Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Ağustos 2021

İnsan

Naomi Klein: Güç Felaketten Nasıl Beslenir?

Naomi Klein

Paylaş

0

0


Her felâketten sonra müteahhitler bölgeye akın eder ve devlet bütçesinden aldıkları milyarlık fonlarla ortaya berbat bir iş çıkarır, tabi onu da çıkarırsa. Grenfell Olayı (Grenfell Tower yangını: Belediye çalışanı yardım paralarını tatil ve kumara harcadı) gibi, Katrina Kasırgası da yoksulların aşağılanmaya mahkûm edilişini bir kez daha gözler önüne serdi.

Felâket bölgelerinde gazetecilik yaptığım sıralarda içimde bana huzursuzluk veren bir his belirirdi. Felâket bölgesine baktığımda sadece bir felâket ve onun yarattığı trajediye tanıklık etmiyor gibiydim, bundan daha fazlası oradaydı. Sanki dümeni alıp da çevirmediğimiz sürece o bölgenin geleceğini ve gittiği yeri de görürdüm. Donald Trump'ın kargaşa ve istikrarsız atmosferler yaratmaktan ayan beyan aldığı zevke tanık olunca insan, ister istemez ortak geleceğimizin nereye evrileceğine dair fikirler ediniyor. 

Katrina Kasırgası'nın vurduğu New Orleans'ta da böyle bir öngörü belirmişti kafamda. Müteahhitlerin şehre akın akın geldiğini gördüm, selden harap olmuş şehirde felâketten kazanç yaratmanın binbir yolunu arıyorlardı. Diğer tarafta devlet tarafından terk edilmiş kazazedeler, sadece hayatta kalmaya çalıştıkları için tehlikeli suçlu muamelesi görüyordu.

Sonra gerçekten de öyle oldu ve bunun sadece New Orleans'a özel bir durum olmadığını fark ettim. Dünyanın felâkete uğrayan pek çok yerinde aynı taktikler uygulanıyordu. Bu taktikleri şok doktrini olarak adlandırdım. Acımasız taktikler, toplumsal bir şokun yarattığı idraksızlık hâlini kullanma ve bu durumdan faydalanma üzerine kuruluydu. Savaşlar, darbeler, terör saldırıları, piyasa çöküşleri ya da doğal afetler gibi felâketler, sermayeye yarayacak şekilde kullanılıyordu. Felâket ortamından sermayeye yarayacak düzenlemeler oluşturma eylemine de "şok terapisi" adını verdim. Trump her ne kadar zaman zaman kalıbı kırsa da dünyanın pek çok yerinde uygulanan şok taktikleri genellikle belli bir senaryoyu takip ediyor.

En az kırk yıldır neoliberalizmin suç ortağı olan bu stratejiyi genel hatlarıyla şöyle özetleyebiliriz: bir kriz için bekle (hatta bazı durumlarda, Şili ve Rusya'da olduğu gibi, teşvik et), "olağanüstü siyaset" de denilen bir durum ilan et, bazı ya da tüm demokratik uygulamaları durdur, sermayenin istek ve dileklerini tam gaz uygulamaya al. 

Katrina'da Ne Oldu?

► Katrina sakinleri ülkenin başka yerlerine gönderildi. 

► O zaman 93 yaşında olan, neoliberalizmin ve serbest piyasanın babalarından Milton Friedman, Wall Street dergisi için bir yazı kaleme kaldı. Bu yazıda şöyle diyordu: "New Orleans'ın okulları ve bu okullara giden çocukların evleri harabe hâline geldi. Çocuklar ülkenin dört bir yanına dağıldı. Bu bir trajedi. Ancak aynı zamanda eğitim sistemini kökten bir biçimde dönüştürmek için de bir fırsat."

► Aynı şekilde, Cumhuriyetçi kongre üyesi Richard Baker da afetin hemen peşi sıra şu kelimeleri sarf etti: "Sonunda New Orleans'taki devlet okullarını temizleyebildik. Biz yapamadık ama Tanrı yaptı." Baker'ın bu cümlesini Balton Rouge bölgesinde bir sığınakta diğer herkesle beraber işittim. Duyan herkes kafayı yedi. Düşünsenize, evinizi barkınızı sele kaybettiniz, sizinle ilgileneceğine güvendiğiniz, sizi temsil etmesi gereken insanlar fıtrat diyor, kader diyor, Tanrı diyor, kurtulduk diyor. Sanırım Tanrı inşaatları çok seviyor. 

► Kasırgayı takip eden birkaç ay içerisinde tüm kamu konutları yerle bir edildi. Kasırgadan çok az etkilenen yapıları bile yıktılar, yerlerine apartmanlar diktiler, müstakil evler koydular. Bu evler afet öncesi orada yaşayan halkın asla ödeyemeyeceği fiyatlara satılmaya başlandı. 

► Gerisi de çorap söküğü gibi geldi. Mike Pence'in liderliğinde kamusal alana top yekûn savaş açıldı. Petrol ve gaz endüstrisinin çıkarları düşünülerek peş peşe kararlar alınmaya başlandı. Bu kararlardan bazıları: Müteahhitlerin çalışanlara asgari ücret verme zorunluluğu kaldırıldı; kasırgadan etkilenen bütün bölge özel teşebbüse açıldı; çevre koruma uygulamaları ve kanunları bu bölgede askıya alındı ve çevre raporu hazırlama zorunluluğu ortadan kalktı. Yani kısacası, bölge halkını birbirine ve bölgeye bağlayan her şey ellerinden alındı. Dönemin başkanı Bush, tüm bu düzenlemeleri sadece bir hafta gibi kısa bir süre içerisinde uygulamaya koymayı başardı.

► Kamusal altyapı eksikliği sebebiyle (ve tabi ki iklim krizinin de yardımıyla) 21. yüzyılın en büyük afetlerinden birine dönüşen Katrina Kasırgası, evleriyle beraber insanları süpürdüğü gibi, zaten az kalmış olan kamusal yapıları ve sosyal devleti de bölgeden sildi attı. 

► Bu uygulamaların içinde doğduğu düzene felâket kapitalizmi (disaster capitalism) adını veriyorum. Felâket kapitalizmi, her felâketle beraber büyük kazançlar sağlamaya, müteahhit besin zincirinin en alt katmanına yani ucuz ve sigortasız işçilere en az parayı aktararak bölgede berbat işler çıkarmaya ve afet bölgelerinde bir sonraki felâket için daha da kırılgan bir zemin hazırlamaya devam edecek. Müteahhit besin zincirinin orta ve üst katmanları ise yiyebileceklerinden çok daha fazlasını ısırmaya doyamayacaklar.

Kısaltarak çeviren: Alper Güngör
(Guardian)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Charles Dickens’ın Dekoratif KitaplarıPınarnaz Eren
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Adalet Çavdar

31 Mart 2026

Hayal Gücü, Yalnızlık ve Arkadaşlık

Çocuklar bazen bir teleskobun başında, bazen bir bakım evinin koridorunda, bazen de görünmez bir arkadaşın yanında kendilerine küçük dünyalar kurar.Çocuk edebiyatının en ilginç taraflarından biri, çocuklara yazılmış gibi görünen metinlerin çoğu zaman yetişkinlere d..

Devamı..

Acısız

Sevil Kılçıksız

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024