Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

17 Eylül 2017

Öykü

Max Sparber • Kasımda Öldü

Max Sparber

Paylaş

43

0


Steve kimsenin, kızına dokunmasından hoşlanmıyordu. Bir keresinde bir barda yabancının biri, kızı bir tabureden kaldırıp öbürüne oturtmak istedi. Steve tepkisini adamın parmaklarını kırarak gösterdi. Steve kızını her yere götürüyordu, özellikle barlara. Oysa ona hayattayken pek yakın olamamıştı, ölümüne neden olan o korkunç trafik kazasından sonra cenazesini de kaçırmıştı. Gerçi karısına kızın külleri için yalvarmıştı ve kavanozu, pembe bir Hello Kitty sırt çantasında saklıyordu. Köşe koltuklardan birinde, etrafı boş şişelerle çevrili oturmuş, sırt çantasını kollarında bebek gibi tutup kızıyla konuşurken görülebilirdi. “Ah biçare piç,” derdi, “benim küçük bebek kızım.” Steve’in sırt çantasıyla ilgili kuralları vardı. Arkadaşlarının ona merhaba demesini istiyordu ya da en azından başlarıyla selam vererek ya da şapka çıkararak varlığından haberdar olduklarını göstermelerini. Arkadaşları, onun huzurunda uygunsuz konulardan söz etmeyecek, hatta pek fazla küfür etmeyecek kadar akıllıydılar. Sırt çantası her zaman, arabasında bile Steve’in yanındaki koltukta dururdu. Arkadaşları Steve’in kurallarını ihlal etmek gibi bir hataya düşmediler hiç. Steve çantayı her pazar bir süngerle silip temizler ve her cuma sinemaya götürürdü. Bir keresinde, özellikle yoğun bir akşamdı, yer göstericinin biri Steve’den yanındaki koltukta duran çantayı kaldırmasını istedi. Steve yanıt vermeyi reddedince isteğini birkaç kez daha tekrarlayıp sonra çantaya doğru hamle yaptı. Steve’i beş polis memuru ancak zapt edebildi. O gün bugündür Steve kızının külleriyle birlikte film izlemek istediğinde kanepede oturup video kasetten izliyor. Gecenin sonunda, Steve yanında çantayla yatağa uzanıp alçak sesle ona hayatıyla ilgili hikâyeler anlatırdı. Sırt çantasına eski karısıyla Lincoln, Nebraska’daki bir silah fuarında nasıl tanıştıklarını anlatırdı. Ona, evlendikten sonra karısının nasıl hidayete erip birdenbire arkadaşlarını tasvip etmez olduğunu ve içkiyi bırakmasını istediğini açıklardı. Bir süre kadının istediği gibi davranmıştı, halı döşemecisi olarak çalışıp her pazar kiliseye gitmişti ama işler öyle bir hale gelmişti ki Steve artık katlanamıyordu. Bir akşamüstü işten eve geldi, duş aldı, küçük kızına veda öpücüğü verdi ve motoruna atladı. Steve kızını o günden sonra yalnızca üç kez gördü. Her seferinde görüşmeleri kısa sürdü, en uzunu yarım saatten az. Steve’in eski karısı ya başlarından ayrılmaz ya da Steve’in minik kıza sarılıp onunla bebek gibi konuşmasını kapının eşiğinde kollarını kavuşturup kuşkulu gözlerle izlerdi. “Biraz daha büyüdüğünde, ikimiz Amerika’yı motorla gezeceğiz,” diye söz verdi kızına Steve. Kazadan sonra Steve cenaze evinin önüne bekledi, töreni kaçırmıştı, yakılışı izlemek istemiyordu. Yas tutanlar dışarı çıktığında Steve külleri istedi. “Hayattayken onu hiç göremiyordum,” dedi eski karısına. “Küllerin bir süreliğine bende kalmasına izin ver, yasımı kendimce tutayım.” Eski karısı kabul etti ama birkaç hafta sonra külleri kendisine iade etmesi şartıyla. Steve kadının verdiği kül kabını moteldeki odasına götürdü. Orada külleri dikkatle kaşıklayarak geniş bir plastik torbaya doldurdu, torbanın ağzını paket lastiğiyle büzüp Hello Kitty sırt çantasına koydu. Çantayı yılbaşında kızına hediye etmek üzere almıştı ama kız kasımda öldü. Steve sırt çantasıyla ülkeyi boydan boya geçmek, böylece kızına verdiği Amerika turu vaadini gerçekleştirmek istedi ama parası bittiğinde ancak Denver’a kadar gidebilmişti. Birkaç eski dostunu arayıp buldu, ona bir evin kiraya verdikleri bir odasında kalabileceğini söylediler, inşaat işçisi olarak çalışabileceği bir yer gösterdiler, o da biraz oralarda kaldı. Eski karısının onu bulması bir yıl sürdü ve sonra kızını geri almak için Steve’i mahkemeye verdi. Steve mahkemeye çıkmaya bile tenezzül etmedi. Onun yerine arkadaşlarıyla bara gitti. “Bu kızımla geçirdiğim son gün olacak,” dedi onlara, “bugünün özel olmasını istiyorum.” Steve’in arkadaşları onu reddetmeyecek kadar akıllıydılar. Bir masada oturup birkaç saat hiç konuşmadan içtiler. Steve hiçbirine bakmadı. Gözlerini pembe sırt çantasından hiç ayırmadı. Birkaç kez çantaya uzanıp dokundu, parmaklarını üzerinde gezdirdi. “Bir tur daha söylüyor muyuz?” diye sordu arkadaşlarına, başlarını salladılar. Steve garson kıza işaret etti. Kız yanlarına geldi, Steve çantayı kaldırıp kıza gösterdi. “O nedir?” diye sordu garson kız. “Kül,” diye yanıtladı Steve. “Bir yıldır bende duruyor. O benim küçük kızım. Bu gece onu eski karıma geri vermem gerek. Buna ne dersin peki?” Garson kız omuz silkti. “Ben ne diyorum biliyor musun?” diye sordu Steve. “Siktir et onu. İşte bunu diyorum ben. Beş sürahi getir bana.” Steve sürahileri masaya dizip sırt çantasını açtı. Plastik torbayı çıkarıp paket lastiklerini çözdü. Sonra özenle avuçladığı külleri eşit paylaştırmaya dikkat ederek sürahilere doldurdu. Kül sürahilerdeki suyu kalın, gri bir çamura çevirdi. Steve kendi payına düşen çamuru masadaki boş bira bardaklarına doldurdu ve bardakları arkadaşlarının önüne koydu. “Onu siktir edin,” dedi Steve arkadaşlarına. “Kızım burada bizimle kalıyor.” Steve bardağı ağzına götürüp karışımı içti. Arkadaşları, başka türlü davranmayacak kadar akıllı olduklarından bardaklarını kaldırıp tıpkı onun gibi içtiler.

İngilizceden çeviren: Fatma Cihan Akkartal

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ling Ling Huang, Klasik Müzik ve Kurma..Ling Ling Huang
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Elizabeth Harris

10 Şubat 2025

Haber Yazıları ve Editörlük Uğraşları:..

Gazeteciliğin bana öğrettiği derslerden biri de az kelimeyle çok şey anlatmaktı. Kullandığınız bir kelime ya da sahne gereksizse kurtulun gitsin.Muhabirliğe ilk kez The New York Times’ta başladım. Yaklaşık dört yılım..

Devamı..

ârâfî

Tan Doğan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024