Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

15 Mayıs 2020

Edebiyat

Kuzey Kore’den İngilizceye Çevrilmesine İzin Verilen İlk Roman

Oggito

Paylaş

0

0


Paek Namnyong’un romanı Friend (Arkadaş), Kuzey Kore’de ilk kez 1988’de yayımlanmış ve çok satanlar listesine girmeyi başarmış, hatta daha sonra televizyon dizisi haline bile gelmişti. 30 yıl sonra Friend, Kuzey Kore’den İngilizce yayımlanacak devlet destekli ilk kitap oldu. Aşk, evlilik ve boşanma üzerine yazılan roman Immanuel Kim tarafından İngilizceye çevrildi.

Bugüne kadar Kuzey Kore’den gelen neredeyse tüm kurgu metinleri ülkeden kaçanlarca yazılmış. Paek Namnyong ise bir ilki gerçekleştiriyor. Kim Il Sung Üniversitesi’nde edebiyat okumadan önce 10 yıl demir işçiliği yapmış Namnyong. Daha sonra da ülkenin önemli yazarlar grubu Edebi Üretim Birimi’ne dâhil edilmiş.

Kuzey Kore edebiyatı ve sineması üzerine George Washington Üniversitesi’nde ders veren Immanuel Kim’le romanı çevirme serüveni ve Kuzey Kore’ye giderek kitabın yazarı Namnyong’la yaptığı söyleşi üzerine konuştuk.

Esther Kim: Friend’le ilk başta nasıl karşılaştın?

Immanuel Kim: Friend’le 2009’da yaptığım araştırma esnasında karşılaştım. Seul’daki ulusal kütüphanenin Kuzey Kore bölümüne gittim ve oradaki en ünlü edebi dergiyi okumaya başladım. En başından başladım ve 1960’lardan 1990’lara kadarki kısmı okudum. Epey zorlandım. Kuzey Kore’ye dair tüm önyargılarım doğru çıkıyordu, çok sıkılıyordum. Kuzey Kore edebiyatıyla ilgili yeni bir şey söyleyemeyeceğimi düşündüm! Her şey propagandadan ibaretti ve korkunçtu.

Hikâyeler çok didaktikti ama danışmanım sabırlı olmamı söyledi ve Friend’i önerdi. Kitap daha başında Kuzey Kore edebiyatından apayrıydı. Genelde hikâye bağlama odaklanıyor ve olaylar kitabın yarısından sonra başlıyor. Ancak Friend’in ana karakteri sebebiyle kitabın başından itibaren heyecanlı şeyler yaşanıyor ve ben de kendimi kaptırdım.

EK: Friend’in Kuzey Kore’de “çok satanlar” arasında olduğu yazıyor. Bu sosyalist ekonomilerde ne anlama geliyor?

IK: Kapitalist ülkeler aksine Kuzey Kore’deki kitapların kaç tane basılacağına önceden karar veriliyor. Talep olduğu için bu sayıyı aşmak ve daha fazla basmak çok yaygın değil. Parti, tavsiye edilen okuma listesi düzenliyor ve bu tıpkı New York Times’ın çok satanlar listesine benziyor, okuyucuyu dürtmeyi hedefliyor. Bu listede liderleri aziz gibi gösteren tasvirler, kolonyal dönem esnasında Japonlarla yapılan mücadele, Kore Savaşı tarihi ve ulusu geliştirecek benzeri şeyler bulunuyor.

Friend bu listede yer alıyor mu? Tabii ki hayır. Ona çok satan deme sebebim şu: Kuzey Kore’de sevilen roman halk içinde yayılıyor. Bir kitabın “çok satan” olduğunu yırtık pırtık oluşundan anlıyorsunuz. Yeni ve iyi durumdaysa çok satan değil demek oluyor.

EK: 2015’te Kuzey Kore’ye uçtuğundan, Paek Namnyong’la buluşup söyleşi yaptığından bahsettin. Bu söyleşi üç gün sürmüştü. Bize bu deneyimden biraz bahseder misin?

IK: Harikaydı. Başlangıçta sadece bir gün buluşmaya planlamıştık, ben de kendimi zorlamam gerektiğini düşünüyordum. Önce güvenini kazanmam gerekti, bu yüzden Kuzey Kore edebiyatına dair bildiğim her şeyi kusarak başladım. Beni etkileyen her yazarı, kısa hikâyeyi, romanı andım. Canı gönülden etkilenmişti.

EK: Propagandadan bahsetmeden Kuzey Kore edebiyatından bahsedilemeyeceğine dair bir algı var. Ne zaman aileme ya da arkadaşlarıma bu romandan bahsetsem “Propaganda mı?” diye soruyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsun?

IK: Hem evet hem hayır. Friend’in odaklandığı tema aile bağlılığı. Bunun devlet destekli bir ideoloji olduğundan emin değilim. Tüm hükümetler birçok farklı sebebe dayanarak ailelerin sağlam olmasını ister. Kuzey Kore’deki devletle ilgili bir şey olduğuna inanmıyorum. Herhangi bir ülkedeki aile söylemlerinden farklı değil.

Kitabın bir özelliği de o zamanın lideri Kim Il Sung’un adını hiç geçirmemesi. Çoğu Kuzey Kore romanında liderin ismi geçmez. Liderin hikâyesini anlatan kitaplar başka türde oluyor. Bunun dışında romanda liderin adı geçerse onu yüceltme amacıyla değil de formalite icabı geçer. Ondan bahsetmeyen yazarları toplama kampına göndermiyorlar. Bir akademisyenin böyle bir şey iddia ettiğini duymuştum, bu tamamen saçmalık.

EK: Friend’i okurken beni en çok şaşırtan, terse dönmüş cinsiyet rolleriydi. Baba evde kalıyor ve çocuklara bakıyor, ev işlerini yapıyordu. Kadın da evden dışarıda kariyeriyle ilgileniyordu. Bu fazlasıyla ataerkil olan Güney Kore’den çok farklı, hatta daha ilerici.

IK: Paek’in diğer romanlarında buna benzer cinsiyet rolleri yok. Ama tüm metinlerinde güçlü bir kadın figürü ortak. Babası o daha küçükken hayatını kaybetmiş ve annesi onu tek başına büyütmüş. Güçlü ve aileyi geçindirmede hiç zorluk çekmeyen kadın anlayışıyla büyümüş.  Bir o kadar güçlü iki ablası var ve iki de kız çocuğunun babası. Sanırım ilhamı onlardan alıyor.

Friend’deki kadınlar epey bağımsız. Erkek rollerini sorguluyorlar. Bu tarif Paek’e özgün değil. 1980’lerde Kuzey Kore’de kadını yücelten birçok roman yazılmış. Feminist olduklarını söyleyemem ama ataerkiye karşı çıktıkları kesin.

Kuzey Kore’de her zaman kadının çalışması istenir. Bunu cinsiyet eşitliğiyle açıklarlar ama elbette daha pratik meseleler var. İşçiye ihtiyaç duyuluyor. 1950’lerden bugüne gerçek hayatta da romanlarda da kadınların üstlendiği işler hep cinsiyet temelli olmuş: Kadınlar bakıcılık, öğretmenlik ya da aşçılık yapmış.

EK: Son olarak, bugünlerde başka bir proje üzerinde çalışıyor musun?

IK: Edebiyatla işim bitti. Bir sonraki projemde Kuzey Kore komedi filmlerine odaklanacağım.

En sevdiğim filmin adı Urijip Munjae ya da Aile Sorunları. Paek’e bunun en sevdiğim film olduğunu söyledim, bana Kuzey Korelileri tanıyormuşum gibi baktı. Filmi aileme izlettim. Babam Kuzey Kore’den nefret eden, onları dünyanın en kötü insanları olarak görenlerdendir. Ama filmi hep beraber izledik ve o da çok beğendi.

Kısaltarak çeviren: Ata T.

(Lithub)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Eleştiri Ne Âlemde?Maurice Blanchot
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tuba Karamuklu

31 Ağustos 2025

Annelik, Bağ ve Yüzleşme Üzerine Bir R..

Her Şey Bir Kırmızı Paltoyla Başlıyor...İnsan bazen bir hikâyeyi olay örgüsünde değil, kelimelerin titreşiminde, satır aralarındaki boşluklarda, sessizlikte hisseder. Kırmızı Paltolular, işte tam da böyle bir roman. Luigi Ballerini, ON8 K..

Devamı..

Rusya Svalbard'a Dönüyor

Elisabeth Braw

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024