Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

11 Temmuz 2022

İnsan

Tarikatlar ve Cinsellik

Tufan Erbarıştıran

Paylaş

0

0


Gündelik yaşamında kendi cinsel tercihini açıkça ortaya koyan, bunu bir üstünlük olarak değil de bir yaşam biçimi olarak kendince yaşayanlara ağır hakaretlerde bulunanlar arasında dinciliğiyle öne çıkmış olanlara ne diyeceğiz?

Türkiye’de birçok tarikatın ve İslamcı olarak bilinen vakıfların son dönemde taciz olaylarıyla gündeme gelmesi düşündürücüdür. Kendilerini, Tanrı yoluna adadıklarını söyleyen, sürekli İslam ahlakının güzelliğinden dem vuran bu insanlar nasıl oluyor da bu tür iğrenç olayları yaşamaktadır?  

Bizim asıl altını çizeceğimiz nokta ise şudur: toplumda kendini İslamcı olarak tanıtan, dinsel faaliyetlerde bulunan, daha da ileri giderek siyaset ve ticaret yapan, her konuşmasında kendini örnek göstererek eşcinselliğin haram ve günah olduğunu ısrarla söyleyenlere dikkat çekeceğiz. 

Rıza Zelyut’un Osmanlı’da Oğlancılık kitabı mide bulandırıcı örneklerle doludur ve okurken gerçekten de içiniz almaz… Osmanlı’yı göklere çıkartan, ahlaki açıdan eşi emsali bulunmaz gösteren, o döneme yönelik bin bir güzelleme yapanların bazıları gizli gizli kendi cinsleriyle ilişki yaşamaktadır. İşte bizim itirazımız asıl bunlaradır!

İslamiyet’i bir maske gibi kullanan, onun arkasına geçip birçok ahlak dışı eylemlerde bulunan kişilerin son günlerde yaptıklarını hayretle ve utançla izliyoruz. Arabuluculuk yapmak için açıkça rüşvet isteyen ve alan, bir kadının çantasından para çalan, badeleşmeyi bir dinsel gelenek olarak kabul eden ve uygulayan, bazı vakıflarda küçük çocuklara bir kerecik (!) yapılan iğrençlik… Bunlar saymakla bitmez. Daha da açık konuşalım, bu ucube türün temsilcileri arasında uyuşturucu kullananlar, kumar oyna(tan)yanlar, içki içenler, çapkınlık (!) yapanlar ve bu işten para kazananlar da vardır. Gündelik yaşamında kendi cinsel tercihini açıkça ortaya koyan, bunu bir üstünlük olarak değil de bir yaşam biçimi olarak kendince yaşayanlara ağır hakaretlerde bulunanlar arasında dinciliğiyle öne çıkmış olanlara ne diyeceğiz?

Medyada sıkça konuşmalarını dinlediğimiz, gazetelerdeki yazılarını ve kitaplarını okuduğumuz bu ahlak bekçileri kendilerini güvende hissettiklerinde aynı ilişkileri yaşamıyorlar mı? Peki, bu denli ikiyüzlülük, yalan ve utanmazlık neden yapılır?

Toplumda saygınlığı olan, sözü geçerli ve hatırlı kişilerin bazı karanlık alanları vardır. Bu karanlık alanlarda yıllardır içlerindeki cinsel eğilimleri bastırmış olanlar bir anda eşcinsel eylemlerde bulunmaktadır. Onları tetikleyen nedir? Bastırılmış cinsel duygularının taşma anı geldiğinde, güvendikleri bir kapalı alanda bunu yaşamaktadırlar. Atilla İlhan’ın çok güzel bir sözü vardır: “Belli bir yaşta olan, kerli felli giyinmiş, toplumda itibarlı erkeklerin kadın çamaşırlarının satıldığı vitrinlere bakmalarının altında hangi duygular yatmaktadır? Bastırılmış cinsel duygular değil midir bunlar?” Gerçekten de çevrenizde LGBT temsilcilerinin adı geçtiğinde hemen sinirlenen, onlara hakaretler yağdıran, hepsinin cehennemde yanacağını ağzından salyalar akıtarak söyleyen erkeklerin yalnız kaldıklarında neler düşlediği bilinmez kuşkusuz... Ancak, kapalı bir alanda kaldıklarında ve güvendikleri bir ortamda kendi cinsleriyle rahatça cinsel deneyim yaşamaktadır. Burada hiç kişi adı belirtmiyoruz. Bir siyasi örgütün Avrupa temsilcisinin eşcinsel deneyim yaşadığı açıklanırsa kim bilir neler olur? Bugün ve geçmişte milletvekili (hatta bakan) olan bazı siyasilerin bu yönde eğilimleri olduğu bilinmektedir. Bir büyük şehirde tanıştığım yakışıklı bir erkek öğrencinin söyledikleri halen belleğimdedir. “Tufan ağabey, küçük yerlerden gelen başı örtülü kızların bazıları yalnız kaldıklarında cinsel yönden inanılmaz derecede aktif oluyorlar.” Bu durum ayıp değil, günah da değildir. Ancak, bu kızların çoğu mütedeyyin ailelerin çocuklarıdır… Yıllardır kız çocuklarını tesettüre sokan, onlara sokağa çıkmayı bile yasaklayan hatta en doğal gereksinimleri olan farklı kitapları okumalarını bile istemeyen anne-babalar büyük bir yanlış yapmaktadır. Onlara yasakçı bir zihniyetle değil, son derece akılcı ve masum bir anlayışla neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatmalıdır. Sosyal yaşamı yasaklamak yerine kendini nasıl koruması gerektiği konusunda bilgi vermelidir.     

Asıl konumuza yeniden dönelim. İslamiyet’in günümüz çağdaş dünyayla olan ilişkisini kesmek isteyen, dar görüşlü ve hayli tutucu olan İŞİD militanlarının, Afrika’dan küçük kız çocuklarını kendi cinsel tatminleri için getirdikleri biliniyor. Bunların arasında yerelde kimsesiz küçük oğlan çocuklarının da kullanıldığı basına yansımıştı…

Türkiye’de İslamcılığı yaşadığını öne sürerek herkese ahlak dersleri verenlerin bazıları halen Suriyeli küçük–büyük kızlarla ilişki yaşadıkları basına yansımıştır. Bunun da ötesinde böyle bir ahlak dışı pazar kurulduğu da söylenmektedir. Öylesine ki hamile kalan Suriyeli kızların/kadınların kürtaj sayılarının çok fazla olduğunu belgeleyen bir kadın sağlıkçı görevinden atılmıştı. Burada ilginç olan şudur: AKP Hükümeti oğlancılıkla anılan vakıfları, badeleşme iğrençliği yapan bazı tarikat liderlerini neredeyse görmezden geliyor. Ayrıca son yıllarda artan kadın cinayetleri hem görmezden geliniyor hem de erkek-katillere uygulanan akıl almaz ceza indirimleri söz konusudur. Hani, şeytanın avukatlığını yapmak gerekirse, - kuşkusuz böyle değildir ama… - bu cezalar özendirici olmaktadır. Münevver Karabulut cinayetinde gecenin o saatinde genç bir kızın dışarıda ne işi var diyen bir siyasi parti lideri şöyle konuşmuştu. “Kızını dövmeyen dizini döver!” Kızların evden çıkmalarını yasaklayan, sosyal yaşamın içinde çok sınırlı olarak kalmalarını isteyen bu konuşma, kadınların can güvenliği için yapılmıştır diyelim. Peki, doğrusu bu mudur? Bu tür cinayetlerde cezaların hem artırılması hem de ceza indiriminin iptali gerekmez mi? Kadın böyle bir köktendinci anlayışın içinde her zaman ikinci planda kalmıştır. En son örnek, İsmailağa tarikat liderinin cenazeme kadınlar gelmesin, demesidir. Aynı liderin kızların ortaokul ve liseye bile gitmemelerini de söylemesi inanılmaz değil mi? Peki, bu tarikatta işlenen cinayetlere değinmeyeceğiz ama İslamcı olduklarını söyleyen erkeklerin kendi cinsleriyle yaptıkları bu tür eylemlere neden karşı çıkmazlar? Adları bu tür cinsel sapıklık eylemleriyle anılan vakıf, dernek, kurum, medya gibi yerlere neden yüksek perdeden itiraz etmezler? Üstelik dikkat ediniz hiçbir İlahiyat Fakültesi’nden toplu bir itiraz da yapılmaz. Neden acaba?

Farklı cinsel tercihi nedeniyle kendilerine yargısız infaz yapılan insanlara gizlice özenen kişiler yok mudur? Bunun özendirilmesi ayrı bir konudur ama aynı tercihleri gizlice yaşamak neyin nesidir? Dinsel baskının yoğun olduğu coğrafyalarda eşcinsel eylemler her zaman olmuştur. Eşcinseller bazı İslami ülkelerde idam edilmektedirler. Aynı ülkelerde (özellikle Arabistan coğrafyasında.) oğlancılık olduğunu duyuyoruz. Dinsel yapının tüm yoğunluğuna rağmen, kişinin bastırılmış duyguları bir gün ortaya çıkmaktadır.

Tarikatlarda yaşan küçük çocuklara yönelik tacizlerin çok azını biliyoruz. Çeşitli baskılarla bu engellenmektedir. Bazı gençlerin ailelerinin zoruyla gittiği tarikatta bunalıma girip intihar etmeleri bile olmuştur. Ne yazık ki bu çocuğun ailesi söz konusu tarikatı suçlamak ve soruşturma açacağı yerde neredeyse kendi çocuğunu suçlamaktadır…

İslamcılığın içindeki bu ikiyüzlü insanları deşifre edilerek temizlenmesi gerekiyor.

Bir tarikatta yaşam günümüz koşullarında çok zordur. Karşı cinsle hiçbir iletişim yoktur. Kişi, şeyhin her söylediğini hiçbir yorum yapmadan yerine getirmelidir. Bütün gün ibadet etmek, Kuran okumak, Şeyh’in nutuklarını dinlemek zorundadır. Böylesine acımasızca bir cendere içinde sıkışan insanların anlık patlamaları söz konusu olmaktadır.

Süleymancılık, Menzil, İsmailağa gibi tarikatlara genç yaşta giren bir erkek çocuğu tamamen korunmasızdır. Burada esas görev Diyanet İşleri Başkanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bu tür konuda daha aktif olması gerekmiyor mu? Milli Eğitim Bakanlığı laik eğitimi dışlarsa olacağı budur!   

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

İhap Hulusi Görey: Cumhuriyet'in Görse..Derya Önel
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Daniel Treisman

2 Temmuz 2025

Manipülasyonun Gücü

Günümüz diktatörleri biraz farklı çünkü onların yönetim biçiminin temelinde şiddet değil, manipülasyon var. Donald Trump genellikle sahip olduğu otoriter arzular sebebiyle eleştirilir, hatta otoriter eğilimlerin önünü açmakla suçlanır. Trump’ın liderlik tarzını ülke dışındaki emsa..

Devamı..

Ankara'da Hafta Sonu Kaçamağı: Nereye ..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024