Kızılırmak

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024