Modeno ve Reggio Emillia Üniversitesi’nde araştırmacı olarak çalışan Devis Belluci’nin kaleme aldığı, Çatalın Neden Tadı Yoktur?, çocuk yaştan itibaren hayatımızın çeşitli evrelerinde karşımıza çıkan, “Bu, gündelik hayatta ne işimize yarayacak?” sorusuna gündelik hayattan cevaplarla karşılık veren bir kitap.
Devis Belluci, 1977 yılında İtalya’da dünyaya gelmiş. Çocukken astronot olma hayalleri kuran Belluci, ilerleyen zamanlarda yönünü kâşifliğe çevirmiş. Ardından Amazonlar’da bir araştırmacı, sonrasında ise arkeolog olarak hayatına devam etmek istemiş. Doktorasını fizik bölümünde tamamladıktan sonra bir lisede öğretmenlik yapmaya başlamış. Şimdilerde bir yandan Modeno ve Reggio Emillia Üniversitesi’nde araştırmacı olarak çalışırken diğer yandan da gazetecilik ve yazarlıkla iştigal ediyor. Devis Belluci’nin, Burçe Kaya çevirisiyle Genç Timaş Yayınları’ndan çıkan kitabı Çatalın Neden Tadı Yoktur? okuru evlerinde bir gezintiye çıkararak odaları tek tek dolaştırıp neyin, neden, nasıl orada olduklarına, ne işe yaradıklarına ve bunların oluşum sürecini anlatıyor.
Çatalın Neden Tadı Yoktur?'un çıkış noktası, hepimizin yaşamın bir döneminde, bir yerlerde karşımıza çıkan konuların bize “saçma” gelmesinin altında yatan “Bu, gündelik hayatta bir işimize yarayacak mı?” sorusuna dayanıyor. Özellikle okul koridorlarında sıkça rastlayacağımız, fizik, kimya gibi derslerde bütün tahtayı kaplayan formüllerin iki rakamdan oluşan cevabının bize ömrümüz boyunca ne gibi bir yararı olacağına kafa patlatmak, haliyle o formülün çözümüne kafa patlatmaktan daha kolay gelir. Ancak sonuçlarının karşımıza neler çıkarabileceğini öğrendiğimizde işin rengi değişir. Bunu “öğrenmeyi eğlenceli hale getirmek” gibi bir kalıba dönüştürmek işin kolayına kaçmak gibi görünse de, gerçekten de bu kalıbın hafızaya daha rahat kazınmasını ve olayın hem kökenini hem de sonucunu anlamamız için bu iyi bir taktik.
Devis Belluci de Çatalın Neden Tadı Yoktur?'da tam olarak bu taktiği uyguluyor. Genel kanunlardan ve onlara bağlı olarak sorulan soruları gündelik bir dille cevaplayan Belluci, misal, “Bilgisayar ve akıllı telefon klavyeleri neden ABCDEF ile değil de QWERTY ile başlar?” gibi hayli güncel bir soruya şöyle bir cevap veriyor: “Bu tuhaf seçimin nedeni, bizi daktilonun kökenine ve 19. yüzyılın ikinci yarısında ticarileşmesine götürüyor. Daktilolar ağır ve gürültülü, mekanik aygıtlardır. Tuşları bir mürekkep şeridine vurarak harfleri basan çekiçlere bağlıydı. Sorun şuydu ki eğer çok hızlı vurulursa, çekiçler birbirine çarpma eğilimi gösteriyordu. Gerçekten kullanması çok zordu! Peki ne yapmak gerekiyordu? Herkesi sakinleşmeye devam etmek mi? Korkarım bu işe yaramazdı. O zamanki teknisyenler alfabedeki harflerin hepsinin aynı sıklıkta kullanılmadığını düşündü: “a” gibi birçok kelimede geçenler varken, “z” gibi bazıları daha nadir kullanılıyordu. Bu nedenle harflerin klavye üzerinde alfabetik sıraya göre değil, en sık kullanılanlar dikkate alınarak dikkate dağıtılmasına karar verildi ve bu harfler, yazarken ilgili çekiçlerin sıkışmasına neden olmayacak şekilde düzenlendi.”
Bir soru da çocuklara ve gençlere gelsin. Star Wars serisiyle hayatımıza dahil olan ışın kılıcı, modası geçmeyen oyuncaklardan biri. Peki ışın kılıcı yapmak mümkün mü? Yazar Belluci bu soruya kesin bir şekilde “Hayır” yanıtını vererek sebebini şöyle izah ediyor: “Lazer bu şekilde çalışmaz. Lazer, belli bir renkte ve yönde yoğun bir ışık denetiminden başka bir şey değildir. Her şeyden önce, kılıcın sapından bir şeyleri kesecek kadar güçlü bir lazer çıksaydı, kim bilir nereye kadar uzanmaya devam ederdi. Şurası kesin ki bir metreden sonra, yani ışın kılıcının uzunluğuna ulaşınca durmazdı.”
Devis Belluci’nin Çatalın Neden Tadı Yoktur? kitabı, bunlar gibi başta akla hayale sığmayacakmış gibi görünen sorulara yukarıdaki örneklerdeki gibi anlaşılır bir dille cevaplar veriyor. Kitabı eğlenceli kılan da soruların gerçekten “beklenmeyecek gelmesine”, Belluci’nin gayet normal cevaplarla, burada bir tuhaflık yokmuş gibi cevap vermesi. Böyle baktığımızda, Çatalın Neden Tadı Yoktur?'u yetişkinler için de gözden geçirilebilecek bir kitap olarak raflarda ön plana çıkarabiliriz.






