Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

12 Mart 2024

Edebiyat

Kafka’nın Berlin’e Vedası

Malcoml Forbes

Paylaş

0

0


Franz Kafka huzuru Almanya’nın başkentinde buldu ancak bu çok uzun sürmedi.

Yaklaşık yüz yıl önceydi, Franz Kafka Berlin’de yaşıyor ve orada ölüyordu. Bir süredir oraya taşınmak istemişti. “Berlin’e gitmek mümkün olsaydı,” diye yazmıştı günlüğüne, “bağımsız olmak, günü gününe yaşamak, sahip olduklarını burada idareli kullanmak yerine aç kalmak pahasına bile olsa orada dışarıya akıtmak […] Keşke F. bunu isteseydi.” “Burada” derken Kafka’nın kast ettiği yer doğup büyüdüğü, bir türlü kaçamadığını söylediği Prag’dı: “Prag gitmenize asla izin vermez. Bu sevgili küçük annenin keskin pençeleri var.” F. ise sevgilisi Felice Bauer’di. Ama Kafka nihayetinde kendini bu pençelerden kurtarmayı başardı ve Bauer ile değil ama Bauer’den sonraki sevgilisi Dora Diamant ile Berlin’e yerleşti.

Kafka’nın kente duyduğu şevke rağmen aslında Berlin B planıydı. Başlarda Filistin’e gitmeyi düşünmüş fakat tüberkülozdan muzdarip olduğu ve hastalık giderek kötüleştiği için kat edilmesi gereken yolu göze alamamıştı. Yine de hem Kafka hem Diamant Kudüs ve Tel Aviv hayallerini canlı tuttular: geçici bir süreyle Berlin’de kalacak, oraya taşınmadan evvel küçük bir restoran açıp işleteceklerdi. Pek mümkün görünmeyen planlarına göre Diamant yemek pişirecek, Dönüşüm’ün yazarıysa garsonluk yapacaktı.

Ne var ki, Kafka put gibi Berlin’de kalmaya devam etti ve herhangi bir aşama kaydedemedi. Üstelik oraya olabilecek en kötü zamanda gelmişlerdi. Şehir kargaşa içindeydi. Mitingler ve protesto yürüyüşleri düzenleniyor, komünistlerle sayıları giderek artan Nazi milisleri arka sokaklarda kozlarını paylaşıyordu. Grevler şiddet olaylarına neden olduğunda ya da komünistler kazanıyor gibi göründüğünde kolluk kuvvetleri anında müdahil oluyor, Nazilerin lehine ateş açıyorlardı. Hiperenflasyon yüzünden soygunlarla yağma vakaları artmış ve biyografi yazarı Reiner Stach’ın da söylediği gibi, “Kafka adeta bir mayın tarlasının kenarına ev kurmuştu.”

franz kafka

Yine bu kendine özgü “küçük göçmen” başlangıçta az da olsa huzuru buldu. Diamant ile birlikte yaşadıkları mobilyalı küçük apartman dairesi kalabalığın yol açtığı kargaşadan uzakta, o zamanlar etrafı yeşil alanlarla çevrili olan Steglitz, Miquelstrasse’deydi. Kafka kendi yakın çevresinden nadiren uzaklaşır, daha ziyade yapraklarla örtülmüş sokaklarda ya da etraftaki botanik bahçelerinde dolaşırdı. “Benim Potsdamer Platz’ım, Steglitz Belediye Binası’nın hemen önündeki meydan,” diye yazmıştı arkadaşı Robert Klopstock’a ve devam etmişti, “orası bile benim için çok gürültülü.” Ekim ayının sonlarına doğru Friedrichstrasse’deki bir vejetaryen restoranında yemek yedi – bu, kent merkezindeki bir restoranda yediği ikinci yemekti. Bahçıvanlık eğitimi veren bir okula kayıt yaptırmayı düşündü ama uygulama bakımından düşük bir performans göstereceğini teorik derslerde de yeterince odaklanamayacağına kanaat getirip bundan vazgeçti. Bunun yerine bedeninde giderek azaldığını hissettiği gücü, “Vahşi Berlin’in ve kendi benliğinin vahşi bölgelerinin orta yerinde bir vaha” olarak nitelediği Berlin Yahudi Akademisi’ndeki ücretsiz derslere katılmak için harcadı. Ara sıra Steglitz’de şubeleri bulunan üç büyük yayınevinin, Ullstein, Mosse ve Scherl’e uğruyor, kitapçılar sayesinde “Vahşi Berlin’deki” son gelişmelerden haberdar oluyordu: “Oralarda sergilenen gazetelerin ön sayfalarına bakıyor, zehrin ne kadarına katlanabiliyorsam o kadarını kendime zerk ediyorum.”

Kafka aynı zamanda Berlin’deki evinde de epey vakit geçirirdi ve bu sadece sağlığının bozulduğu dönemlerle sınırlı değildi. Diamant ve o, birbirlerine İbranice yazılmış kitaplar okurlar, evlerinde çoğunlukla Prag’dan gelen aile üyelerini ve arkadaşlarını ağırlarlardı. Hatta kasım ayının ortalarında kız kardeşi Ottla gelmiş, bir süre yanlarında kalıp yaşamlarını teftiş ettikten sonra Prag’a dönüp ağabeyine düzenli para havalelerinin yanı sıra haftada birkaç kez yiyecek kolileri gönderilmesini sağlamıştı. Kafka’nın yakın arkadaşı ve edebi işlerinin yürütücüsü olan Max Brod ise iş ve eğlence için kentte bulunduğu zamanlar mutlaka onunla buluşurdu – Brod oraya kısmen (tercümesi kendisine ait olan) Janáček’in Jenufa operasının hazırlıklarını denetlemek kısmen de metresi Emmy Salveter’i ziyaret etmek için gelirdi. Hatta Brod’un ziyaretlerini aksatması halinde Salveter, Kafka’nın kapısına dayanır ve sürekli ondan şikâyet ederdi.

Kafka’nın evden pek çıkmamasının bir diğer sebebi de, “Karalamalar” adını verdiği çalışmasını tamamlamaktı. 1923’ün sonlarına doğru iki öyküyü (en azından günümüze ulaşan iki öyküyü) bitirmeyi başardı. Bunlardan ilki, yeraltının derinliklerinde bir tünel kazıp kendisine sığınak inşa eden bir yaratığı konu alan “Yuva” isimli öyküydü. Fakat sığınağın sağladığı koruma istikrarsız, yaratığın hissettiği güvenlik duygusuysa yanıltıcıydı: “Evimin en iç odasında huzurla yaşıyorum, tabii bu esnada düşman ağır ağır derini kazıyor ve sinsice bana yaklaşıyor olabilir.” Hikâye gayet sinir bozucu bir biçimde bu cümlelerle biter ve okuru bu tuhaf canlının akıbeti konusunda muallakta bırakır.

Kafka’nın o dönem yazdığı ikinci öykü “Küçük Bir Kadın” daha sert bir taslaktı – anlatıcıya karşı mantıksız bir nefret besleyen yaşlı bir kadının portresi. “Bu nefreti yok edebilecek hiçbir şey yok,” der anlatıcı, “ben yok olsam bile. Hatta intihar ettiğimi işitse muhtemelen öfke krizine tutulurdu.” Aslında bu öykünün hikâyesi, tamamen hayal gücüne dayalı değildi. Kafka, kendi ev sahiplerinden ilham almıştı. Kadının onlara karşı duyduğu rahatsızlık, Kafka’nın gece geç saatlere kadar oturup bu esnada elektrik harcadığını duyduğunda anlamsız bir düşmanlığa dönüşmüştü. Evdeki altıncı haftalarının sonunda Kafka ve Diamant’a, evi boşaltmaları gerektiğini söyleyen bir ihbarname gönderildi.

franz kafka berlin

Kasım 1923’teki bu anı Kafka’nın yaşamındaki dönüm noktalarından biri olarak niteleyebiliriz. Şansı terse döndü hatta dönmekle de kalmayıp tükenmeye başladı. Diamant ile birlikte Grunewaldstrasse’de yeni bir odaya taşındılar ama orada da ev sahibinin gazabına uğradılar. 1924 yılının başlarında Zehlendorf bölgesindeki üçüncü evlerine taşındıklarında Kafka, kendi eşyalarını bile taşıyamayacak denli güçsüzdü. Bu yüzden Diamant her şeyi üstlenmek ve iki ev arasında defalarca gidip gelmek zorunda kaldı. Kafka’nın sağlığı aniden kötüleşmeye başlamıştı. Sürekli yatağa bağlı kalıyor, öksürük ve titreme nöbetleriyle, yüksek ateşle mücadele ediyordu. Bu şartlar altında yazmaya çalışmak imkânsızdı. Tıbbi faturalarsa karşılanabilir olmaktan çıkmıştı. Şubat ayında Kafka’nın taşrada doktorluk yapan amcası Siegfried onları ziyarete geldi ve acilen bir sanatoryumda tedavi görmesi gerektiğini söyledi. Tavsiyesi ya Davos’tu ya Viyana. Berlin ise bir seçenek değildi. 

Kafka 17 Mart tarihinde Prag’a döndüğünde ona eşlik eden kişi Max Brod oldu. Diamant bir süre daha Berlin’de kalacaktı. Kafka eve döndüğünde kendisini kırgın ve utanç içinde hissediyordu çünkü altı ay evvel hayatını değiştirmeye karar vermiş fakat başarısız olmuştu. Kırk yaşını geçeli uzun süre olmamıştı ama çok şey yapmış yine de hiçbir şey başaramamıştı. Berlin yeni bir başlangıçtı oysa; ailesinin gölgesinin uzakta, kendi ayaklarının üzerinde durabileceği bir kurtuluştu. Diamant’a göre Prag’dan kopmayı becerebilmek Kafka için büyük bir başarıyken oraya dönmek hani neredeyse utanç verici bir yenilgiydi.

Kafka’nın Prag hakkındaki düşüncelerini biliyorum ama Berlin konusunda hiçbir fikrimiz yok çünkü günlükleri 1923 yılının haziran ayında sona eriyor. Mektuplarındaysa kayda değer pek bir ayrıntı yok – sadece gündelik yaşantısına ilişkin anlatılar, okuduğu materyaller ya da sağlık durumu. Mektuplarının sefaletten beslendiğini söylemek hatalı olmaz. Bir arkadaşına, “Buraya gelmem gerçekten çok korkunç bir karardı,” diyor, bir diğerineyse Berlin’e taşınmanın, “benzerine ancak tarih kitaplarında rastlanabilecek, mesela Napolyon’un Rusya’ya yürümesi gibi, bir aptallık,” olduğunu söylüyor.

Fakat Kafka en kötü zamanlarında bile metanetini korumayı başararak Berlin’den ayrılmadı. Yaşam giderlerindeki olağandışı yükselmeye ve sağlığının onun önüne koyduğu engellere rağmen Berlin’in kendisine Prag’dan daha farklı bir gelecek sunduğunu biliyordu. Belki de onun burası hakkındaki esas fikrini algılamamıza yardımcı olacak en özlü yargı şudur: “Berlin, Prag’ın panzehridir.”

Kafka’nın hastalığının üstesinden geldiği, yazmaya devam ettiği, Alman istikrarının, yaratıcılığının, dışavurumculuğunun ve hedonizminin altın yılları kabul edilen Yirmiler’in tadını çıkardığı alternatif bir gerçeklik hayal etmek çok cazip olsa da maalesef durum bu değildi. Kısacık ömründe Berlin, kısa bir durak oldu.  

Zamanın kendisi için hızla tükendiğinin farkındaydı. Berlin’e geldiği ilk aylarda arkadaşı Felix Weltsch’e bir kartpostal gönderdi: “Günler öylesine kısa ki, her şey – hatta mutluluk bile –Prag’dakinden daha hızlı geçip gidiyor. Her şeyin bu denli süratli oluşu elbette üzücü ama zaman hep böyle değil midir zaten? İnsan elini bir kez o çarkın üzerinden çekmeye görsün, öyle hızlı dönmeye başlar ki, artık elle kontrol altına alabileceğin bir çark bile göremezsin.” Kafka Berlin’den ayrıldı ve üç aydan daha kısa bir süre sonra çark dönmeyi bıraktı.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Eleştiri Ne Âlemde?Maurice Blanchot
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Gizem Arman

9 Aralık 2025

Özgürleştirici Bir Deneyim Olarak Kita..

Bazen hem okuru hem yazarı tarafından bırakılan en anlamlı miras, bazen bir kırılma anında tutunacak dal, bazen daha başlığıyla bile teselli eden bir dosttur kitap.“Kitap okudukça sıkıntım dağılıyor, ciğerlerim oksijenle doluyordu ..

Devamı..

Carver Bowlby ile Tanışmış mıydı?

Nurhan Şahinkaya

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024