Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

15 Şubat 2022

Kitap

Nimet Erenler Gülkökü'nden Gayanna: Varmak İstemeyen, Yolda Olmak İsteyen

Deniz Mahabad

Paylaş

1

0


Yazar, daha iyiye ulaşmanın kadınların çabalarıyla mümkün olacağını, uygarlıkların doğası gereği geliştirilen ve geleneksel bir hal alan dayatmaların, eksiklerin, yanlışların ancak kadın mücadelesiyle biçimleneceğini vurguluyor.

Yaşamla mücadele insanın kendi katına/sığınağına dönmesi uzun erimli bir yoldur. Üretmek, ait olmak ve farklı arayışlar bireyin gerçekliğine giden bilincin kapısını aralar. Böylece özgür bireyin tutumu, mizacı, duyguları ve hayatına dâhil ettikleri, değişimi dönüşümü diri bir benlik sunar. Ancak insanın yarattığı her kült, sosyal olguların dil ile olan bağlantısını da sunar. Bu noktada bireyler arası diyalog cinsiyet özelliklerinden sınıfsal öğelere kadar hayatın her alanında bizleri etkilerken, bizler tarafından oluşturulan bu dekorlar, yaşamın, doğanın ya da çok boyutlu gerçekliği kavrayamamadan ötürü bireyleri durağan hale getirip verimsizliğe itebilir. Sürekli yer edinme ve insanın kendini ispatlama çabası, huzurlu, kaygısız, problemsiz olma arayışı, dün de vardı, bugün de olduğu gibi, yarın da olacak dense de her insan kim bilebilir ki demenin imleyişine sığınmak ister.

Son yıllarda kişisel gelişim kitaplarına ilgi oldukça fazla, bunun sosyo-politik ve toplumsal nedenlerini irdeleyenler vardır mutlaka. Nimet Erenler Gülkökü’nün Gayanna kitabı da bu kişisel gelişim arayışlarıyla şekil kazanıyor. Birçok başlıktan oluşan kitap geçmişten ziyade bugün ve gelecekte kadın ve erkeğin sosyolojik ve psikolojik süreçlerini merkezine alıyor. Gayanna’da kadının psikososyal sürecin, ilişkilerin seyri, bireyin, toplumun, medyanın, siyasetin, inancın kadın-erkek diyaloğu ve yansımalarını anlatılıyor.

Bazı dinlerin kültünde Lilith, baştan çıkarıcı bir kadın ve Âdem’in Havva’dan önce yaratılan eşi diye varsayılır. Lilith, Âdem’in kendisini üstün gördüğü bütün koşul ve şartlara rağmen ona ayak diretip ikisinin de eşit olduğunu savunduğu ileri sürülür. Bu bağlamda Gayanna kitabı kapak görseli ile dikkat çekiyor. Mistik bir ritim sunarken kapak çalışmasının ressam Havva Marta’ya ait olduğunu vurgulanıyor.

Kadın ve erkeğin birbirilerinden bağımsız olmayan sorumlulukları varsayarak ilerliyor metin. Kadının duygu dünyasının sistemin tüketim endüstrisi tarafından ne kadar manipüle edildiğinden bahseden yazar, kadın ve erkeğin problemler karşısında çözüm odaklı diyaloglarını vurguluyor. Erenler, kitabı bu paralelde çeşitli alt başlıklara ayırıyor. Her metin içinde “zen” yaşam biçiminin izleri hissediliyor. Zen, hayatı sürekli bir erteleme halinde olan, yaşamın inceliklerinin farkında olmadan tükendiğimiz, zamanın ezici aceleciliğini kavramakta zorlanan insanlara daha huzurlu bir eşik sunan kült. Çoğumuz, kimi vakit bu nedenle anı yaşayamıyoruz. Erenler bu noktada metnine farkındalık kazandırıyor.

Gayanna, genel manada Buddha’nın “Yolda olmak varmaktan iyidir” cümlesinin uzantısı niteliğinde. Böylece insanın mücadele halinde olduğu hayata karşı farkındalık düzeyi yüksek bireyler, çalışmalarıyla yorulmaktan ziyade zihni sakinleştirmek, gölge suretlerden öte varlık olmayan insanların bir şeyler elde etmek yerine doğanın bir parçası olmayı ve olabildiğince bağımsız bir bilince varmayı hedefleyen ve bu anlayışı sunan bir kitap. Bu bağlamda, sevgi ve aşkı merkezine almayı ihmal etmeyen yazar, “Eğer gücünü nefretinden değil de sevginden alırsan her şey seninle büyür…” diyerek aşk ve sevginin insanı, bir kimseye ya da bir şeye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten içsel duygu olarak tanımlamakla kalmıyor, yakın ilgi, tutkulu bağlılık, sahiplenme güdüsü gibi kimi duyguların gerçek sevgi kavramından uzaklaşmasına neden olabileceğini irdeliyor.

Böylelikle kişilerin, uygarlığın gelinen noktasında erkin elinde bulundurduğu araçlarla -nefret, sapkınlık, ırkçılık gibi- elde etmeye çalıştığı güç sevgiye yön veren temel imgeler haline gelmiş. Ayrıca insan ilişkilerinin nasıl daha sağlıklı olabileceğine dair farklı bakış açıları sunarken, iyimser çabalarla mücadeleyi sürdürenlerin azınlık olmasına rağmen, daha doğru olanı insani olmayan çoğunluğa kabul ettirme yollarını detaylı bir şekilde sunuyor. Daha iyiye ulaşmanın kadınların çabalarıyla mümkün olacağını, uygarlıkların doğası gereği geliştirilen ve geleneksel bir hal alan dayatmaların, eksiklerin, yanlışların ancak kadın mücadelesiyle biçimleneceğini vurguluyor.

Yine de işaret ettiği zorlukların güç olmadığını belirtiyor. İnsanların birbirileri üzerine denetim kurma yöntemlerinin, kişi ilişkilerinin belki de tüm çağlar boyunca, tıpkı şimdi bir kez daha yaşandığı gibi, birçok bireyin uygarlığın anlamsızlığına dair içsel yolculuklar gerçekleştirdiğini dile getiriyor. İnsanın çevresinin dayatmalarına paralel, aydınlatıcı olmayan modern insan ilişkilerinin içselleştirilmesinin insan gelişiminin seyriyle uyum gösterdiğini anlatıyor. Nimet Erenler Gülkökü, sosyolojik süreçlerin içgüdülerin bastırılmasını imkânsız hale getirdiği günümüz dünyasında mutsuzluk kaynaklarını ortadan kaldıran, böylelikle insanların iç dünyaları ile uyumsuzluk savaşı verdiğini metnin birçok noktasında dile getiriyor.

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yazma Üzerine Düşünceler | Henry MillerHenry Miller
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Jhumpa Lahiri

18 Şubat 2025

Ovidius’un Dönüşümler’ini Çevirmek

Çoğu metnin büyük bir kısmı zihnime kazınmış olsa da, önümdeki İngilizce metni düzenlerken orijinalini neredeyse hiç hatırlamadığımı fark ediyorum.Ovidius Dönüşümler’in ilk kitabında dünyanın nasıl kaostan yaratıldığını anlatır. Fakat yüz elli satırdan kısa bir sür..

Devamı..

Psikanaliz Hakkında On Kitap

P. V. H. &. H. Westerink

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024