Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

15 Haziran 2022

Öykü

Mevlüt'ün Gidişi

Murat Akan

Paylaş

9

9


Ben daha doğmadan önce dedemle aile dostu olmuşlardı. Bizim köye otuz kilometre uzakta bir dağ köyünde oturuyorlardı. O zamanlar bugünkü gibi ulaşım araçları yoktu. Haftada bir gün yaya olarak kasabaya inerlerdi. Sabah ezanında kalkıp bütün o zahmetli yolu yürüye yürüye bizim eve kadar gelirler, bizde misafir olurlardı.

Mevlüt’ün babası Mahir Dayı dede dostuydu. Çoğu zaman baba oğul birlikte gelir, o günün akşamı yatar, sabah erkenden kalkıp yine yürüyerek kasabaya giderlerdi. Bir haftalık alışverişlerini yapıp sırtlarına vurdukları yükleriyle geri dönerlerdi.

O eski ölgün güneşli günlerde yol iz yoktu. Daha büyük baraj bile yapılmamıştı. Köylüler kasabaya çoğunlukla yürüyerek giderlerdi. Bazen yaya, bazen eşekle, bazen de öküz arabasıyla yola düşerlerdi. Kar kış, gece gündüz demeden, dizlerinin bağı çözüle çözüle, dura kalka yürürlerdi. Bitip tükenmez enerjileri, sonsuz şevkleri vardı. Sanki Ağrı Dağı Efsanelerinden fırlamış gelmiş o masalsı insanlardı…

Zamanla Mahir Dayı gelmez oldu. Hastaydı, artık yolun sonu görünmüştü. Çok geçmedi, bu dünyadan göçüp gitti…

Mahir Dayı’dan sonra oğlu Mevlüt, neredeyse her hafta kasabanın pazarından bir gün önce gelir; o gün bizimkilere yardım eder, avlu ve tarlalara ağaç kapı yapar; akasya veya pelit ağaçlarından kazık sivriltir, tütün langalarını maşananın içine alırdı..

Akşam olurken ağır ağır sis çökerdi köyün üzerine. Yakınlardaki evlerden kötek yanığı kokusu gelir, dumanla sis birbirine karışır, akşamın alacasıyla buluşurdu. Akşam kavuşmadan az önce kuyudan kova kova su çekilir, su teknesi doldurulur, hayvanlar sulanırdı.

Bazen de birkaç gün erken gelirdi Mevlüt. Böyle zamanlarda bizimkilerle tarlada çalışırdı. Kavurucu temmuz sıcaklarında mısır çapalamaya yardım ederdi. Kel başında bir şapkası, şapkanın altında morlu beyazlı bir mendili vardı. Arada bir boncuk boncuk terleyen alnını mendille kurular, yine başına sererdi.

Büyük, kemerli bir kartal burnuna sahipti. Gözleri gök mavisiydi. Hafif kamburumsu omuzları, güçlü kolları kartal duruşunu andırıyordu. Uzunca boylu, geniş omuzlu, kumral bir adamdı. Şapkası başından hiç düşmezdi. Daha çok külot pantolon giyer, tabii üstüne de köstekli saat cebi olan yeleği çekerdi.

Akşam yemekleri her zaman yer sofrasında yenirdi. Sonra günün yorgunluğunu atmak üzere çay demlenirdi. Haber dinlemek üzere “Philips radyo”nun başına geçilir, az sonra ajans başlardı. Duvardaki on dört numara cam lambalarının sarı ışığı altında derin bir akşam sohbeti başlar, çaylar özellikle höpürdete höpürdete içilirdi. Kahkahalar, katıla katıla gülmeler sürüp giderdi. Sanki herkes çok mutluydu… Biz çocuklar, nedense büyüklerin bu dolu dolu sohbetlerinden epey etkilenir, âdeta bir masal ortamında yaşardık. Gecenin ilerleyen saatlerinde cin peri masalları alır başını giderdi.

Eski yığma tuğlalı, kâgir evin penceresinden görünen gökyüzünün derinlerinde milyonlarca yıldız parıldayıp dururdu. Ay dedenin gümüş renginde yansıyan ışığı temmuz gecelerinin serin esintilerini pencereden içeriye doldururdu. Bu esinti bizimkilerin yüzlerini aydınlatır, ışıltılı gözlerinde mutluluğun izleri görülürdü. Akşamla kopup gelen cırcır böcekleri şarkılarını söylemeye başlar, uzaktan gelen kurbağa vıraklamaları gecenin bu gizemli sesleriyle mükemmel bir senfoni oluştururdu.

Kasaba pazarı sabahlarında kuş cıvıltılarıyla uyanırdık. Sabah kahvaltısı için sofraya kurulurduk. Uvalama çorbası içilir, fasulye turşusu kavurması ile çaylar yudumlanır, zeytin, peynir yenirdi. Radyoda otantik bir ses: Muazzez Türüng, “Geçti Dost Kervanı” türküsünü okurdu. Sabah ajansı dinlenir, hava raporu alınırdı. Mevlüt sabah kahvaltısını yaptıktan sonra heybesini sırtına vurur, bizimkilerle kasaba pazarının yolunu tutardı. Kasabada haftalık alışverişini yapar; heybesini doldurur, haftada bir çalışan kasaba minibüsleriyle köye dönerdi.

Bu geliş gidişler yıllarca sürdü… Bazen bizim evde bir hafta kalır, tarlada çalışır, ormanlar kesilerek açılmış arazileri ağaç köklerinden temizlerdi. Kimi zaman da kızlarıyla gelir, birlikte çalışırlardı. Elma yanaklı, kalın bilekli, uzun boylu kızlardı. Güle oynaya iş yaparlardı. Bir oğlu vardı, Ankara’daki inşaatlara gider gelirdi.

Yıllar içinde biz büyüdük, Mevlüt ile bizimkiler yaşlandı… Hanımı öldü, çocukları yanına uğramaz oldu. O dağ köyünde artık yapayalnız kalmıştı. Uzun bir yalnızlık döneminden sonra bir gün hastalanmış, hastaneye kaldırmışlar, yoğun bakımda gözlerini yummuş.

Cenazesinde, bizim aileden geriye kalanlar ile üç beş kişi varmış. Mevlüt, Yunus misali soğuk su ile yunulup gitmiş…

YORUMLAR

Cevdet Yildiz

Güzel bir anlatim,hayatimizdaki Mevlüt ler en dogal hali ile ancak bu kadar acik anlatilabilirdi.Sayenizde hayatima kattiklari icin bütün Mevlüt lere Tesekkürlerimi iletiyorum.Yeni yazilarinizda basarilar diliyorum ve okumak icin bekliyorum. Cevdet Yildiz.

15 Haziran 2022

Zeynep Akan

Beni çocukluğuma götürdünüz. Ne çınarlar geçmiş ve geçiyor bu hayattan! Bugünki farkındalığımla karşılaşmış olsaydım ve o insanların engin bilgeliklerini hayatıma katabilseydim diyorum…

15 Haziran 2022

Aykut A.

Mayasını doğduğu topraklardan alan eserler her zaman aile sıcaklığı sunar okuyucusuna. Doğasını ve insanını -hele ki doğduğun topraklarsa- derinliğiyle betimleyen eserler, ağustos sıcağında içilen serin kaynak suyu gibi ruhumuza ve bedenimize iyi gelir. Kalemini bir ressam gibi kullanan sevgili Murat Akan'a bu güzel öyküsü için teşekkür ediyorum. Yeni yazınlarını da dört gözle bekliyorum.

17 Haziran 2022

Şükrü Özçelik

Dönemin, Sosyal ve Ekonomik yaşamına dair, insanların geçim mücadelesi, içtenlikle samimiyetleri ve gönüllerde yer bulmaları. Mahir dayı, dedeler ve Mevlüt ün hayatı, kuş sesleri, kasabanın pazar yolu. Eseri okurken o anı yaşatıyor insana. Dünyaya geldiği, çocukluğunun geçtiği yerlerden gücünü alan insanların eserleri daha samimi ve sıcak oluyor. Sevgili Murat Akan ı gerçekçi anlatımından dolayı tebrik ediyorum, yeni eserlerini bekliyoruz.

22 Haziran 2022

Ayhan Sönmez

Öncelikle kutluyorum duru bir su gibi akan anlatımın için... Çocukluğumun harman yerlerinde çelikçomak oynadığı günlere götürdün beni... Abartısız, süssüz anlatımının öyküye kattığı gerçeklik duygusu çok etkileyici... Paylaştığın için teşekkür ederim...

23 Haziran 2022

Ali Demir

Çok güzel sade ve akıcı bir dil;sana yakışmış hocam;yüreğine sağlık devamını bekliyoruz Ali Demir

24 Haziran 2022

Gokhan Özden

Hayat Mevlut kardeşlerimizle güzel.Dogal,akıcı ve yalın bir anlatım olmuş.Baska hikayelerinizide bekliyorum .

25 Haziran 2022

Gokhan Özden

Hayat Mevlut kardeşlerimizle güzel.Dogal,akıcı ve yalın bir anlatım olmuş.Baska hikayelerinizide bekliyorum .

25 Haziran 2022

Gültekin Mutlu

Yaşadığının ayırdına varmadan yaşamış Mevlüt'ün buruk öyküsü. Bir kaplumbağa, bir kuş gibi. Mevlüt'ün iç dünyası eksik kalmış. Belki de bilerek yazılmamış. Ancak mutlu. Burada insani bir duyguya geçiş var. Işıltılı yaz akşamlarında Mevlüt geleceğe ve yaşama dair ne düşünür? Sevinçleri, üzüntüleri, kaygıları, korkuları ne? Belli değil. Eksik kalmış. Sadece çalışır ve ailesine bakar. Karısı ve çocukları ne düşünür Mevlüt için? Büyüyen kuş yavruları gibi çocukları da terk eder onu. Belki de bu benzerlik nedeniyle bu duyguları anlatılmaz Mevlüt'ün,karısının ve çocuklarının. Bilemiyoruz. Güzel bir öykü olmuş. Kalemine sağlık.

29 Haziran 2022

Öne Çıkanlar

Uyanan Güzel: Güç, İktidar ve Kadına A..D. G. İbrişim
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mehmet Ali Ete

29 Ağustos 2025

Hayali Kardeş

Hepimizin küçükken gerçekleşmesini beklediği dilekleri vardır. Hayatımızdaki zorlukları aşmak adına kendimizden güçlü olan bir güçten, hayatımızdaki zorlukları tutup çıkarmasını dileriz. Benim ise küçükken en büyük dileğim evdeki abilerimin ya da ablalarımdan birinin evlenmesiydi. Çünkü..

Devamı..

Ağaçların Özel Hayatı: Zambra'nın Eksi..

Nurhan Şahinkaya

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024