Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

16 Eylül 2015

Ne Haber

Machiavelli’nin Bahçesi’nde Sylvia Plath ile sonbaharda soğan dikmek

Oggito

Paylaş

39

0


Kafka’nın Çorbası’nda yemek tariflerini, Sartre’ın Lavabosu’nda tamirat işlerini edebiyatla buluşturan Mark Crick, bu kez bahçeciliğe el atıyor. Çok yaratıcı bir deneme kitabıyla karşı karşıyayız. Machiavelli’nin Bahçesi’nde yer alan bilgilerde Crick kendi bahçecilik deneyimlerinden yararlanmış. Bildiği tüyoları da veriyor okura. Sonunda hayal gücünüzü çalıştırın. Sylvia Plath bahçenizde ve siz de onunla soğan dikeceksiniz. Önce soğanları, bahçe küreğini, toprağı, ışığı, karanlığı hazırlayıp yanınıza koyun, sonra işe başlayın. Mark Crick sonrasını şöyle anlatıyor: [divider layout="3" color=""][/divider] Ağzımdaki acılıktan kurtulmaya çalışarak tekrar yutkundum ve kesekâğıdındaki soğanları döküp tombul küçük yumruların bahçe yolunda yuvarlanmasını seyrettim. Eski yağlıboya resimlere benzer dokuda mor zarlı soğanlar; vücutlarından kaba kök yumakları sarkan solgun, sıska soğanlar; baştan aşağı, dokununca dağılan hamile giysileri giymiş, koca popolu soğanlar; hepsi birden, aydınlıkta yakalandıklarına şaşırmış böcekler gibi, yerde zıplayıp yuvarlandı. sylviaplathic3Tombul küçük yumrular, düşünemeyecek kadar aptal; durdular ve halen şişko yuvarlak göbeklerinde yay gibi kıvrılmış bekleyen yavrularını doğuracakları yataklara yatırılmayı beklediler. Nergis mi, sümbül mü? Lale mi, kardelen mi? Bilemiyordum, o yüzden soğanları boylarına göre gruplara ayırdım. Bahçe küreğiyle toprağı yarıp bir çukur açtım. Çukuru, en büyük soğanın boyundan üç misli daha derin ve birkaç küçük annenin aralarında bir-iki soğanlık mesafe kalacak şekilde yan yana yerleştirilebileceği genişlikte kazdım. Onlara baktım, şişman ve hareketsiz, sonsuz üremeden ibaret yaşamlarını sürdürmekten memnunlardı; ve ıslak çimenlerde diz çöktüm. Beni tiksindiriyorlardı. Soğanları birer birer toprağın karanlık şiltesine yerleştirirken eteğime yapış yapış bir nem işliyor, dizlerimi üşütüyordu. Onları önce bir hastane koğuşundaki yataklar gibi iki sıra halinde dizdim. Küreğin ucuna takılan bir parça kireçli taş da sıralar arasında viziteye çıkmış doktor gibi durdu. Sonra çaresiz iki sırayı bozup soğanları gelişigüzel, toprağın rahatlık verici ağırlığının bir gölge gibi üzerlerine kapanmasını bekledikleri, oldukları yere yerleştirdim. SylviaPlathic2Orada ne kadar süreyle diz çöktüğümü bilmiyorum. Soğanlara bakıp hangisinin gergin, yarı saydam cildinin önce yarılacağım ve ilk olarak ne tür bir bitkinin çıkacağını düşünürken uyku bastırdı. Solgun kasım ışığı çekilmeye başladı. Sarı ışıktan dikdörtgenin bahçeye düştüğünü gördüm ve yataklarında üstlerini örtmüş çocukları düşündüm. Benim de onlar gibi uykum geldi. Şişeyi sallayarak çıkardığım ve dikkatsizce kendi vücuduma ektiğim bir avuç şişman, soğana benzer hap, çiçek açmaya başlamıştı; uyuşturan parmakları sinirlere ve damarlara dolanıyor, başım düşüyordu. Aceleyle toprağın kara battaniyesini tombul küçük nesnelerin üstüne çektim ve onları özlemle bekledikleri tüylü karanlığa gömdüm. Toprağı, tıpkı batan bir taşın üstünü örten su gibi, dümdüz edinceye dek bastırdım ve içimden gelen kusma hissiyle mücadele ederek yanağımı serin yüzeyine yaslayıp gözlerimi kapadım. Kendime geldiğimde, yüzümü topraktan kaldırıp geriye kalan küçük soğan gruplarını daha sığ çukurlara, arada yine aynı mesafeyi bırakarak alelacele ekmeye başladım. Bir-iki kez, bir soğanın ne tarafının alt, ne tarafının üst olduğunu bilemediğimde, anneyle bebeği ters doğum acısından kurtarmayı umarak yavaşça yan yatırdım. İşim bittiğinde hava kararmıştı. Bahçede bir yerlerden kesekâğıdının hışırtısını duyuyordum. Sersemlemiş durumda, dört ayak üstünde onu aradım; ama akşam rüzgârında sürüklenip güllerin arasında, erişilemeyecek bir yere uçmuştu. Ayağa kalkıp isteksizce eve doğru sürüklendim. Mutfakta tuzluk ile biberliğin arasına sıkıştırdığım notu görüp kiler kapısının önünde durdum. Sendeleyerek ayakkabılarımı çıkardım ve çıplak ayakla merdivenden aşağıdaki karanlığa indim. Terebentin ve ıslak toprak kokan eski bir halı yığınının üstüne uzanıp bir kez daha dış dünyayla aramda uyku duvarlarının yükseldiğini hissettim. Yukarıda, mutfaktaki soluk lamba, zemin tahtalarının arasında uzun ışık çizgileri çiziyor, sanki tepemdeki karanlıktan bir tırmığın dişleri geçiyordu. Halıyı yüzüme çekince parlak çizgiler gözden kayboldu. Ve tıpkı bir kuyuya atılan para gibi, karanlığın derinliklerine gömüldüm, beni kış uykusuna yatıran görülmez eller tarafından toprağın içine bastırıldım. Ve uyudum.

Kaynak: Mark Crick, Machiavelli’nin Bahçesi, Can Y.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Gregory Jusdanis: “Edebiyat propaganda..Oğuz Tecimen
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çağnam Erkmen

12 Temmuz 2025

Polisiye Roman Yazmak Halat Örmeye Ben..

“Klasik roman dilinin diyalog mirası, polisiye romana devredilmiş gibi görünüyor.Elçin Poyrazlar diyalog yazma üstadı. Romandaki karakterlerinin her birinin kendine özgü dili, küfrü, cümle kuruş tarzlarındaki ayrım profesyonelce”Halat nasıl yapılır?Uzunluğu..

Devamı..

Yaz Mevsimi Kalın Bir Kitap Okumak İçi..

James Folta

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024