İnternet bağlantısı yok. Tepedeki dinozorla oynayın. Gelir birazdan. Bilgilendirme için teşekkür ederim. El mahkûm oynayacağım. Bazı kaktüslerin üzerinden atlıyorum. Bazı kuşların. Kuş neden yerden uçuyor? Sorma. İnternet bağlantısı yok. İnternet yokken ne yapıyorduk? Böyle şeyler işte. Dinozoru zıplat, koştur onu. Bağlantıyı sağlayan şirkete küfretme diye, adamlar oyun uydurmuş. Bu işte başarılı değiliz. Küfür yemekten kulaklarımız çınlıyor. Buna nasıl çözüm bulabiliriz? Problemlerimizi oyunla geçiştirelim. Evet, aynı benim mantık.
Oyun oynamak zorundayım. Oynadığım oyunun canavarı benim. Kendimi yenmem gerekli. Bu şişe bitecek. Bu bir kurban ritüeli. Üzgün değilim. Bir nevi mutluyum esasen. Annem, babam, kardeşim. Yaşayacak olan onlar. Ben gidiyorum. Yer yok dediler. Yer yokmuş. Hayata sığmıyorum. Fazlayım. Ben de öyle düşünüyorum zaten. Ben ölürsem günlük istihkak artacak, kişi başına düşen ihtiyaç stoku yani. Bıkmış, kendi rızasıyla giden bir beden ve geri kalan iyi beslenen üç birey. Adil bir anlaşma. Dayanamadığım şey, neden internet gitti? Giderayak müzik dinlemek istiyorum. Rahatsız olduğumu yüksek sesle dile getirdim. (Anneleriyle ilgili asılsız ithamlarda bulundum.) İstediğim bir parça var. Stolen child. Çalınan çocuk, dersek doğru olur. Uykuya giden bebeğe bir ninni gibi. Sonsuza kadar karanlıktayım. Karanlık boşlukta asılı duracağım yatarak, herkesten uzak. Üzerimi aydınlatacak, cılız bir gri ışık olacak. Ben böyle istedim. Kabul ettiler. Hep istemiştim aslında, bu koşuşturmayı görünce. İdam mahkûmunun son isteği gibi. Çocukken sokakta tabancayla ölürdük. İyi ki bu tercih var. Panik ve sisteme uymak istemeden yararlı olmak beni buraya itti.
Ayak parmaklarım vardı herkes gibi. Şimdi yoklar. Hayır uyuşmadılar. Hiç olmamış gibiler. Yattığım yerden görüyorum onları, oradalar.
Üç hakkım var. Hayat verdiğim insanları bilincim yerindeyken, görebilmek için. Üç hak. Diz kapaklarıma kadar bekleyeceğim. Pencereden sesler geliyor. Tıkırtılar. Her türlü sese ve duygusal darbelere yalıtımlı camlar, demişti doktor ya da cellat. Doktor isteyerek öldürürse cellat oluyor, kafasına kara bir çuval giymesine gerek yok. Baldırlarım. Daha zaman var sanırım. Camdaki titreşimi engellemeleri lazım. Annem olabilir. Huzur içinde bile gidemiyoruz arkadaş. Pilav yaptım sana, seversin. Siz aç kalmayın diye gideceğim. Son kez bitir tabağını oğluşum. Oğluşum nedir? Hiç büyümediğimizin kanıtı. Ben fazla boğaz olduğum için ölüyorum kadın desem de o tabak bitecek. Annenin son görevi. Sürahi var. İki saat su içmesem ne olur? Gözyaşlarınızı içinizde tutun pederim. Sürahi camda parçalandı. Etkili oldu. Kafam çok güzel. Ölmenin böylesi mükemmel. Elmayla votka çok iyi. Baldırlarım daha yeni uyuştu. Alkol dostunuz değildir. Dünya üzerindeki en büyük yalanlar sıralamasında ilk beşe girer. Aslında bir bakıma haklı. Dosttan öte, bir sevgili. Zehir yukarıya çok zor ilerliyor gibi geliyor. Baldırlarım yok, sonrasını hissediyorum. Hakemin oyuncuya göstereceği kırmızı kartın, terli göt cebinde durmaktan turuncuya dönmesi ve hakemin turuncu kart göstermesi. Turuncu kart, bekle gideceksin bir aksilik oldu, demek gibi.
Bu kadar iyiyken beni görmeliler. Cam yukarı kalkıyor. Hepsi gülümsüyor. Hayret, bu mutluluk cenaze evine nereden geliyor? Kafanızı çevirip ağlayın cam kapanınca, diyorum. Rol yapamıyorsunuz, benden daha çaresizsiniz. Babam, Bitene kadar cimrice tüketeceğiz, bize yaptığın fedakârlığı unutmayacağız, diyor. Eyvallah. İşte güçlü adam. Bedenim boka dönüşecekken, aklınıza geldiğime sevindim pederim. Kafamı memnun olmuşçasına aşağı indiriyorum. Kardeşim ağlıyor. Tam bir mal. Yaşamak isteseydim, ben seni sorgusuz yerdim. Annem ise, midem gitti, zor nefes alıyorum, boşa emek sarf etmiş. Besin olması için, bir çocuk büyütülür mü? Öldükten üç saat sonra dışkısın. Ana yüreği dualar, özlem dolu cümleler, sanki askere uğurluyor. Gidiyorum kadın. Senden geldim. Sana gidiyorum. Yokum, sonrasında ezdiğin toprağım. Uzatma. Son oksijen tüketimleri. Gözlerimin ucunda kimsenin görmediği mavi, yanıp sönen noktalar var. Gerisi, beynim çalıştığı sürece bana ait. Üç görüşmeyi yapmadan öldüğüm için rahatsızlık hissediyorum. Burada hata var cellat bey. Doğru ayarlayamadım. Keşke onlara bıraksaydım, görüşmelerin zamanlamasını. Ben neden bu kadar cesurmuş gibi davrandım? Keşke yanımda olmalarına izin verseydim. Boynum. Zorlanıyorum. Kadraj daralıyor. Sola doğru bakınca, son görmek istediğim bu değil. Hepsi sahteymiş gibi gülüyorlar. Salyalı ağızlarıyla, aç bu insanlar gerçekten, sonuna kadar açık göz bebekleriyle bakıyorlar. Mor tonlar.
Söz verdikleri gibi, koyu gri içindeyim. Gri ışık var üstümde. Huzur var.