Sükût
23 Nisan 2019 Öykü

Sükût


Twitter'da Paylaş
0

Evin bir yanı toprak yol, diğer yanı uçurum. Yol tarafı tek kat, arkası iki. Ormana dönüyor uçurumun az ilerisi. Hava bulutlu. Orman sessiz. Orman içinde, bir yol bükümüne kurulmuş küçücük köy, sessiz. Sigaranın filtresine geldiğinden habersiz baba, baba evine dönmüş kız, sessiz. Anne sessiz, etkisiz.

Ferdane, kızın adı. On beşinde daha. Bir Cemal sevmiş kendince. Dokuzuncu sınıfı bitirmeden, dokuz kilometre ötedeki köye kaçmış, bir teneffüs bitince. Yokmuş başka çaresi. Başlık alırmış çünkü hâlâ kız babaları. Verememiş parayı Cemal oğlan; ezilmiş. Olsun demiş Ferdane, kaçarım ben sana! Bir öğretmeni varmış Ferdane'nin, ablası bildiği. Ona anlatmış, annesine diyemediğini. Anlatmış, senenin sonunu görmeyeceğini, ötedeki köye gideceğini. Yapma, diyememiş öğretmeni. O da sevmiş vaktiyle belli ki.

Hava bulutlu. Orman sessiz. Yol tarafı boyalı, arkası sıvasız ev, sessiz. Ağaçlarda sıra sıra kuşlar. Kuşlar sessiz. Köy zaten avuç içi kadar. Babanın çatık kaşları sessiz. Rezillik diz boyu fikrince. Dizleri üstünde Ferdane sessiz. Anne mutfakta. Duaya kalkan avuçları sessiz.

Yağmurluymuş o akşam, Ferdane dolmuşa bindiğinde. Cemal beklermiş dokuz kilometre ötedeki köyde. O köy, daha da küçükmüş. Yamaçta bir kaç ev sadece. Yazın yeşil, kışın beyaz bir yamaçta, bir kaç sıvasız ev. Cemal fakir. Cemal gururlu. Verememiş başlık parası; Cemal'in yüzü yerde. Bu halden memnun değil ya, bir çaresi de yok elinde. O da bir çocukmuş aslında. Ferdane elinde çanta, başında allı yazma, yağmur altında girmiş damının altına. Öyle veya böyle, kavuşmuşlar sonunda.

Bir yanı yol üstünde, diğer yanı uçurum ev, sessiz. Baba tabanca koyuyor masanın üstüne. Küllük dolmuş; taşmış kan kırmızı masa örtüsüne. Ferdane’nin çığlığı, annenin gözyaşı sessiz. Hava kapalı ya, gürlemiyor; gök bile sessiz. Kuşlar hâlâ ağaçlarda. Tünekler sessiz.

Yamaçtaki köy şenlikliymiş oysa o akşam. Yağmur bereketli, çinko damlar gürültülü. Kavuşmuşlar sonunda; bir göz oda, bir dantel yastık, iki sevdalı serçe. Ama umduğunu bulamamış Cemal o gece. Çinko dam başına yıkılsaymış keşke. Yağmur dinmiş sabaha karşı. Cemal fakir, Cemal gururlu. Verememiş kendinden beklenen hiç bir şeyi. Yedirememiş kendine Cemal. Arka yamaçtaki kurban demirine asmış gençliğini.

Hava bulutlu, orman içindeki köyde. Allı sarılı ağaçlar, yol üstünde. Köpeksiz köy sessiz. Yol tarafı boyalı, arkası sıvasız ev, masada soğuk çelikten tabanca, tabancaya uzanan el, sessiz. Ferdane, sessiz.

Nice olmuş kuşlar dallarından kaçalı. Orman içindeki köy de yamaçtaki köy de sessiz. İki köy arası uçurum. Çifte mezar, dibinde uçurumun. Yan yana, sessiz. Birinin taşına bağlı, alı solmuş yazma, sessiz.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR