Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

16 Aralık 2024

Edebiyat

Şili Edebiyatında Yeni Bir Çığır Açan Yazar Alejandro Zambra

Dorany Pineda

Paylaş

1

0


Şilili Şair’i yazmak, uzun süredir Mexico City’de yaşayan Zambra’yı kendi anavatanıyla yeniden buluşturmuş.

Eleştirmenler Alejandro Zambra’yı Şilili şair ve ve romancı Roberto Bolaño’ya benzetir, hatta onun mirasçısı olduğunu söylerler. Bu elbette onur verici bir yakıştırma ancak Zambra açısından önemi tahmin edilenin çok ötesinde çünkü Zambra, Bolaño’nun öykü ve romanlarını okumadan önce yalnızca şiirle ilgileniyordu. 

Şili, Santiago’da İspanyolca gerçekleştirilen bir video söyleşisinde, “Tıpkı kitaplarımdaki karakterler gibiydim,” diyor 46 yaşındaki Zambra, “roman okumazdım.” Düzyazıyla ilgilenmeye başlaması için Bolaño gibi bir yazarın ona yol göstermesi, düzyazının da sıradanlıkta kurtulup kendi sesini bulabildiğini ve acıyla çevrelenmiş bir mizah duygusu ortaya koyabildiğini kanıtlaması gerekmiş.

Şilili yazar Alejandro Zambra’nın son romanı Şilili Şair 2020 yılında yayımlandı ve oldukça kısa bir süre içinde pek çok dile çevrildi. İçinde ailenin, üvey ebeveynliğin, aşkın ve Şilili şairlerin yer aldığı bu eğlenceli ve şefkat dolu hikâye, genç şair Gonzalo’nun, şiire en ufak bir ilgi duymadığı aşikâr Carla isminde bir kıza aşık olmasıyla başlıyor. Gonzalo ve Carla’nın ilişkisi kısa vadeli ama ikili yıllar sonra Şili, Santiago’daki bir gece kulübünde tekrar karşılaşıyor. Carla’nın artık kedi maması bağımlısı, altı yaşında, büyümüş de küçülmüş Vicente adında bir oğlu var. Ve Gonzalo hedefleri doğrultusunda New York’a gidene kadar Vicente’ye üvey babalık yapmak zorunda kalıyor.   

Romanın ikinci yarısındaysa artık yetişkin bir şair olan Vicente önce Amerikalı bir gazeteciyle tanışıp ardından tanıştığı bu gazeteci vesilesiyle Şilili şairler hakkında yazmaya ikna olurken bir dizi tesadüf sayesinde Gonzalo ile yolları yeniden kesişiyor.

Romandaki hikâye Zambra’nın üvey ebeveynlikle ilgili ilk çalışması değil; zira kendisi de eski bir üvey baba olarak bu ilişkiye aşina. Zambra, Şilili Şair’i yazarken baba olmanın beraberinde getirdiği meşruiyet meselesi üzerinde çokça düşündüğünü söylüyor. İspanyolcada üvey baba anlamına gelen padrastro kelimesinin aldığı son ek, genellikle aşağılayıcı ifadeler için kullanılıyor ve bu da Zambra’nın “Rolün cezalandırılması,” olarak adlandırdığı yapının somut bir örneği gibi. “Üvey ebeveyn olmak,” diyor Zambra, “size ait olmayan bir pozisyonu işgal etmek demektir.” 

Bu aslında Zambra’nın kendine özgü tarzıyla keşfettiği, bu keşifleri de Şilili Şair’e hüznün, derinliğin ve mizahın iç içe geçtiği harmanlanmış bir çeşitlilik olarak yansıttığı güç bir rol. İngilizce çevirinin editörlüğünü yapan Lindsey Schwoeri, aileyle ilgili kısımlara bayıldığını söylüyor: “Bir aile kurmanın, bir aileye katılmanın ve bir aileyi kaybetmenin ne anlama geldiğini idrak ediyorsunuz. Bana göre Alejandro’nun kabiliyetinin en muazzam yanı, gündelik yaşamla ilgili ufak tefek anları, olabildiğince sıradan diyebileceğimiz bu anlara bağlı belli belirsiz yaraları, sevinçleri ve hayal kırıklıklarını inanılmaz bir ustalıkla yakalıyor olması. Romanları bende çok derin duygular uyandırsa bile beni sürekli gülümsetiyor çünkü yaşamla ilgili hiçbirimizin kaçınamayacağı gerçekleri yakalıyor.”

Alejandro ile Şilili Şair eksenin yürüttüğümüz sohbetimizi Zoom üzerinden gerçekleştirdik ve Zambra, sanal bir platformda bile İngilizce çeviri editörü Schwoeri’nin sözlerinin ete kemiğe bürünmüş hali gibiydi. Üstünde mavi bir tişört, siyah bir şort, kömür karası dağınık saçlarıyla düşünceli ve rahattı. Bir ara elinde sarma sigara, içip içemeyeceğini sordu ve güldü. “Beni sigara içerken gördüğünüzü biliyorum ama aslında görmediniz,” dedikten sonra da sigaraya yalnızca Şili’de teslim olduğunu söyledi. 

Zambra Şili hakkında konuşurken tıpkı inatçı çocuğu için en iyisini isteyen bir anne gibi, eleştirel ama sevgi dolu bir yaklaşıma sahip. Kâbusu andıran pandemi, son birkaç yıldır dil becerileri inanılmaz bir hızla gelişen oğlu Silvestre’nin bitmek nedir bilmeyen merakı: 

“Hatta bir gün öylesine meraklıydı ki, sanki bütün vaktini devasa bir sözlüğü yiyerek geçirmişti. Aslında bu iki ânın, yani pandeminin ve Silvestre’nin büyüme sürecinin çakışması benim için büyük bir şans oldu çünkü o esnada çocuğum olmasaydı muhtemelen oturup Mad Men’i yeniden izlerdim ya da Netflix’in ‘izlemeye devam et’ diye buyurduğu noktaya gelirdim. Bu anların çakışması gizemli olanla yeniden bağlantı kurmamı sağladı.”

Şilili Şair’i yazmak, uzun süredir Mexico City’de yaşayan Zambra’yı kendi anavatanıyla yeniden buluşturmuş. 1975 yılında, Şili’nin Maipú kentinde doğan Zambra, çocukluğunun büyük bir kısmını sokaklarda oyun oynayarak geçirdiğini belirtiyor. “O günlerde çocuklar alabildiğince özgürdü ama bu eğlenceli vakitleri karartan, belli belirsiz bir uğursuzluk vardı. Augusto Pinochet’nin diktatörlük yıllarıydı neticede ve gerilim her yerdeydi. Yetişkinler genelde öfkeli olur, birbirleriyle nadiren konuşur, bizler birbirimizi yakından tanısak da onlar birbirlerini tanımazlardı ve kimsenin birbirine güveni yoktu.”

Ve anne tarafından büyük annesi Josefina Gutiérrez Parra; kısa boylu, tombul, gözleri ışıl ışıl parlayan Josefina, gülerken ansızın durup ağlamaya başlayan ama en hüzünlü anın bile orta yerinde neşeli şarkılar söyleyebilen, üstüne üstelik etrafında ne kadar çocuk varsa gülmekten kırıp geçiren olağanüstü bir karaktermiş.

“Bolaño’dan bu yana Şili’den çıkmış en önemli yazar.”

Torunlarını yazmaya o teşvik etmiş. “Onun sayesinde yazmak bende alışkanlık haline geldi, hâlâ da öyle,” diyor Zambra. Yine de yazarlığı meslek olarak sürdürmek gibi bir planı hiçbir zaman olmamış. Müzisyen olmak istiyormuş ya da futbolcu ve her ikisinde de iyi değilmiş. “Sıskaydım, yavaştım ve bacaklarım istediğim şeyleri yapmıyordu. Ben de eğitimime edebiyat ve İspanyol araştırmaları alanında devam etmeye karar verdim.”

Zambra aldığı bir burs vasıtasıyla 2015 yılında New York’a gittiğinde romanlarından bir kaçı ödül almıştı bile. The Nation’a göre “Şili kurgusunda yeni bir dalganın habercisi,” New Yorker’a göreyse “Latin Amerika edebiyatının yeni yıldızıydı.” Natasha Wimmer, New York Times Book Review’da yayımlanan eleştiri yazılarından birinde Zambra’yı, “Bolaño’dan bu yana Şili’den çıkmış en önemli yazar,” olarak nitelendirdi. Wimmer’ın sözlerinin son derece sağlam bir bilgi birikimine dayandığı şüphesiz çünkü kendisi, Bolaño'nun İngilizce çevirmeniydi.

Zambra ile Meksikalı yazar Jazmina Barrera New York’ta tanıştı ve birbirine aşık olan ikili, birlikte yaşamak için Mexico City’e taşındı. Zambra, evlerindeki küçük ofisine “Şili” dediğini ve çalışma vakti geldiğinde bunu “Şili’ye gidiyorum,” diyerek haber verdiğini söylüyor.  Şilili Şair’i orada yazmış ve yaklaşan biyolojik babalığını bir üvey babalık hikâyesine dönüştürmüş. 

Fakat dönüşüm yalnızca hikâyeyle sınırlı kalmayıp anavatanıyla kurduğu ilişkiye de sirayet ederek bu ilişkiyi derinleştirmiş. Zambra, daha önce Şili’ye karşı hissettiği ve onu hareketsiz kılan karikatürize nostaljinin yerini yeni romanında daha sıradan ve gerçekçi bir izlenimin aldığını, bunun da ebeveynlerinin kusurlarını olduğu kadar güçlü yanlarını da fark eden yetişkin bir oğulun izlenimi olduğunu, söylüyor. 

“Ben bu romanı, sizi ziyarete gelen ve gitmesini hiç mi hiç istemediğini, ara sıra kalkıp bardağını yeniden doldurduğunuz bir misafire benzetiyorum. Şili’yle ilgili sohbetlerin tonunda çok özlediğim ve bu roman sayesinde yeniden bulabildiğim değişik bir ruh hali var.”

İngilizce çevirisi yaklaşık üç yüz elli sayfa olan Şilili Şair, Zambra’nın en önemli kitabı. Uzun zamandır İngilizce çevirmenliğini yapan ve aynı zamanda yakın arkadaşı olan Megan McDowell Şilili Şair için, “İhtiyatlı ama oldukça iyimser bir kitap,” diyor. “Basit olmadan komik olmak hiç kolay değil. Dokunaklı ama yine de deneyselliğin bütün pırıltısına sahip.”

Bazı okurlar için deneysellik genelde güç okunan metinleri çağrıştırıyor olabilir ama Zambra’nın okura göz kırptığı, yani üstkurmacaya temas ettiği kısımlar yapay olmaktan epey uzak ve tesadüfi hissettirdiği kadar da eğlenceli. Yazarken eğlendiği o kadar belli ki.

 O, başkalarını eğitmek ya da onlara talimatlar vermek için yazmıyor…

“Yazmanın en keyifli yanlarından biri de ne yaptığınız hakkında hiçbir fikrinizin olmadığı anlardır. Böylesi bir başarısızlıktan hoşlanıyorum çünkü bana kendi içimde taşıdığım sesleri, hiç farkında olmadan sevdiğim, buna rağmen kullanmaya yanaşmadığım kelimeleri, var olduğunu bilmediğim nüansları gösteriyor.”

Sürekli bir şeyler yayımlamak konusunda tavrıysa biraz mesafeli durmaktan yana. “Asla zorunda olduğum için bir şeyler yazmak ve yayımlamak istemem.” Kendisi için o an ne önemliyse onun üzerinde çalışıyor. Mesele bu görüşmeyi yaptığımız sırada bir yandan öykü ve denemelerle uğraştığını öte yandan tamamladığı ancak yayımlamak gibi bir düşüncesinin olmadığı başka bir kitap için başlık aradığını söyledi. Bahsettiği kitap futbol ve babalar hakkında bir deneme-öykü – babaların tuttuğu takım kaybettiğinde evde nasıl bir hüznün hâkim olduğunu vurgulayan ama aslında kırılganlıklar ve hayal kırıklıklarını anlatan bir kitap.

Yabancı yazarların kitaplarını okuduğunuzda karşınıza genellikle onların kendi ülkeleriyle ilgili siyasi görüşleri ya da alınan dersler çıkar. Zambra’nın kitaplarıysa bu çizginin biraz dışında. O, başkalarını eğitmek ya da onlara talimatlar vermek için yazmıyor; yaşadığı yerler, tanıdığı ve sevdiği insanlarla ilgili kendi anlayışını geliştirmek için yazıyor. “Eğer hepimiz yazsaydık,” diyor, “başımıza gelenler konusunda daha fazla sorumluluk alır, etrafımızdaki insanları bu kadar aldatmazdık.” Ardından ekliyor: “Mesleğimi tanımlamam istenseydi bu şair, romancı ya da deneme yazarı değil, yalnızca ‘insan’ olurdu.” 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Vladimir Nabokov’dan Yazmak Üstüne 20 ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ayşe Begüm Çelik

5 Nisan 2025

Celladın Güzel Yüzü

Kendine bir in buldun. Gerçekten mi? Bu in, sana sığabilecek kadar küçük, dar bir yer mi? Sen ona sığabilecek kadar büyük, geniş misin? Hiç düşündün mü buraya nasıl geldiğini? Bir de utanmadan köpek var yanında. İt ve sen indesiniz. Sığıyor gibi davranıyorsun. Hakkındır.Kitaplarda..

Devamı..

Gecenin Deneyimine Direnen Gelecek Ufku

Josef Kılçıksız

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024