Kuşların Tüyü Yerde, 3
23 Kasım 2019 Öykü

Kuşların Tüyü Yerde, 3


Twitter'da Paylaş
0

Havada Toz Bulutu

Ayakta kalabildiği bir geceyi daha vakur uğurladı. Tan yeri ağarıyordu. Tatlı kızıllık her yeri sarmış o, etrafını kuşatan yüksek binaların arasında harap, kimsesiz kalmıştı...

Gökyüzü maviye dönerken, ahşap cumbasının altından fırlayan kırlangıç çifti hızla havalandı. Bir beyaz tüy boşlukta süzüldü, salındı, hemen önündeki zemine teyellendi tutundu. Yaşlı örümcek her zamanki duvarına telaşla tırmandı. Ne zamandır ortalıkta cirit atan künk fareleriyse şüpheyle titretti bıyıklarını.

“Yoksa, bu gün o gün mü!”

Bir zamanlar, kapı önünde, koltuk altına sıkıştırdığı kepini havaya fırlatan asker, hasretle sarıldığı annesini sevinçle öptü. Mermer eşikten kırmızı kuşağıyla atlayan kızın duvağındaki teller, gümüş yağmur damlaları olup camdan süzüldü.

Rüzgâr bahçedeki eski çam ağacının dallarını okşarken, kadife perdeli arka odadan gelen ninni sesine eski bir plağın cızırtısı karıştı. Salon duvarındaki saatin bir asra yakın sağa sola devinen sarkaç tıkırtısı durdu. Yaşanmışlığın ardında kalan nesneler belirsizliğe taşındı. Sükût, çoktan gelip boşluğa kuruldu. Yer karolarının kırmızı desenleri mahzundu. Kristal avizenin aksi duvara yansımadı, camdan dışarı sokağa yol alan huzmeler kimsenin içini aydınlatmadı. Mutfaktaki kokuları, keyifli sesleri zeminde dağılan billur bardağın gürültülü sesi kesmişti, her şey ama her şey zamanda un ufak olup parçalandı. Güzel günlerin yadigârı fotoğrafı taşıyan çivi de boynunu bükmüştü...

Ya, o, eski sevinçler... mutluluklar... Odaları çınlatan şen kahkahalar. Kapı arasındaki fısıltılar. Gece huzurla kapanıp gündüze umutla açılan gözler. Küçük adımlı çocuk koşturması... Mandolin çalan kırmızı pelerinli kız. Cam kenarındaki kafeste muhabbet kuşları, özenle süslenen yılbaşı ağacı... hani neredeydi.

Bebekler büyüdü. Büyükler göçtü. Hamamın kurnasından akıp giden su gibi çekilip gitti zaman. Bahçede erik, çam, asma kurudu. saksıdaki sardunya, hercai menekşe kederle soldu. Sonunda hazan geldi, vedaya durdu.

Tüm sırlarını bildiği ve içlerindeki fırtınalara sığınak olduğu kıymetlileri çoktan verdiler hükümlerini. Onu ve bedenini bir boşluğa bırakıp gideceklerdi belli ki...

Adlarını bilemediği homurtulu çirkin makineler akşamüstü çıka geldiler. Soğuk demirden elleriyle yüreğini kavradıkları gibi söktüler.

Çatısı cumbası eğildi ilkin, sonra her şey yerle yeksan oldu.

Şimdi tüm yaşananlar havada toz bulutu.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR