Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

19 Eylül 2021

Öykü

Uzat Elini Bana

Buse Çetiner Üzer

Paylaş

5

2


 Güzel bir güne uyandın. En güzel elbiseni giydin. Hani şu sadece özel günlerde taktığın kolye var ya , onu taktın bugün, içinden geldi.

 Tarifsiz bir mutluluk yayıldı her zerrene. Komşularını kahveye çağırdın, kahvenin yanına kızının en sevdiği kurabiyelerden yaptın. Evde mis gibi zencefilli kurabiye kokusu... Havadan sudan konuştunuz, kızının doğumunu anlattın. Kadınların doğum hikâyeleri bitmezdi. Dertlerinden bahsetmezdin hiç. Acı gözbebeğine yerleşti mi bir kere, ele verir seni ne kadar gizlesen de bilirdin... Onu kucağına aldığın ilk an hissettiğin duyguyu, anlatırken yeniden yaşadın. “Evlat,” dedin, “başıma gelen en güzel şey! ” Fincanı kapattın. “Neyse halim çıksın falım...” dedin. “Sana bir yol görünüyor upuzun aydınlık,” dedi kapı komşun. Pek severdin onu, cümleleri umut kokardı. Sana söylemek istediklerini fallara söyletirdi bilirdin. Gülümsedin sıcacık, gözlerinin içine baktı. Anlatmasan da bilirdi...

 Kızını anlattın uzun uzun. Nasıl güzel bir çocuk olduğunu. Sadece çocukluğunu anlattın ama. “Çocuk kalsaydı” der gibi, kalbine sarılır gibi anlattın. Ona hem ana hem baba olmaya çalıştığını ama içindeki fırtınayı hiçbir zaman dindiremediğini anlatmadın... Kalbi güzeldi kızının. Yaralıydı sadece. Eline bir oyuncak bebek tutuşturup, çocukluğundan vurup gitmişti çok sevdiği babası. “Geleceğim” dedi, “sen oyuncağınla oyna.” Sen oyuncağınla oyna... Oyuncak bebeğin kapkara saçları vardı. Kızının umut mavisi gözleri buğulandı. Kocanla göz göze geldin, bakışlarını kaçırdı. Amcasının cenazesine gitmiyordu biliyordun. Komşunun büyük kızı da arkadaşının düğününe gitmedi o gün bunu da biliyordun. Ardından bakakaldın...

“Anne,” dedi gözleri yaşlı, “babam ne zaman gelecek?”

 “Uyuyup uyanacağız güneş doğacak o zaman gelecek kızım”

“Ben şimdi hemen uyusam güneş de çabuk doğar mı anne?”

Güneş doğmadı... Karanlık bir evde karanlık günlere uyandınız. Lepiska saçlı kızının tutam tutam dökülürken saçları, “O” yoktu. Parasız kaldığınız gün, çaldığın ekmek boğazını yakarak geçerken yoktu. Kızının odasında kahrolası şırıngayı bulduğun o gün, başından aşağı kaynar sular dökülürken de yoktu yanında. Kocaman bir “yok”tu işte! Bunların hiçbirini anlatmadın...

“Gelin size sarılayım” dedin komşularını kapıdan geçirirken. “Hayırdır kız” dediler. Gülüştünüz. “İçimden geldi ” dedin. İçinde bir mutluluk vardı nedenini bilmediğin. İçinde sönmüş bir yangın. Göğsündeki ağırlık kalkmış gibi. Su serpilmiş gibi yangınına. Anlayamadın...

Kızın aradı :

“Bana acil para bul, bir saate ayarla almaya geliyorum!” dedi. Sesi paslıydı, kelimeleri boğazını yırtar gibi çıkıyordu. Vücudunda hissettiği yoksunluk sesinde titriyordu. Ne zaman kurtulacaktı onu günden güne eriten bu illetten? Ne zaman? Hiçbir çaban sonuç vermedi. Her gün kendini suçladın. Sadece kendini. Hep böyle yapardın... Kocan gittiğinde de yaptığın gibi. Kızın ilkokuldayken arkadaşının saçını kestiğinde, bakkaldan şeker çaldığında, en yakın arkadaşının sevgilisini ayarttığında, bir damla zehir için kendini sattığında da suçlu sendin. Öyle sandın. Senin suçun yoktu. Senin hiç suçun yoktu! Anlamadın...

“Tamam,” dedin, elin boynundaki kolyeye gitti, “evdeyim gel al...”

“Bugün ne yapacağımı bilmiyorsun!” dedi kızın

Biliyordun...

Çok geçmeden geldi , ter içindeki vücudunu kanepeye bir kemik yığını gibi bıraktı. Saçları terden sırılsıklam olmuştu. Vücudundaki morluklar kararmaya dönmüştü. Delik deşik olmuş mor damarlı kolları, kesilen bir ağacın dalları gibi yavaşça düştü iki yana. Pembeliğinden eser kalmamış solmuş derisi, kemiklerini saran lime lime olmuş eskimiş bir örtüyü andırıyordu. Ya gözleri? Bir insana ait değildi sanki. Gözlerinin altındaki belirgin halkalar donuk mavi bakışlarından sızmış gibiydi.

“Parayı ver çabuk!” dedi hızlı hızlı solurken.

“Param yok “dedin tok bir sesle ilk kez kararlı!

“Ne demek yok, ben sana bulacaksın demedim mi ha!”

Ağır adımlarla mutfağa gitti. Tepkisiz bekliyordun. Salonun ortasında kımıldamadan duruyordun. Elinde bıçakla geldi. Acı çeken bir hayvan gibi soluyordu. Nefesi leş gibi kokuyordu. Ona sımsıkı sarıldın. Uzun zaman sonra ilk kez sarıldın. İğne ipliğe dönmüş bedeninin çaresizliğini iliklerine kadar hissettin...

“Canım kızım, hayatımdaki en güzel şey sensin!” dedin. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Kızın babasının gittiği günden beri ilk defa ağlıyordu. Dizlerinin üzerine çöktü. Kusmaya başladı. Kustu kustu kustu...

Kolyeni boynundan çıkarıp ona uzattın. Madalyon kolyenin içinde katlanmış bir kağıt vardı :

“Ben katilimi doğurmadım biliyorum. Güneş yeniden doğsun istiyorsan elini uzat bana. Yetmez mi kendimize verdiğimiz ceza?”

 

YORUMLAR

Eray Ölçen

Güzeldi.

20 Eylül 2021

Mehmet Yakut

Ağlayacaktım nerdeyse.

20 Eylül 2021

Öne Çıkanlar

Cemil Kavukçu: “Öyküleri uzaklarda ara..Faruk Duman
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Serhat Uyumaz

7 Mayıs 2025

Bu Kez Uzakta Değil

“Alo. Abi yeni uyandım. Gece ben mi seni aradım, sen mi aradın?”“Serhat dostum, ben aradım. Evde misin?”“Evet. Her zaman olduğu gibi.”“Sizin oralardayım müsaitsen çay içelim.”“Olur. Abi bana yirmi dakika ver.”“Tamam dostum.”Ağır nemli havada duş almak size artı bir şey katmaz. Kar..

Devamı..

Bir Karşı-Örgütlenme Biçimi Olarak 1 M..

Josef Kılçıksız

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024