Türk resminin oluşum aşamasının en büyük adımlarından biri Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin Paris’e elçi olarak gitmesidir. Paris’e gidişi hem Osmanlı’da hem Avrupa’da büyük yankı uyandıran Yirmisekiz Mehmet Çelebi, dönüşünde ziyaretini konu alan kapsamlı bir sefaretname yazdı. Osmanlı devletinde, devletin batılılaşmasının ilk adımları bu sefaretnameye göre düzenlendi. Batılı anlamda resim, mimari dersi veren Sanayi-i Nefise Mektebi 1883’te Osman Hamdi Bey’in öncülüğünde kuruldu.
19. yüzyılda Osman Hamdi Bey figür resmine yönelirken, dönemin diğer ünlü ressamları Şeker Ahmet Paşa, Süleyman Seyyid manzara ve natürmort konulu eserler veriyordu. Konu bakımından pek çok çeşitlilik gösteremeyen sanatçılar, figür ve manzara konulu resimler arasında gidip geldiler. Türk resim sanatının bu gelişimi içinde ortaya çıkan ilk büyük ustaları ve ünlü tablolarını şöyle sıralayabiliriz:

1. Şeker Ahmet Paşa
Asıl adı Ahmet Ali. İyi huylu olduğu için “Şeker” lakabıyla anılırmış. Sultan Abdülaziz döneminde Paris’e gönderildi. Gustave Boulanger ve Jean Leon Gerome gibi döneminin ünlü ressamlarından eğitim aldı. Paris Uluslararası Sergi’de resimleri sergilendi. Abdülaziz’in Avrupa gezisinde beğenisini kazanan Şeker Ahmet Paşa, Avrupa’dan resim satın almakla görevlendirildi. İstanbul’a döndüğünde Mekteb-i Sanayi’de yabancı ve yerli ressamların katılımıyla bir sergi düzenledi. Bu sergi, Osmanlı’da açılan ilk sergi olma özelliğini taşır. Şeker Ahmet Paşa resim sanatını halka sevdirmek için bu tarz sergilere öncülük etmiştir.
En ünlü eseri:
Ormanda Oduncu

2. Osman Hamdi Bey
Osman Hamdi Bey, ailesi tarafından hukuk eğitimi almak için Paris’e gönderildi. Paris’te on iki yıl yaşayan Osman Hamdi Bey, Gustave Boulanger ve Jean Leon Gerome’dan resim eğitimi aldı. Osman Hamdi Bey, figür resmine katkılarıyla ön plana çıkar. Eserleri ve konuları hâlâ tartışmalıdır. Resimlerindeki çoğu figürün kendisi olduğunu biliyoruz. Kesin bir dille oryantalist olarak değerlendirenler de, yaşadığı toplumun ayrıntılarını yansıttığını düşünenler de var.
En ünlü eseri:
Kaplumbağa Terbiyecisi. Bu resim birçok yoruma açıktır. Edhem Eldem’e göre, Osman Hamdi Bey bu resimde bir Japon dergisinde yer alan çizimden etkilenmiştir.

3. Süleyman Seyyid
Öğrenim için Paris’e giden öğrencilerden birisi Süleyman Seyyid’dir. Gustave Boulanger’nin atölyesine giden Süleyman Seyyid, Alexandre Cabanel’den resim dersleri aldı. Genellikle natürmortları ve manzara resimleriyle bilinir. Ancak figür ve portre resimleri de vardır. Resimde özellikle perspektife önem verdi, Fenn-i Menazır adında perspektifi konu alan bir kitap yazdı. Ancak ölümü nedeniyle bu kitabı basılamadı. Natürmortlarında geometrik ayrıntılara incelikle yaklaşmış, manzara resimlerinde ise Üsküdar ve çevresini mavi yeşil tonlarını kullanarak resmetmiştir.
En ünlü eseri:
Kavun ve İncirler

4. Hoca Ali Rıza
Süleyman Seyyid’den resim dersleri alan Hoca Ali Rıza, mezun olduktan sonra Harbiye Okulu’nda resim öğretmenliği yaptı. Birçok ressam yetiştirdiği ve ömrünün büyük bölümünde hocalık yaptığı için “Hoca” lakabıyla anılır. Boğaziçi manzaraları, kır kahveleri, sokak görünümleri gibi manzara konulu resimler yapmıştır. Hoca Ali Rıza, ayrıntıcı üslubu ve renk bilgisiyle ilk Türk manzara ressamıdır. Resme olan tutkusunu, “Bu fani dünyadan bir gün göçüp gideceğim. Ama yeniden dünyaya gelmek olanağım olsa Allah’tan yine ressam olmayı dilerim” diyerek dile getirmiştir.
En ünlü eseri:
Ağaçlar Arasında Ağıl

5. Halife Abdülmecid Efendi
Sultan Abdülaziz’in oğlu olan Abdülmecid, babasının sanata olan tutkusu nedeniyle yoğun bir sanat ortamında büyüdü. Resim ve piyano dersleri aldı. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucularındandır. Portre türünde başarılı eserler verip bilgi birikimini eserlerine yansıtmıştır.
Haremde Goethe,
Sarayda Beethoven gibi eserleri entelektüel kişiliğini yansıtır.
En ünlü eseri:
Sarayda Beethoven

6. Nazmi Ziya Güran
Hoca Ali Rıza’dan resim dersleri aldıktan sonra Sanayi-i Nefise Mektebi'nde Salvatore Valeri, Joseph Warnia-Zarzecki ve Osgan Efendi’den ders aldı. Diplomasını aldıktan sonra Paris’e giden Nazmi Ziya Güran, Paul Signac’ın etkisinde kalarak noktacılığı benimseyen manzara resimleri yaptı. Soğuk ve sıcak resimleri karıştırmayıp açık havada çalışan Nazmi Ziya, bu anlamda Türk resminde izlenimcilik akımının ilk temsilcisi kabul edilir.
En ünlü eseri:
İstanbul Limanı

7. İbrahim Çallı
Sanayi-i Nefise Mektebi’ni bitirdikten sonra Paris’e gönderildi. Fernand Cormon atölyesinde resim eğitimi aldı. Paris’teki sanat ortamlarını görüp izlenimciliği benimsedi. Paris’ten döndükten sonra Sanayi-i Nefise Mektebi’nde hocalığa başladı, Şişli Atölyesi’nde savaş konulu resimler yaptı. Türk resim tarihinde Çallı Kuşağı olarak bilinen ekolün öncülerinden olan İbrahim Çallı, parlak ve canlı renkler kullanarak serbest fırça vuruşlarıyla Boğaziçi ve Adalar konulu manzara resimleri yaptı. Atatürk ve İnönü portreleri önemlidir. İbrahim Çallı, yetiştirdiği önemli sanatçılarla Türk resim sanatında önemli bir yer tutar. Şeref Akdik, Refik Epikman, Ali Avni Çelebi, Zeki Kocamemi gibi sanatçıları yetiştirdi.
En ünlü eseri:
Nü

8. Hikmet Onat
Sanayi-i Nefise Mektebi’nden mezun olduktan sonra Paris’e gitti. İbrahim Çallı gibi, Fernand Cormon’dan ders aldı ve izlenimciliği benimsedi. İstanbul’a döndüğünde Sanayi-i Nefise Mektebi'nde göreve başlayıp Şişli Atölyesi’nin üyelerinden biri oldu. Şişli Atölyesi’ne devam ettiği yıllarda büyük boyutlu figürler yapsa da, daha sonra manzara resmine yöneldi. Açık havada çalışan Hikmet Onat, genellikle Boğaziçi manzaraları yaptı. Parlak ve canlı renkleri tercih etti.
En önemli eseri:
Eyüp’ten

9. Mihri Müşfik
İlk Türk kadın ressamdır. II. Abdülhamid döneminin saray ressamı olan Fausto Zonaro’dan resim dersleri aldı. Resim eğitimi için Roma ve Paris’e gitti. İstanbul’a döndüğünde İnas (Kız) Sanayi-i Nefise Mektebi Müdürlüğü’ne getirildi. Sanatında ve derslerinde yurtdışında gördüğü akademik yaklaşımı benimsedi. Roma seyahatinde Papa’nın bir portresini yaptığı bilinir. Mihri Müşfik Amerika’ya taşınıp orada sergilere katıldı.
En ünlü eseri: Kadın Portresi

10. Hüseyin Avni Lifij
Ünlü şehir planlamacısı Fransız Henri Prost’la tanışması sanat hayatı için bir dönüm noktasıdır. Henri Prost aracılığıyla Osman Hamdi Bey’le yakınlaşan Hüseyin Avni Lifij, Sultan Abdülmecit tarafından 1909’da Paris’e gönderildi. Burada Fernand Cormon atölyesine katıldı. İzlenimci akımı benimseyen sanatçı, simgeci olarak da değerlendirilir.
Alegori isimli eseri savaş temasını eleştirel ve simgeci yaklaşımla ele aldığı için döneminin özgün eserleri arasındadır.
En ünlü eseri:
Alegori