Asıl adı Eric Blair olan George Orwell'in 1903 yılında doğduğu, henüz bir yaşındayken ailesi İngiltere'ye dönünceye dek yaşadığı Hindistan'daki evinin anıtlaştırıldığı haberi okuyanları şaşırttı. Şaşırtıcılığı ithafın İngiliz yazara değil de, Mahatma Gandhi'ye yapılmasından kaynaklanıyor. Gandhi'yle ne de bağımsızlık hareketiyle hiçbir ilişkisi olmadığı halde böyle bir kararın alınması anlaşılamadı. Motihari sakinleri durumdan şikayetçi. Kültür Bakanlığına itirazlarını yaparken, hem İngiliz yazarın doğduğu evi korumak hem de ziyaretçileri bölgeye çekmek üzere bir
internet sitesi hazırladılar. Ayrıca şimdiden evin önüne taştan yaptıkları Orwell Evi tabelasını astılar bile.

1949 yılında ¨Reflections on Gandhi¨ makalesiyle, Gandhi'nin iyi niyetine hayranlık duyduğu halde, düşüncelerinin farklılığından söz eden Orwell'in de bu durumdan hoşnut olmayacağını var sayabiliriz.
1934 depreminde aldığı hasar, ilgisizlik, bakımsızlık sonucu harabeye dönüşen ev, başıboş hayvanların sığınağıydı. 2009 yılında yenilenmesi konusunda hükümetin verdiği söze rağmen, rüzgâr, yağmur ve zamanın merhametine terk edilmiş, bahçesindeki Orwell'in büstü tahrip edilmişti.
Hindistan'da alınan kararın şokuyla, yazar evlerinin akıbetlerinin ne olduğu sorusu gündeme gelince New York'ta da durumun pek değişmediği ortaya çıktı. Edith Warthon'un Chelsea'deki tuğla evi artık yok. Yerinde mağazalar, toptancılar ve kaçınılmaz Starbucks var. Aynen Eugene O'Neill'ın Times Square'de doğduğu evin yerinde olduğu gibi. Jack London'ın San Francisco'da 1906 depremiyle ve ardından yangınla tahrip olan evi de artık banka. Büyük yazar, küçük bir levhayla anılıyor yalnızca.