Yetişkinler dünyasına isyan eden, özgünlük arayan Holden Caulfield arketipi metinlerde hâlâ mevcut.
Ergen dili metinde nasıl yankılanır? Konuyu sadece çocuk, ergen, genç dili olarak nitelendirmek yeterli olmayabilir. Ruhsal anlamda köşeye sıkışmış, gelişimi durmuş veya ertelenmiş yetişkin dilini de inceleyebiliriz elbette. Yaş aldıkça büyümeyenin durumunu değerlendirmeli belki de. Günlük iletişim emojilerle biçimleniyor neredeyse. Ve onlara yetişmeye çalışanlar dijital dil evreninde merkezde kalmaya uğraşıyorlar. Bu, yeni bir algı biçimi aynı zamanda.
İki yıl önceki bir denemede öyküde çocuk anlatıcının sesini dile getirmiştim.
https://oggito.com/icerikler/oykude-cocuk-anlaticinin-sesi/66903
Yeni nesil (yeninin tanımını yapmalı) seksenler, doksanlar hatta iki binli yılların başındakiler gibi davranmıyor. Başka türlü konuşuyorlar. Kendilerini ifade edişleri, ergenliğe giriş yaşları özgün. Sosyal meselelere, iklim sorununa duyarlılar. Kurgusal dünyada genç birey kaosunun içinde özünü keşfetmenin peşinde bir karakter arketipi. İniş çıkışlarla dolu çalkantılı bir yolculuğa çıkmış gibi. Çoğunlukla asi, hayalperest ya da zaman zaman uyumsuz deniyor onlara. Kısaltma, emoji ve sembollerle çevrimiçi iletişim kurmaya yarayan bir dil benimsemişler. Fiziksel dünyanın hareketinden uzakmış gibi ekranın başına çivilenmişler. Uzun cümle kurmaktan kaçınanların tercihi bu. Kendi içeriklerini üretebiliyorlar pekâlâ. Pragmatikler. Suskunluk, kaçınma, saklanma yeni dilin parçası. Yetişkin de yavaş yavaş benzer bir ifade biçimini benimsiyor artık. Bilgi akışının hızına nasıl uyum sağladığımızı da yansıtıyor durum belki. Bilgi, hatta bilgelik sandığımız, bazen eksik, çoğu zaman yanlış veri akışına duyulan bağımlılık. Veri fırtınasına tutulmuş zihinler. Derinlikli okumadan ekranda sörf yapmak nadiren incelikli bakış açılarını kapsar oysa ki.
Gençler kendi dillerini yaratma ve şekillendirme konusunda yetenekliler. Bir jargon geliştirmişler. Geleceğin dilini belki de. Kitlesel medyanın bazen bakış açılarının homojenleşmesine neden olabileceği, yaratıcılığı köreltebileceği endişesi var. Öte yandan yeni anlamlarla dolu yaratıcı seçeneklerin kapısı aralanabilir elbette.
Anlatıda ergenin sesi ne kadar duyulur? Sahi, ergen ve yetişkin kime denir? Sınır nerede başlar, nerede sona erer?
Yetişkinler dünyasına isyan eden, özgünlük arayan Holden Caulfield arketipi metinlerde hâlâ mevcut.

Yirmi birinci yüzyılın ergeni farklı bir bağlamda. Özel sınırlarına, anlam arayışına saygı bekliyor. Çevreye, sürdürülebilirliğe daha duyarlı. Çabuk sıkılıyor, sıkılmaya dayanamıyor. Yaratıcılığın biraz da sıkıntıdan doğduğunu henüz bilmiyor belki. Yapay zekâdan yararlanıyor ama yapay bir yaşamı seçtiği anlamına da gelmiyor tercihi. İçine doğduğu dünyanın özelliği bu. Belirsizliklerini yansıtma çabasında belki de. Benzersiz bir geçiş serüveninde. Kabul ve isyan arasındaki denge noktasını bulmak için patikalarda yürümek gerekiyor. Bu içsel mücadele ergenin değer sistemini şekillendiriyor elbette.
Stephen Karpman Drama Üçgeni modelinde kişiler arası iletişimde üç temel rol tanımlar. Kurban, kurtarıcı ve zalim rollerini. Bu tanımlar bize farklı bakış açıları sunabilir. Ergen, zorlukları aşmaya çalışırken kendini kurban rolünde bulabilir. Baskılar, uyumsuzluklar, zaman zaman akran zorbalıkları ve kişisel güvensizlikler arasında ezilmiş gibi hissedebilir. Yaşamla başa çıkmayı öğrenirken kurban olma duygusu gelişimin de ayrılmaz parçası olur. Ebeveynle öğretmen sıklıkla kurtarıcı rolünü üstlenir, rehberlik ve destek sunarlar. İyi niyetli olmasına rağmen bu dinamik bazen sağlıksız bağımlılıklara yol açabilir, ergen özerkliğinin gelişmesini engelleyebilir. Öte yandan kurtarıcı rolünü oynayan ebeveyn kendi de kimi zaman yetişkin olmayı başaramamış, hatta çocuk veya ergen düzlemine takılı kalmış olabilir. Ergenler özellikle akranlarıyla deneyimledikleri çatışmalarda zalim rolüne geçebilirler. Acımasız ve dikkatsiz davranışlar ortaya çıkabilir.
O halde bu yaklaşımın kurgusal metinlerdeki yansımaları nasıl anlatılabilir?
- Ekran başında kendi oyuncu evrenini kuran bir ergenin bir başka ergenle sanal diyaloğunu gerçek zamanlı düşünmekle,
- Bilgiye çok hızlı ve zahmetsizce ulaşabilen, çabuk sıkılabilen, kolay yoğunlaşamayan, oyun oynarken kendine paralel bir dünya yaratabilen pragmatik ergenin hayal dünyasını daha fazla araştırmakla,
- Kısaltma ve emojilerle dertlerini nasıl anlattıklarını algılamakla,
- Dünyanın karmaşık tuzaklarından belki de böyle kaçabildiklerini göz önüne almakla,
- Sessizliklerin, suskunlukların, minimalist ergen dilinin şifresini çözmeye çalışmakla,
- Bu neslin “doğuştan dijital” olduğunu kabul ederek içinde gezindikleri dünyayı yakından tanımakla,
- Ele alınan temel sorun ve konuları, metindeki diyalogları bu özellikler çerçevesinde biçimlendirmekle.
Yetişkindeki ergen dilinden söz ediyorsak, bazen yaştan bağımsız onun da aynı psikolojik durumda olduğunu düşünmek zihin açıcı başka bir boyut olabilir. Ergenlik dönemini atlatamamış gibi davranan yetişkinin ve metinde yaratılan ergen karakterlerin özelliklerini aynı bağlamda anlamaya çalışmak gerekebilir. Sonuçta kurmacanın dili gerçek hayatın da yansıması değil midir?






