İtaat Etmemek, Frederic Gros
‘Esas soru insanların neden başkaldırdıkları değildir. Neden başkaldırmadıklarıdır.’
İtaat etmemek belki de 21. yüzyılın en çok tartışılan, en çok korkulan, en çok ihtiyaç duyulan eylemlerinden biri. Fransız felsefeci Frédéric Gros bu kitabında ekonomik boyun eğişten toplum sözleşmesine, siyasi kabullenmeden vicdani redde, Diogenes’ten Thoreau’ya, Antigone’den La Boétie’ye, Foucault’dan Arendt’e bireysel ya da toplumsal itaatsizliğin felsefi kökenlerini inceliyor.
Yazarın sık sık ele aldığı edebi ve felsefi metinlerle taçlanan bu düşünsel yol alışta, tarihin her aşamasında yer almış itaatsizlik, umudun yanından bir adım bile uzaklaşmıyor. Bu bağlamda “İtaat Etmemek,” gösterişten uzak, yaşanmışlıkların olgunluğunu taşıyan, kısa ama yoğun bir çalışma.
“Sorun itaatsizlik değildir, sorun itaattir. Bu söz aklımıza Wilhelm Reich’ın şu cümlesini getirir: ‘Esas soru insanların neden başkaldırdıkları değildir. Neden başkaldırmadıklarıdır.’”
Çeviren: Zeynep Büşra Bölükbaşı, Yapı Kredi Yayınları, 2020
Siyah Deri Beyaz Maskeler, Frantz Fanon
"Bir Çin Hintli kendine özgü bir kültür keşfettiği için ayaklanmamıştır. 'Yalnızca' birçok bakımdan artık soluk alamadığı için ayaklanmıştır," diyen Frantz Fanon’un Siyah Deri, Beyaz Maskeleri ABD’deki Kara Panterler ve Üçüncü Dünyadaki bağımsızlık mücadeleleri gibi siyasi hareketlere ilham kaynağı olmuş, aynı zamanda sömürgecilik ve ırkçılıkla bağlantılı kimlik sorunlarının tartışılmasına öncülük etmiş kitaplardan biri. Irkçılığın, ayrımcılığın —heyhat!—hâlâ gündemde olduğu dünyamızda da modern eşitlikçi düşüncenin klasiklerinden biri olarak güncelliğini koruyor.
Siyah gerçekliğini anlamaya çalışırken Fanon, İkinci Dünya Savaşı’na Fransa Özgür Ordusu saflarında katılmış genç adamın savaş sonrasındaki gündelik yaşantısından ve hocası Aimé Césaire’in Siyah kimliğine sahip çıkan düşüncesi ile şiirinden hareket ediyor. Uzmanı olduğu psikiyatri ve psikanalizden yararlanıyor; ayrıca felsefeden, özellikle Jean-Paul Sartre’ın Yahudi düşmanlığı ve Siyah-karşıtı ırkçılık üzerine yazılarından hem besleniyor hem de yer yer onlarla tartışarak ilerliyor.
Tetikte bekleyen bir bilinç ile şiirsel bir dili birleştiren bu etkileyici metin ırkçılık, sömürgecilik ve "İnsan" üstüne düşünmek isteyenler için.
Çeviren: Orçun Türkay, Metis Yayınları, 2020
Kapak Resmi: Jean-Michel Basquiat
Metamorfoz: İnsan Vücudunda Değişimin Öyküsü, Gavin Francis
Yaşamak, sürekli bir değişim hali içinde olmak demek: büyüme, iyileşme, öğrenme, yaşlanma.
Gavin Francis hekimlik hayatı boyunca çok şey gördü: anoreksi kıskacındaki gelecek vadeden hukuk öğrencisi, yasaklı steroidler yüzünden baba olma ihtimalini kaybetmek üzere olan vücut geliştirici, ergenliğin karman çorman fizyolojisi altında ezilen genç, alnının ortasında boynuz çıkmasına rağmen neşesi dinmeyen kadın…
Büyük övgü toplayan kitabı Metamorfoz’da Gavin Francis, hekimlik hayatında bizzat karşılaştığı vakaları, tıp tarihinden, sanattan, edebiyattan ve mitolojiden öykülerle bir araya getirerek, neden insan olmanın özünde değişimin yattığını anlatıyor. Francis’in ellerinde her vaka, kimlik ve tabiatlarımızın biyolojik, psikolojik ve felsefi anlamda keşfi için birer fırsata dönüşüyor.
Çeviren: Şiirsel Taş, Domingo, 2020

Bu Şehrin Mutfaklarında Bıçak Yok, Halid Halife
'Arapça edebiyatın güçlü temsilcilerinden Halid Halife, Bu Şehrin Mutfaklarında Bıçak Yok kitabıyla politik, dinî ve cinsel zorbalığın gölgesi altında yaşayan Suriyeli bir ailenin üç nesle yayılan, ''utanç'' duygusuyla kuşatılmış hikâyesini anlatıyor.
Türkiyeli okurların ilk kez okuma fırsatı bulacakları Halife'nin, 2013 Necib Mahfuz Kitap Ödülü'ne değer görülen romanı, yanı başımızdaki komşu bir ülkenin pek de bilmediğimiz tarihine ve siyasi dalgalanmalarına dair geniş bir görüş sunuyor.
Çeviren: Hümeyra Rızvanoğlu Süzen, Deli Dolu Yayınevi, 2020
Patates Jazzı, Isahag Uygar Eskiciyan 
Patatesin müziği olur mu? Ya öyküleri? Patates Jazzı'nda patates belki insanın kalbini, belki hiç kopmayan anne-çocuk bağını, belki de ölümün ta kendisini simgeliyor.
Doğumdan ölüme anne-çocuk arasında kurulan derin ve karmaşık bağın aldığı haller, kâh ilk aşkın acılarına, kâh fiziksel çirkinliğin benlikte bıraktığı arazlara uzanarak "annesinin yürekten, babasının uzaktan seveceği kadar çirkin" bir çocuğun dilinden anlatılıyor. Ortak karakterler öykülerde bir görünüp bir kaybolurken okura farklı okuma imkânları açılıyor. Çocukluktan vazgeçmeyen, ironiyi elden bırakmayan, hüzünlü öyküler bunlar. Annesini unutamayan ve unutamayacak olan herkese sesleniyor.
Sel, 2020
Kızıl Veba, Jack London
Jack London’ın 1912 yılında The London Magazine’de tefrika halinde yayımlanan romanı Kızıl Veba, modern edebiyatın ilk post- apokaliptik metinlerinden biri kabul edilir. London romanında, 2013’te patlak veren dünya çapında bir salgının insan ırkının neredeyse tamamını yeryüzünden sildiği, ilkel yaşamın geri döndüğü, gerçekleşmesi son derece muhtemel bir “yeni” dünya tasavvur eder. Salgın sürecinde izolasyonun önemini, nüfus yoğunluğunun, özellikle de dünya nüfusunun salgınlardaki rolünü, insanların son derece kritik durumlarda kapıldığı bencilliği, kolektivizm ve bireyciliğin karşı karşıya gelişini, bilim insanlarının özverisini son derece gerçekçi biçimde işler.
Bundan 108 yıl önce, şu an deneyimlemekte olduğumuz meselelere kitabında yer veren London’ın yazdıkları şimdilerde, seyircisi değil bizzat aktörü olduğumuz en derin krizin öngörülemez, diğer bir deyişle “siyah kuğu” vakası olmadığını, insan merkezli yaklaşımların dünyayı anlamamıza yetmediğini kanıtlar nitelikte. Bu bağlamda Kızıl Veba yazıldığı tarihten bir yüzyıl sonra, farklı bir bakış açısıyla yeniden okunmayı hak ediyor.
Can Yayınları, 2020
Yürüyüşe Övgü, Shane O’Mara 
İki ayak üzerinde dik yürümek, Afrika'dan göç etmemizi ve Alaska’dan Avustralya'ya kadar yayılmamızı sağlayan benzersiz bir insan becerisidir. Sinirbilimci Shane O’Mara, yürüyüşün vücudumuza ve beynimize sağladığı faydaları ele alıyor ve yürüyüşün evrimsel kökenlerinden başlayarak en son araştırmalardan elde edilen bulgulara kadar ilerliyor. O’Mara, ayrıca beyin ve sinir sisteminin bize nasıl denge kurma, kalabalık bir şehirde yürüme ve koşma yeteneği verdiğini de açıklıyor.
Yürümek hayal gücümüzü teşvik eder ve ruhumuzu güçlendirir. Yürüyüşe Övgü yürümenin zevklerini, sağlığa yararlarını ele alarak bizi oturduğumuz yerden kalkıp daha mutlu, daha sağlıklı olmaya ve daha yaratıcı bir benlik keşfetmeye davet ediyor.
Çeviren: Maide Meltem Açan, Raskolnikov Kitap, 2020
Kendini Varedebilme Etiği, Demet Kurtoğlu Taşdelen
Demet Kurtoğlu Taşdelen, bu kitabında kişinin olanaklı felsefi gelişimi penceresinden bakarak evrensel, işlevsel ve değişime doğru yönlendiren bir etik görüş geliştiriyor. Hem kuramsal birikimine hem de deneyimlerine dayanarak geliştirdiği kendini varedebilme etiğini varoluşsal, fizik metafizik ve estetik bağlamlar içerisinden araştırıyor. Kişinin kendiyle ve başkalarıyla olan ilişkisini temel alarak oluşturduğu kendini varedebilme etiğinde etik bilinç için vazgeçilmez olan kendilik bilgisinin peşine düşüyor ve düşünceyle eyleme geçişte önceliği hep kişinin yaşamındaki felsefi gelişime veriyor.
Bir felsefe yapma biçimi olarak kendi geliştirip ders ve atölyelerde uyguladığı performatif felsefe alanını da kitaba taşıyan Demet Kurtoğlu Taşdelen okuru yazmaya, devinmeye ve dans etmeye yönlendiriyor. Evrensel bir etik içerisinde geliştirdiği kendini varedebilme iyi’lerinin kitabın bu son bölümünde estetize olduklarına tanık oluyoruz.
Aşk ve sessizlik kavramlarını etik bağlama taşıyan, okura kendi yaşamının sorumluluğunu alması ve başkalarıyla olan ilişkisinde kendini değiştirip dönüştürebilmesi için cesaret veren ve Biraradalık Manifestosu ile biten bu kitap kuşkusuz alışılmışın dışında yeni ve canlı bir etik görüş ortaya koyuyor.
Pinhan Yayınları, Eylül 2020
Osman, Ayfer Tunç
Her şey olmak isterken hiçbir şey olamayan, gün gün, adım adım hem servetini hem kendini tüketen bir adamın, Osman’ın hikâyesi bu roman.
Pahalı markaların, lüks yaşamın gösterişine dalıp bir kültürün, bir sınıfın yok oluşunu, kendileri de o kültürle birlikte yok olmalarına rağmen fark edemeyen bir kuşağın çarpıcı hayatını anlatıyor Ayfer Tunç.
Müzik stüdyolarından, araba galerilerinden, marinalardan geçip kapak kızlarının sert gerçekliğine çarpan… bir hafriyat kamyonunun gece yarısı yapayalnız bir adama çarptığı gibi çarpan bir hikâye.
Osman, uzun bir döneme yayılan eşsiz kurgusuyla edebiyatımızın en görkemli eserlerinden biri olmaya aday.
Kapak Kızı’nı ve Yeşil Peri Gecesi’ni dinledik.
Şimdi söz sırası Osman’da…
Bugün ayın kaçı, günlerden ne, berbat pansiyonların berbat odalarında çile doldurduğum kaçıncı gün, bilmiyorum. Zaman bir yerde koptu gitti, geceyle gündüzü ayırt etmem bile zaman alıyor artık, zaten bir önemi de yok. Beş parasızım, perişan haldeyim. Yarın ne yapacağım, nasıl sürecek bu yaşam, bilmiyorum. Allah’ım ben bu hale nasıl geldim? Düştüğüm bu halin sorumlusu kim?
Can Yayınları, 2020
Rumeli’den Yemen’e Bir Osmanlı Bulgar Hekiminin Hatıraları, Yosif Lyubenov 
19. yüzyıl ortalarından itibaren kapılarını Bulgar talebelere de açan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, sunduğu sağlam eğitim ve kariyer imkânlarıyla kısa sürede onlarca genci kendine çekmeyi başarıyor. Bu gençlerden biri de, doğduğu Köstendil’de eczane çıraklığı yaptığı sırada tıbba yönelik ilgisi iyice pekişen Yosif Lyubenov (1846-1909) mezun olduktan sonra çok çalkantılı bir dönemde askeri hekim sıfatıyla Osmanlı ordusunda başarıyla görev yapmıştır (1876-1880). Ülkesine dönünce bir elinde neşter, diğerinde kalemle tıbba hizmete devam eden Bulgar hekim, eczane çıraklığı, payitahtın seçkin mektebinde talebeliği, Balkanlarda ve Yemen’de askerî hekimliği hakkında, Osmanlı tıp tarihi açısından önem arz eden hatıralar kaleme almıştır.
Bulgar edebiyatında Arap coğrafyasını ve daha somut olarak Yemen’i odağına alıp ayrıntıyla tasvir eden ilk eser olma özelliğini taşıyan hatıratında ise, maceralı deniz ve kara yolculuğunun yanı sıra görev yaptığı birkaç yıl boyunca askerî birliğiyle dolaştığı yerleşimlerle ilgili arşiv değeri taşıyan bilgiler ve veriler sunmuştur. Yemen’in coğrafyası, tarımı ve bitki örtüsü, yerli halkın hayat tarzı, geçim kaynakları, ilginç âdetleri ve gelenekleri, yeme ve içme alışkanlıkları, vilayetteki sağlık hizmetleri, endemik hastalıklar vs. gibi birçok başka konuda tespitler ve gözlemler içeren hatırat böylelikle dönemin ve bölgenin eşsiz bir tanıklığına dönüşmüştür.
Çeviren: Hüseyin Mevsim, Yeditepe Yayınları, 2020






