Bugünkü söyleşimizde, çocuk edebiyatına değerli katkılarda bulunan Özge Lokmanhekim ile birlikteyiz. Kendisiyle Hayat Apartmanı kitabı üzerine konuşacağız. Bu kitap, apartman yaşamının iç içe geçmiş sıcak hikâyeleriyle çocukların empati ve toplumsal bağlarını güçlendirmeyi amaçlıyor. Ayrıca, söyleşi köşemizde, çocukların kitap okuma alışkanlığı kazanması için ebeveynlere rehberlik edecek soruları da yer kendisine yönelteceğiz.
Melih Günaydın: Hayat Apartmanı’nı yazma fikri nasıl doğdu? Sizi bu hikâyeyi anlatmaya iten şey neydi?
Özge Lokmanhekim: Hayat Apartmanı benim çocukluğumu, ortaokul ve lise yıllarımı anlatıyor. Bu yıllardaki anılarımla, avukatlık yaptığım dönemde Kuzguncuk’taki Simotas Binası’ında, oradaki bostanda ve mahallede geçen günlerime ait anılardan esinlenerek yazdığım bir kitap. Kitaptaki her bir karakter benim hayatımdaki biri aslında, belki sadece cinsiyeti, yaşı ve ismi farklı. Şehirleşmenin ve sosyal medyanın da etkisiyle ilişkilerin daha yüzeysel olduğu ve komşuluk ilişkilerinin yok denecek kadar azaldığı şehir hayatında empati kurmaya, yardımlaşmaya, işbirliğine ve dostluğa ne kadar da ihtiyacımız olduğunu düşündürtmesini dileyerek yazdığım bir metindi Hayat Apartmanı.
MG: Kitapta farklı karakterlerin bir arada yaşadığı apartman ortamı anlatılıyor. Çocuklara topluluk içinde yaşama ve farklılıkları kabul etme konusunda nasıl bir bakış açısı sunuyorsunuz?
ÖL: Hayat Apartmanı, her bireyin kendine özgü alışkanlıkları, bakış açıları ve yaşam tarzları olduğunu gösterirken, farklılıkların aslında bir zenginlik kaynağı olabileceğini vurguluyor. Çocuklar, hikâyedeki karakterlerin birbirlerini anlamaya, bazen uzlaşmaya, bazen de birbirlerinden öğrenmeye çalıştığını gözlemleyerek empati geliştirme fırsatı buluyor.
Ayrıca, bir topluluk içinde yaşamanın getirdiği sorumluluklar ve dayanışma gibi kavramlar da hikâyemde yer alıyor. Çocuklara, anlaşmazlıkların ve farklılıkların bir arada yaşamak için bir engel değil, aksine gelişim ve öğrenme fırsatı sunduğunu anlatmaya çalışıyorum. Dilerim Hayat Apartmanı, küçük okurlarına başkalarına saygı duymanın ve ortak bir yaşam alanında birlikte var olmanın değerini keşfetme imkânı sunar.
MG: Ailelerin çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırması için en önemli üç öneriniz nedir?
Ö.L. -Bu aslında zor bir soru çünkü çocuklarda okuma alışkanlığını kesinlikle sağlayacak 3 öneri yok maalesef, keşke olsa. Ama işe yarayacağını düşündüğüm 3 öneri paylaşabilirim. İlki çocuğumuzun ilgi alanlarını tanımak ve bu ilgi alanlarını besleyecek kitap önerileri seçmesine destek olmak. Örneğin basketbol oynamayı seviyorsa, Michael Jordan’ın hayatını anlatan bir kitap, uzay ve gezegenlere ilgisi varsa bu konuda bir romanı çocuğumuza önermek gibi.
İkinci olarak birlikte kitapçıya, kütüphaneye gitmek, beraber burada vakit geçirmek ve kitap almak. Çocuğumuzun seçimlerine de saygı duymak ve bizim içeriğini beğenmediğimiz ama onun yaş grubuna uygun bir kitap seçtiğinde bu seçimi kabul edip bu kitabı okumasını eleştirmek yerine neden bu tercihi yaptığını anlamaya çalışmak. Çocuklar bazen o kitap çok konuşulduğu için gündemi yakalamak ya da tüm arkadaşları okuduğu için o gruba dahil olmak için bu kitapları okumak isteyebilirler.
Son olarak, birlikte okumaya devam etmek. Özellikle okumayı yeni öğrenen bir çocuğunuz varsa, okumayı öğrendi diye birlikte yaptığınız okuma saatlerini kesmemek. Bu okuma saatleri sizinle de vakit geçirdiği, okurken sohbet de ettiğiniz keyifli anlar çünkü. Daha büyük yaş grubunda ise birlikte okumaya devam etmek, aynı anda aynı kitabı okumak ve sonra kitabı hayata geçirmek, örneğin; kitabın filmini izlemeye gitmek, kitapta geçen bir parka, müzeye gitmek, kitaptan bir tarifi denemek vs. olabilir.
MG: Okuma sürecini eğlenceli hale getirmek için önerdiğiniz interaktif yöntemler var mı?
ÖL: Bilgisayar oyunları ve sosyal medya çocukların dikkat süresinin oldukça azalmasının sebeplerinden biri. Bu yüzden kitabı alıp sadece okumak yerine küçük yaş grubuyla okurken oyuncaklardan ve farklı materyallerden destek alabiliriz. Sesimizi kullanıp karakterleri farklı ses tonuyla seslendirebiliriz.
MG: Çocuk edebiyatına dair gelecekte ele almak istediğiniz konular var mı? Biraz ipucu verir misiniz?
ÖL: Ben hikâye yazarken hep kendi derdimi, zorlandığım, üzerinde düşündüğüm bir konuyu yazıyorum aslında. Bir annenin hayattaki rolleri, hastalık üzerinden anlattığım dede ve torun ilişkisi, korkular ve cesaret edebilme, empati ve farklılıklara bakış açısı ya da işbirliği ve dayanışma. Şimdi yine çocukluk günlüklerimden ilhamla yazmaya başladığım arkadaşlık ve zorbalık hakkında bir metin üzerinde çalışıyorum.
MG: Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederiz. Hayat Apartmanı, çocukların dünyasına sıcacık bir dokunuş yapıyor ve umuyoruz ki daha çok çocuk bu güzel hikâyeyle tanışır.
ÖL: Ben teşekkür ederim ilginize.






