Breasts and Eggs (Göğüsler ve Yumurtalar) adlı romanıyla tanınan Kawakami üreme etiğiyle Japonya’nın sorunlu ataerkil sistemi üzerine konuşuyor ve Haruki Murakami’ye "erkek karakterler uğruna kadınların feda edilmesine yönelik ısrarcı eğilimi"ne meydan okuyor.

Mieko Kawakami kim?
Haruki Murakami ve Yoko Ogawa gibi ünlü yazarlar tarafından övülen Mieko Kawakami, bugün Japonya'daki en heyecan verici ve önemli yazarlardan biri olarak kabul ediliyor. Yaptığı müziğin satışlarını artırmak amacıyla blog yazmaya başlayan eski şarkıcı-söz yazarı Kawakami, internette paylaştığı düşünceleriyle büyük bir hayran kitlesi yakaladı. Yetenekli söz ustası daha sonra edebiyat dünyasına adım attı ve 2006’da ilk şiirini yayımladı. Bunu, eleştirmenlerce beğenilen iki novella izledi: My Ego Ratio, My Teeth and the World (Ego Oranım, Dişlerim ve Dünya) ve Akutagawa Ödülü'nü kazanan Breasts and Eggs (Göğüsler ve Yumurtalar).
Breasts and Eggs ne anlatıyor?
İşçi sınıfına ait modern kadınların samimi bir portresini çizen kitap, cinsiyet normları hakkında sorular soruyor. 2008 yazının birkaç gününde geçen hikâye üç karakter etrafında dönüyor: Anlatıcı Natsu, ablası Makiko ve yeğeni Midoriko. Osaka’da garsonluk yaparak geçimini sürdüren Makiko göğüs büyütme ameliyatı hakkında bilgi almak için kızıyla Tokyo’ya gelir. Kendi kimliğini kabullenmeye çalışan otuz yaşındaki yazar Natsu, ablasının niçin silikon taktırmayı bu kadar çok istediğini anlayamamaktadır. Sadece yazarak iletişim kuran Midoriko da bu duruma anlam veremez. Günlüğüne ait kesitleri okurken ergenlikle baş etmeye çalışırken yaşadığı iç kargaşasını öğreniriz.
Kawakami geçen yıl bu karakterlere Summer Stories (Yaz Hikâyeleri) adlı kitabında tekrar hayat verdi. Bu kitap, novellayı baştan yazarak bekâr bir anne olmanın zorluklarından ve yapay döllenmeden bahsediyor.

Gerçek ve kurgunun örtüştüğü yer
Kawakami, “Bir noktada üreme hakları ve etik hakkında yazacağımı biliyordum. Her zaman meraklı bir akla sahiptim ve çocukken sık sık varoluşsal sorular soruyordum. Büyükbabam öldüğünde şok olduğumu hatırlıyorum. Yedi yaşlarındaydım ve bedeninin yakılacağını biliyordum, ama anıları ve duygularına ne olacağını merak ediyordum. Yetişkinler bana yıldız olacaklarını söyledi. [Gülüyor] Sanki benden büyük bir sır saklanıyordu. O andan itibaren zaman zaman ellerime bakardım – bu eller bir gün kül olacak – ve yaşam ve ölümün farkın ne olduğunu düşünürdüm.”
Breasts and Eggs’de Natsu, üreme ve insanların neden çocuk sahibi olmayı seçtiği hakkında sorular sorar. Bu meraklı tavır, yazarla paylaştığı tek şey değil. İkisi de Osaka’da gelir düzeyi düşük ailelerde büyümüş ve Kawakami, fabrikada iş bulabilmek için yaşıyla ilgili yalan söyledikten sonra Natsu gibi genç yaşta çalışmaya başlamış.
Kawakami, “Bir roman yazarken durumları, kendi anılarınız ve deneyimlerinizle ilişkilendirmek doğaldır," diyor. “Bu kitapta ben ve anlatıcı arasında örtüşen birçok nokta var ama bu benim hayatıma dayalı bir hikâye değil. Ben ve romandaki insanlar arasında mesafe olması önemli.”
Yazılarını kimler eleştiriyor?
Kawakami yazılarında her şeyi açık açık, asla çekinmeden söyleyen bir yazar. Erkek karakterlere çok küçük roller veriyor. Japon toplumuna yayıldığına inandığı kadın düşmanı tavırları ve erkek egemen görüşleri eleştiriyor. Kırk üç yaşındaki yazar kadın bedeni hakkında yazarken de son derece samimi ve regl, yumurtlama dönemi ve meme başı büyüklüğü gibi konuları gayet açık ele alıyor. Bu yazı stili herkese hitap etmiyor gibi görünüyor. Breasts and Eggs Akutagawa Ödülü’nü kazandıktan sonra o zamanki Tokyo valisi ve ödülün eski galibi Shintaro Ishihara kitabı yerden yere vurdu. Bungeishunju dergisine yazdığı bir makalede, “Bu benmerkezci, boş laf eden yapıtın ilgi görmesi çok tatsız ve tahammül edilemeyen bir olay,” diye yazdı.
Kawakami, "İnsanların işimi eleştirmesi umurumda değil, özellikle de konuya ilgileri yoksa" diyor ve ekliyor: “Benim sorunum bu ülkedeki ataerkil sistem ve insanların uymaya zorlandığı din benzeri baskı. Kadınlar uzun süredir ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyor. Bu baskıcı yaşayış biçimi, birçok kadın tarafından içselleştirildi.”
Japonya, cinsiyet eşitliği açısından şu anda 153 ülke arasında 121. sırada, G7 ülkeleri (ABD, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada) arasında açık ara en düşük konumdadır. Kawakami eski sisteme ayak uydurmaya devam ettikçe saygın bir konuma ulaşmanın zor olacağına değiniyor: “Eğer bir şeylerin değişmesini istiyorsak milliyetçi siyasetçilerin bir an önce emekli olması gerek. Bir de cinsellik ve cinsiyet eğitimine daha çok önem vermeliyiz.”

Haruki Murakam’yle yaptığı söyleşi
Birilerini rahatsız etmekten çekinmeyen Kawakami, metinlerinde okullarda yaşanan zorbalıktan (Nietzsche'den esinlenen romanı Heaven) ergenlik dönemi aşklarına (Mrs. Ice Sandwich) birçok hassas konuyu ele alıyor.
Ayrıca 2015 ve 2017 yılları arasında Murakami’yle yaptığı söyleşilerde yazarı, romanlarındaki kadın karakterlerin metalaştırılması konusunda sorguladı. Bu söyleşilerin yer aldığı kitap The Owl Spread its Wings with the Falling of the Dusk (Gün Kararınca Açar Baykuş Kanatlarını) adıyla üç yıl önce yayımlandı. Söyleşilerde dikkat çeken sorulardan biri, Murakami’nin "erkek karakterler uğruna kadınları feda etmeye yönelik ısrarcı eğilimi" hakkındaydı. Murakami bu soruya cevap verirken “bireysel özelliklerle ilgilenmediğini, bunun hem kadın hem de erkekler için geçerli olduğunu” söyledi. Kawakami söyleşinin güzel bir deneyim olduğunu söyledi: “Elbette Murakami ve benim cinsiyet ve kuşak farklılıklarımız var, bu yüzden onu feminizm konusunda sorgulamak zordu ama bence samimiyetle cevap verdi. Bu tür tartışmaların amacı, doğru yanıtları ortaya çıkarmak değil, daha çok anlamlı diyaloğa girmektir. Şu anda karşılaştığımız kişisel ve politik zorlukları kitaplarıma nasıl dahil edebileceğimi düşünmemi sağladı.”
Çeviren: Aslı İdil Kaynar
(Tokyo Weekender)






