Kömür
8 Ocak 2020 Öykü

Kömür


Twitter'da Paylaş
0

Seramik çamurunu fazla yoğurmam içinde hava kabarcıklarının kalmasını engellemiyor. Oyalanmak isteyince böyle olur. En iyisi Kömür’le ilgilenmek. Masanın altında paspas gibi uzanıyor.

“Köpekler böyle uyumaz oğlum.”

Sesimi duyar duymaz doğruldu, tek sıçrayışta yanımdaki sandalyeye çıktı. Sığamadığı mindere etrafında dönerse yerleşeceğini sanıyor. Başını karnına gömdü ayaklarını topladı kuyruğu sarkıyor.

“Uykucu seni.”

Sırtını kapkara tüylerini okşuyorum.

“Abla biraz sonra gelecek.”

Abla kelimesiyle başını kaldırdı, gözlerime bakıyor.  

“Sonra gidecek ama.”

Başını yana yatırdı.

“Üniversiteli oluyor.”

Bu kelimeyi daha önce duymadığı için olabilir masayı koklamaya başladı.

“Haklısın çamurumdan ne yapacağımı bilmiyorum.”

O da pek bir şey yapamazdı. Güzel kızım benim, en eğlenceli zamanlarını atölyede geçirmesi bana yetiyordu. Elleri yorulana kadar oynar, sonra işini tamamlamış kursiyerler gibi, “Bitti fırına ne zaman girecek?” diye sorardı. Küçüklü büyüklü çamur parçalarını özenle fırına yerleştirir, sabahı beklerdik. O gece “Büyük ağacın arkadaşları, Küçük balığın ailesi” gibi pek çok isim düşünürdük. Ertesi gün dolaptaki tüm boyaları masaya açar dağıtırdık, hangi rengi seçeceğimize bir türlü karar veremezdik. Ben sonuçta anlaştığımızı sanırdım ama o hep kırmızıyı eline alır bana bakardı. Eserlerine boyandıktan sonra daha rahat isimler takıyordu. Kırmızı ağacını kırmızı balığını atölyenin raflarında sergilerdik. Sonra büyüdü, değişti, buraya gelmiyor. Ben değişen şeyleri sevmiyorum.

Bugün, içine ceviz koyduğum, “Kıtır kıtır en sevdiğim,” dediği kurabiyelerden yapmam gerekirdi. Neyi isteyip neyi istemediğini bilmiyorum. Çok az konuşuyor. Öğretmenleri, “Bu yaşlarda olur, her çocuk farklı geçiriyor ergenliği,” dese de benim gönlüm rahat değil. İnsan ilk defa anne evinden ayrılıyorsa vedalaşmayı evinde yapmaz mı, sonra hep birlikte otogara gidilmez mi? “Ben sana uğrarım,” dedi, işte hepsi bu.

Kapı açıldı. Taksi şoförleri yolcuyu indirdikten sonra bir şeyden kurtulmuş gibi niye aniden gaza basarlar hiç anlamam.

“Anne ben geldim.”

“Oğlum koş ablaya.”

Kendi boyuna yakın valizini kapının kenarına bıraktı. Kömür ona koştu, kucağına zıplıyor. Birbirlerini kollarının arasına aldılar. Her zamanki asık yüzü her zamanki gibi Kömür sayesinde güleç oldu. Kısa şortunu giymiş, gece otobüste üşüyecek.

“Güzel kızım ne olursun dikkatli ol, baban da ben de seni çok merak edeceğiz.”

Kömür’ü okşuyor.

“Kendini korumasını bil, bilmediğin şehir, yeni çevre, yeni insanlar, tamam mı?”

“Kömür’ün suyu bitmiş anne.”

Suyu doldurdu, tezgahın üzerinde kurumayı bekleyen çanaklara dokunuyor.

“Küçükken ne kadar çok severdin burasını.”

“Küçüktüm işte o zaman.”

“Aylardır içeri girmiyorsun.”

“Anne her şey değişiyor, anlamıyorsun.”

“Son zamanlarda anlamadığım o kadar çok şey oldu ki.”

“Bilmiyorum anne.”

“Kızım hep soğuksun hep uzaksın.”

“Öyleysem öyleyimdir ne yapayım.”

Ne söylenir şimdi. Hiç. Belki de haklı. Öyleyse öyledir.

“Haklısın kızım.”

Kömür’ü okşamaktan vazgeçti bana döndü.

“Nasıl yani, sen bana haklısın mı dedin?”

“Evet, haklısın dedim.”

“Anne sen farkında mısın, ilk defa böyle bir cümle çıktı ağzından.”

“Gerçekten mi?”

Konuşmayı sürdürmeliyim.

“Sana bir şey sorsam, karar veremiyorum kızım.”

“Olur, sor.”

Kömür’ü kucağına aldı, masaya geldiler, oturdular. Önümdeki çamuru kenara çektim. Kalktım fırından soğumuş çalışmamı çıkardım önüne koydum. Yanlarına oturdum. Kömür koklamak istedi.

“Oğlum o yenecek bir şey değil.”

Gülümsedi.

“Aslında yenecek bir şey, Kömür haklı anne, bu elma değil mi?”

Eline aldı, avucunun ortasına koydu. Bakıyorlar. Top gibi görünüyor. Küçük kızım yine yan sandalyemde oturuyor, sanki az sonra çamuruyla oynayacak. Tuhaf bir his, elimden uçuyor ben hiçbir şey yapamıyorum. Biraz daha sürsün istiyorum.

“Anne neyine karar veremiyorsun anlamadım.”

 “Rengine, evet rengine karar veremiyorum.”

“Tabii ki mavi. Yoksa çok sıradan olur.”

Biraz durdu.

“Ama istersen kırmızıya da boyayabilirsin.”

 

Derin bir nefes aldı.

“Hatırlıyor musun anne, seninle birlikte boyaları seçerdik, ben hep aynı rengi kullanırdım.”

Başımla onaylama işareti yaptım. Kömür birden yere indi, valizin yanına yürüdü olduğu yere kıvrıldı, bize doğru bakıyor.

“Sana daha önce hiç söylememiştim ama ben en çok kırmızıyı seviyordum, bunu biliyor musun anne? ”

“Biliyorum kızım.”


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR