Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

22 Mayıs 2013

Söyleşi

Celâl Üster: “Çevirmen bukalemun gibi olmalı.”

Nida Nevra Savcılıoğlu

Paylaş

32

0


“İkinci” bir yazar olarak çevirmen, özgün yapıtın yazarına karşı özel yükümlülükler taşıyor. İyi bir genel kültüre sahip olması ve çevirinin konusunu oluşturan alanı yeterince bilmesi gereken çevirmen, yetkinlik alanının dışına çıkan bir konuda çeviri yapmaktan uzak durmalı. Her çeviri özgün yapıtın düşüncesini ve biçimini tam olarak ortaya koymalı. Çevirmenin sorumlulukları dahilinde başka neleri sıralayabiliriz? Celâl Üster’den bu soruyu cevaplandırmasını ve çeviri konusundaki ilkelerini bizimle paylaşmasını istedik.


Nida Nevra Savcılıoğlu: Çeviriye bilim mi, sanat mı demeliyiz? “Çeviri” sizce nedir?

Celâl Üster: Burada, anladığım kadarıyla, edebiyat çevirisinden, yani roman, öykü, şiir, vb. çevirisinden söz ediyoruz. Çeviribilim dendiğinde, çevirinin bilimsel bir yaklaşımla incelenmesini, bilimsel yöntemlerle ele alınmasını anlıyorum. Yoksa çeviri uğraşında bilimin ağır basmasını değil. Sanat tanımı da bana biraz tehlikeli geliyor. Bence çeviri her şeyden önce derin bir dil duyarlığı gerektiriyor. Dil, yalnızca konuşmanın ve yazmanın değil, düşünmenin de aracı değil mi? Dilsiz dediğimiz insanlar gerçekte dilsiz değil, çünkü onlar da dille yazıyor, dille düşünüyor. Bambaşka bir yapısı olan bir dilde düşünen, çok farklı olanaklar içeren bir dilde yazan, apayrı bir toplum, dönem ve ortamda yetişmiş bir yazarı kendi dilinize çevirdiğinizi düşünürsek, iki dilde de bilgili, donanımlı, birikimli ve duyarlı olmanız gerekir. Yalnızca çevirdiğiniz yazarı değil, o yazarın dilinde yaratılmış edebiyatı da iyi tanımanız, yapıtı daha iyi çevirmenizi sağlar. Kuşkusuz, kendi dilinizi ve edebiyatınızı iyi bilmeniz de. Dilinizin sınırları, dünyanızın da sınırlarıdır. Dile ne denli egemenseniz, o ölçüde iyi çeviri yaparsınız. Bana sorarsanız, çeviri kutsal bir uğraş. Irak çağları, farklı duygulanımları, değişik düşünme ve yaratma ortamlarını yakın ve bir kılan, insanlığı kardeş kılan bir uğraş.

NNS: Kısa bir süre önce Perec ve Tolkien'in yapıtlarının çevirileriyle ilgili tartışmalar oldu; Baba ve Piç'in İngilizce çevirisiyle ilgili değerlendirmeler yapıldı… Çeviri konusundaki tartışmaların eskiye oranla daha sık yapıldığını düşünüyor musunuz? Siz bu tartışmalarda nasıl bir rol oynadınız?

: Nicedir yayımlanan edebiyat kitaplarının çoğu çeviri olmasına karşın, çeviri üstüne yeterince düşünülmediği, çevirinin yeterince tartışılmadığı kanısındayım. Bence üniversitelerin ilgili bölümleri, edebiyat dergileri ve kitap ekleri çeviri eleştirisi ve tartışmalarına çok daha fazla yer vermeli. Perec’in Kayboluş’unun çevirisinde, çevirmenin yazarın yerini almaya, yazardan rol kapmaya kalkışması beni rahatsız etmişti. Bunu yazdım da. Çevirmen de yanıtladı. Okuyucunun dikkatini çevirinin önemine yönelten, yararlı bir tartışma oldu. Ama bu tartışmaya Fransız dili ve edebiyatı alanında uğraş verenler de katılsaydı, sanırım daha yararlı olurdu.

NNS: Çeviriye “yeniden yaratım” olarak da bakılıyor. Kimi zaman metnin özgün olanıyla ve çevrilmiş olanı iki özgün metin olarak kabul ediliyor. Siz bu anlayışı nasıl değerlendiriyorsunuz?

: Özgün metin ile çeviri metnin iki özgün metin olduğu söylenebilir. Ama birincisi olmadan ikincisinin olamayacağını unutmadan. Evet, iki farklı yaratıdan söz edilebilir, ama önünde sonunda başka bir yazarın yazdığı bir metni çeviriyorsunuz. İsterseniz, Can Yücel gibi, “Çeviri denen uğraş başka bir dilde yeniden yaratmak, yeniden patlatmaktır,” diyebilirsiniz. Can Yücel ayrıksı bir örnek. Ama ben, çevirmenin çevirdiği yazar gibi olması gerektiği kanısındayım. Çevirmen, biraz bukalemun gibi olmalı, çevirdiği her yazarla birlikte renk değiştirebilmeli, onun üslubuna bürünebilmeli. Çevirmen, mitologyadaki Proteus’a da benzetilebilir, dilediği biçime bürünebilen o yaşlı kâhine.

NNS: Çeviri intihali de gündemdeki konular arasında…

: Ben daha çok korsanlık diyorum buna. Bir çeviriyi belirli değişiklikler yaptıktan sonra yeni bir çeviriymiş gibi yayımlayan yayınevleri var. Düpedüz hırsızlık bu.

NNS: Bildiğiniz, tarihe geçmiş çeviri skandalları var mı?

: Tarihe geçmiş çeviri skandallarını bilmiyorum. Ama Borges’in Atlas ve Alçaklığın Evrensel Tarihi gibi kitaplarının dilimizdeki ilk çevirileri kanımca birer çeviri skandalıydı. Bu konuda bir şeyler yazmıştım. Başka dillere tam anlamıyla çevrilmesi mümkün olmayan yapıtlar olduğunu düşünüyor musunuz? Çevrilmesi olanaksız demeye dilim varmıyor. Çünkü bir çevirmen çıkar, sizin çevrilmesi olanaksız dediğiniz bir yapıtı çevirmenin yolunu buluverir.

NNS: Dünden bugüne Türkiye'de sizin gibi çeviri dünyasına büyük katkıları olduğunu düşündüğünüz adlardan söz eder misiniz?

: Geçmişte, özellikle 1940’larda Millî Eğitim Bakanlığı’nın Tercüme Bürosu’nda klasiklerin dilimize kazandırılması yolunda çok önemli çalışmalar yapılmış. Tercüme Bürosu’nun çevirmenlerini saygıyla anmamız gerekir. Ama bu bize bir şey daha gösteriyor bugün: Çevirinin eskidiğini. Bugün yeniden okuduğumuzda, o klasiklerin eskimediğini, ancak çevirilerin eskidiğini görüyoruz. Eskime yalnızca dilin eskimiş olmasından kaynaklanmıyor. Zamanla o yazarları kavrayışımız değişiyor, derinleşiyor. O eski çevirilerin dilini yenilediğiniz zaman gerçekte pek bir şey değişmediğini görüyorsunuz. O yüzden, özellikle klasikler yirmi otuz yılda bir yeniden çevrilmeli diye düşünüyorum. Yine de, bu uğraş önünde sonunda ustalığa dayanıyor. Sözgelimi, Sabri Esat Siyavuşgil’in Cyrano de Bergerac çevirisi, Behçet Necatigil’in Rilke, Hamsun ve Borchert çevirileri ya da Oktay Rifat’ın Latin ozanlarından yaptığı çeviriler. Yakın döneme ya da günümüze geldiğimizde, Tomris Uyar, Tahsin Yücel, Cevat Çapan, Ahmet Cemal, Samih Rifat’ın çeviri dünyasına yadsınmaz katkılarda bulunduklarını söyleyebilirim. Bu uğraşta yarım yüzyılı ardında bırakan Seçkin Selvi’ye şapka çıkarıyorum. Saadet Özen’in kısa bir süre önce Pessoa’dan yaptığı Huzursuzluğun Kitabı çevirisi de, çevirinin geleceği konusunda umut veriyor insana.

NNS: Çeviri derneklerinin, topluluklarının kurulmasının; çeviribilime ilişkin yayınların, üniversitelerdeki eğitimin bu alana katkıları olduğunu düşünüyor musunuz? Bu gelişmelere yönelik eleştirileriniz ya da kaygılarınız var mı?

: Çeviri dernekleri ve birliklerinin kurulması, özellikle çevirmen haklarının korunması, çevirmenlerin haklarını korumaları konusunda bilinçlendirilmesi açısından çok önemli. Üniversitelerdeki çeviri çalışmalarını, doğrusunu isterseniz, değerlendirebilecek kadar bilmiyorum.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Duygular Melankonik Fırtına…F. Ö. Baysan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Alice Sullivan

26 Mart 2025

40 Yaşındaki Kelime Dağarcığınız Gençl..

Çocukluğunda okuma sevgisi kazananlar bu alışkanlığı ömür boyu sürdürüyor ve hayatları boyunca öğrenme bakımından herhangi bir zorluk çekmiyorlar.Yapılan araştırmalara göre çocukluğunuzda keyif için okuduğunuz kitaplar, on altı..

Devamı..

Çocukluklar Arası Zamanda Yolculuk: Le..

Ç. Y. Kopan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024