Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Şubat 2023

Öykü

İstifa

Öznur Turan

Paylaş

1

0


Yoruldum. Hastane koridorlarında gidip gelmekten yoruldum. Doktoruna denk geldin mi ne ala, gelemediysen vay haline. Rahatsızlığının teşhisi belirlenip tedaviye başlayana kadar bol ayaklı koridorlar yoldaşın oluyor. Çocukları okula bırakıp hele şükür randevu saatime yetiştim. Önümde sıra bekleyen üç kişi var. Boş yer bulup oturdum mu benden iyisi yok.

Gerçi hastaneye her geldiğimde benden iyisi yok deyip hastalığımı unutuyorum. Sedyelerde acıyla inleyen, sıra beklerken koltukta kıvranan hastaları görünce kendi hastalığımı unutup onlara rabbimden şifa isterken buluyorum kendimi.

Bazen de kendimi; inleye inleye doktorun odasına girip doktorun “önemli bir şeyiniz yok” dedikten sonra iyileşen yaşlı teyzeler gibi hissediyorum.

Bugün de gözlerimi kontrol etmek için geldim. Uzun zamandır uzağı göremediğimi fark etmiştim. Yaklaşık altı ay önce başka bir doktora gittim iki numara gözlük yazdı. Gözlüğü taktığımda sersemliyorum. Gözlük kullananlar, “ilk zamanlar bize de aynısı oluyor alışırsın”  dediler ama bir türlü alışamadım. Psikolojik mi? Onu da anlayamadım.

Koridorun sessizliğini bir kadın bozuyor. Duyduğum kadarıyla sıra numarası geçmiş. Kadın muayene saatine geç kalmış. İçerde hasta olduğu halde, “Muayene sırası bende” diyor. En iyisi kulaklarımı kapayıp şarkı söylemek.  Öykünün başında dediğim gibi yorgunum. İnsanların kavgalarından uzaklaşmak yorgunluğuma iyi geliyor.

Sosyal medya hesaplarımı kapattım. Uzun süredir kalemi de elime almıyorum. Böyle bir dinginlik bir sakinlik bir sessizlik… Ohh kafam kulağım rahat. Haberleri de izleyemez oldum. Dünyada iç açıcı hiçbir olay olmuyor. Stres stres stres… Nereye kadar bu kadar stres yüklemek.

Eskiden insanları gözlemlemeyi severdim. Artık onu da yapmıyorum. Herhangi bir kafede oturup yandaki masalarda oturan insanların dudaklarını ve beden dillerini okuyarak ne konuştuklarını anlamaya çalışırdım. İnsanları gözlemleyip karakter analizi yapmaktan büyük zevk alırdım. İnsanları tanıdıkça onlardan uzaklaştım. Şimdi hayvanları gözlemlemeyi seviyorum. Onların dilini çözmeye çalışıyorum.

Ohh be, hele şükür ekranda adım yazdı. İçerden çıkan hasta, “Öznur Opçin içerden bekleniyorsunuz” dediğinde yerimden kalkmıştım. Önce göz ölçüm odası yazılan bölüme girdim. Hayatından bezmiş hemşire oturacağım tabureyi göstererek, “Oturunuz ve çenenizi, alnınızı şu bölümlere dayayınız” dedi. Söylediği şekilde durdum. Gözüme tuttuğu alette uzun bir yol ve ufukta bir güneş vardı. Orda işlem bitince yandaki makineye geçtim. Gözlerime bir sıvı püskürttü makine. Ve nihayet doktorun odasına girebildim.

Korona’nın etkisi hala devam ettiği için Doktor da maskeliydi. “Hoş geldiniz. Buyurun şöyle oturun,” dedi. “Hoş buldum” derken eliyle işaret ettiği sandalyeye oturdum. Sandalyenin yan tarafında yuvarlak camlar ve bir gözlük vardı. Doktor gözlüğü eline alarak, “Neyiniz var?” dedi. “Neyim var ben de bilmiyorum. Öğrenmeye geldim. Uzağı iyi göremediğim için yaklaşık altı ay önce başka bir doktora gittim. Gözlük yazdı kullanamıyorum. Gözlüğü takınca uzağı net görüyorum fakat yakını göremiyorum. Sersemliyorum. Önümü göremiyorum. Adımlarımı boşluğa atıyorum gibi hissediyorum. Hele gözlüğü çıkardığımda her yer bulanık gözüküyor. Daha iyi görebilmek için önce kör olup sonra gözlerimin açılması mı gerek?” Doktor sesli bir kahkaha attı. Elindeki gözlüğü uzattı. “Takın bakalım.” Duvarı işaret ederek, “Ne görüyorsunuz?” dedi. “Nur desem nur değil. Sadece bir ışık.” Doktor gözlüğe cam taktı. İlkokul birinci sınıfta harfleri tanıyan bir öğrencinin sevinci doldurdu içimi “N-L-?” sonuncusunu çıkartamadım. Gözlüğün camı tekrar değişti. “Yuppi gördüm, N-L-P.” Aynı işlemi diğer gözümde de denedi. “H-C-K” dedim. Sonra kendimden şüphe ettim.  “Eee az önce ben yanlış mı gördüm.” Doktor güldü. “Hayır hayır harfleri değiştirdim.” “Kopya çekmeyelim diye iyi taktik,” dedim içim rahatlayarak. Doktor, “Önceki gözlüğünüz kaç numaraydı.” “Hatırlamıyorum ama gözlük çantamda.” Çantamdan gözlüğü çıkartarak doktora uzattım. Doktor numarasına baktı. “Ooo bu numara size fazla sizin gözlerinizde 1,25 miyop var. Miyop gerilemiş de olabilir. Sersemlemeniz numaranın büyük olmasından kaynaklı. Siz telefon, tablet, televizyon ve kitaplardan uzak durun,” dedi. Gözlüğümü çantama yerleştirirken, “Oldu olası ben yazarlığı da bırakayım. Hadi telefon, tablet ve yazmadan uzak dursam bile okumadan duramam ki.” Doktor güldü. “Ben bugün doktorluğu bırakıyorum. Size iyi gelmiyorsa siz de yazarlığı bırakın.” Oturduğum sandalyeden nasıl doğruldum bilmiyorum.

“Gerçekten bıraktınız mı doktorluğu?” Doktor klavyesini kaldırdı. Klavyenin altındaki istifa dilekçesini gösterirken, “Az önce istifa dilekçemi yazdım. Yoruldum insanlarla uğraşmaktan,” dedi. Nasıl sevindim anlatamam. Kalkıp doktora sarılıp, “Sizi çok iyi anlıyorum,” diye bağırasım geldi.

“Ben de sosyal medya hesaplarımı kapattım. Bir aydır kalemi elime almadım. Bende yoruldum. Dünyayı biraz olsun güzelleştirmek için yazıyordum. Dünyanın güzelleşeceğine inancım kalmadı. Madem gözlerimden de olacağım ben de bırakıyorum yazarlığı. Ohh be rahatladım.” Doktor bey sandalyesine yaslandı. “Kırk bir yaşındayım, mutlu değilim. Ne kadar ömrüm var bilemem. Mutlu olduğum şekilde yaşamak istiyorum. İnsanlara fayda sağlamak için bu mesleği seçtim. İnsanlar ahh beni yıpratmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Randevularına geç geliyorlar içerde olan hastayı bile düşünmeden bir de gelip bana bağırıp çağırıyorlar. Ben burada duruyorum hasta bekliyorum. Randevu saatinde gelmeyen onlar birde suçlanan ben.” “Peki, ne iş yapacaksınız?” “Bilmiyorum. Şu an tek düşüncem insanlardan uzaklaşmak.” “İsterseniz altı ay ücretsiz izne ayrılın. Sizin içinizde insan sevgisi çok fazla. Siz içinizdeki sevgiyle hastalarınıza yaklaşıyorsunuz ama herkes sizin gibi değil. Uzaklaşın dayanamaz gelirsiniz. Belli yorulmuşsunuz. Dinlenin geçer.”

“Sanmıyorum. Ben burada insanları memnun etmeye çalışarak mutsuzluk topluyorum. Mutlu olduğum şekilde yaşamak istiyorum.”

“Ben de mutlu değilim. Yazıyorum yazıyorum yine mutlu olmuyorum. İçimde kocaman bir mutsuzluk ordusu var ve yenilmiyorlar. Bende yazarlığı bırakacağım bu son kararım. Zaten gözlerime de iyi gelmiyor. Bu gözler bana lazım. Sizde içeriye teslim edin istifa dilekçenizi ardınıza bakmadan kaçın.” “Öyle yapacağım zaten.” “Tanıştığıma çok memnun oldum. İlginiz ve tespitlerinin için teşekkür ederim. Yeni hayatınızda dilerim mutlu olursunuz.”

Sandalyeden kalktım o sırada içeriye elinde bir kupa bardağı çayla hemşire girdi. Elindeki çayı dökmemeye çalışırken, “Umarım sakinleştiniz ve istifa kararınızdan döndünüz. Size sakinleşmenize yardımcı olsun diye bitki çayı yaptım,” dedi. Doktor kararlı ses tonuyla, “Hayır aksine istifa etmeye tam karar verdim,” dedi.

Ben de usulca kapıyı kapatarak çıktım. Hastane koridoru biraz sakinleşmişti. Hastane çıkış kapısına doğru ilerledim. Kapıdan çıkarken temiz hava yüzümü okşadı. Bahçede sıralanmış ağaçların yeşili gözlerimi şenlendirdi. Mis gibi havayla doldurup ciğerlerimi gökyüzüne odaklandım uzakta kuşlar uçuşuyordu ve ben görebiliyordum. O an içimde bir şeyler kıpırdadı. Zihnimde yaratıcılığın hazzı doruklara tırmanırken yüzümde her zaman ki muzip gülümseme belirdi. Ayaklarım telaşlanarak koşturmaya başlarken dudaklarımdan bir ses, Hemen eve gidip bugünü öykülemeliyim, dedi.   

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kadınlardan Bilgece ve Hınzırca 20 SözOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

9 Mart 2025

Kısa Kısa Roma İmparatorluğu

Hazırlayan: Fulya KılınçarslanAntik Çağ’ın sonlarına doğru Batı’da, Akdeniz’in neredeyse tamamı Roma İmparatorluğu tarafından kontrol ediliyor ve o bölgede yaşayan topluluklar “Romalılaşma” olarak bilinen etkiyle yeniden biçimleniyordu. II. yüzyıla gelindiğinde bu geniş i..

Devamı..

Osmanlı Mutfağından Ramazan Şerbeti Ta..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024