Otoimmüniteye Dair Efsaneler ve Gerçekler
4 Ekim 2019 Sağlık

Otoimmüniteye Dair Efsaneler ve Gerçekler


Twitter'da Paylaş
0

Klasik tıp, hastalığınızın olası sonucu olarak nitelikten yoksun bir yaşamı kabul etmeniz tavsiyesinde bulunsa da buna mecbur değilsiniz. Eğer beslenmenizi düzenlerseniz mükemmel bir yaşam sürme beklentisine girebilirsiniz.

Üzücü ama gerçek: Otoimmün hastalıkların tedavisi söz konusu olduğunda klasik modern tıp işe yaramıyor işte. Doktorlarının yıkıcı yan etki riski taşıyan çok güçlü ilaçlar verdiği ve onları en iyi ihtimalle zorlu, en kötü ihtimalle acınası bir yaşama mecbur ettiği binlerce hastayı tedavi ettim. Bu hastalara kaderlerini kabul etmekten başka çareleri olmadığı söylenmişti. Önüne geçilemeyen ve ancak azıcık yavaşlatabilen vahim, devasız bir hastalık.

Klasik bir tıp doktoru size beslenmenin önemli olmadığını söyleyecektir. Halbuki önemlidir – sayısız hastanın sadece beslenmenin gücüyle hastalıklarını gerilettiğini ve ilaçlardan kurtulduğunu gördüm. Klasik bir doktor tek seçeneğinizin ilaçlar olduğunu söyleyecektir. Halbuki öyle değildir – ve bunu kanıtlayacak hasta hikâyelerim var. Bilim eğitimi aldım, araştırmaları inceledim ve binlerce hastayı tedavi ettim. Hem doktor hem de hasta olarak Myers Yöntemi’nin işe yaradığı konusunda güvenim tam. O halde şimdi klasik modern ilmin efsanelerini teker teker ele alalım, her bir yanlış fikri tespit edelim ve yerine doğrusunu koyalım.

1 Otoimmün hastalıklar geriletilemez

Evet, otoimmün hastalıklarda bir genetik unsur söz konusudur. Ancak ikizler üzerinde yapılan çalışmalar göstermiştir ki otoimmünite sadece yüzde 25 oranında kalıtımsaldır, bu da demek oluyor ki çevresel faktörler bu resmin çok daha önemli bir parçasını oluşturuyor. Dahası, yepyeni bir alan olan epigenetikten öğrendiğimiz üzere genlerin ifadesi değiştirilebilir. Beslenme, bağırsakları iyileştirme ve toksik yükünüzü azaltma yoluyla sorunlu genlerinize yeniden kapanma talimatı verebilir, böylece sorunlu olan bağışıklık sisteminizi yeniden sağlığına kavuşturabilirsiniz.

2 Güçlü ilaçlar kullanmadan semptomlarınız ortadan kalkmaz

Otoimmün hastalıklarla savaşmak söz konusu olduğunda klasik tıbbın cephaneliğinde tek silah bulunur: İlaçlar. Otoimmüniteyi tedavi etmek için kullanılan özellikle tehlikeli bir ilaç grubu “immünosüpresanlar”dır – bu ilaçlar bağışıklık sistemimizi baskılar. Ancak bedendeki çok önemli bir sistemi devre dışı bıraktığınızda ciddi geri tepmelerle karşılaşmanız da kaçınılmazdır. Buna rağmen klasik tıp doktorları, daha ciddi hastalıkları olan insanlara düzenli olarak, ilaçların potansiyel yan etkilerine rağmen olası tek tedavi olduğunu söylerler. Öte yandan, Myers Yöntemi bağışıklık sistemini baskılamak için ilaç kullanmak yerine onu güçlendirip destekleyecek gıda ve takviyeler kullanır. Otoimmün hastalıkların tedavisinde tek seçeneğiniz ilaç değildir.

3 Bir otoimmün hastalığı ilaçla tedavi ederken yan etkiler çok da önemli değildir

Keşke bu efsane doğru olsaydı, ama değil. Otoimmün hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların yaygın, sık karşılaşılan ve yıkıcı yan etkileri vardır. 

4 Sindirimi ve bağırsak hastalığını iyileştirmenin otoimmün hastalıkların gidişatına hiçbir etkisi yoktur

Bir otoimmün hastalıkla klasik modern tıp pratisyeni olan bir hekime gider ve sindirim meselelerini sorarsanız büyük ihtimalle bir gastroenteroloğa yönlendirilirsiniz. Söylemesi üzücü ama çoğu gastroenterolog daha beslenme biçiminizi sormadan bir endoskopi ya da kolonoskopi yaptırmanızı isteyecektir.

Bağırsağı göz ardı etmekteki sorun şudur: Bağışıklık sisteminiz büyük oranda bağırsaklarda bulunduğu için otoimmün semptomlarınızı geriletmek istiyorsanız sindirim sistemine odaklanmak ve geçirgen bağırsağınızı iyileştirmek çok önemlidir.

5 Glütensiz beslenmenin otoimmün hastalığınızın gidişatına hiçbir etkisi olmaz

Doktorunuza glüten konusunda endişeleriniz olduğunu anlattığınızda büyük olasılıkla size iki şey söyleyecektir: “Bir kan testi yapıp çölyak hastalığınız olup olmadığına bakabiliriz” ve “Herhangi bir sindirim sorununuz var mı? Yok mu? O zaman glüten konusunda endişelenmeniz gereksiz.”

Glütenin hastalığınızda kayda değer herhangi bir fark yaratmadığı düşüncesi, otoimmün rahatsızlıklara dair en tehlikeli efsanelerden biridir.

6 Bir otoimmün hastalığınızın olması sizi niteliksiz bir yaşama mahkûm eder

Klasik tıp, hastalığınızın olası sonucu olarak nitelikten yoksun bir yaşamı kabul etmeniz tavsiyesinde bulunsa da buna mecbur değilsiniz. Eğer beslenmenizi düzenlerseniz, glüteni,tahılı ve bakliyatı çıkarırsanız, geçirgen bağırsağınızı düzeltirseniz, toksik yükünüzü azaltırsanız ve stres yükünüzü hafifletirseniz mükemmel bir yaşam sürme beklentisine girebilirsiniz.

7 Otoimmün hastalıklar konusunda tek belirleyici genlerinizdir, çevresel faktörler önemli değildir

Bir otoimmün hastalığa yakalanma ihtimalinizde genetiğin payı yüzde 25’tir. Geriye kalan yüzde 75’lik kısmı çevresel faktörler oluşturur. Bu yüzden genetiğinizin mahkûmu olmayın. Hangi genlerle doğmuş olursanız olun, bedeninizin otoimmünite tepkisini kontrol altında tutma gücüne sahipsiniz.

8 Bağışıklık sisteminiz neyse odur, onu desteklemek için yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. 

Klasik tıp çoğunlukla anlık çözümü seçer: Reflüyü gidermek için beslenmeyi değiştirmek yerine asit önleyici bir ilaç kullanmak, sağlığı artıran bir beslenme ve yaşam tarzındansa bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar. Bu yaklaşımlar çoğu zaman daha fazla yan etkinin ortaya çıkmasına neden olur.

Öte yandan, Myers Yöntemi “verimli bir döngü” yaratır. Ruh haliniz, zihinsel işleyişiniz ve genel enerji seviyeniz daha iyi olur. İnflamasyonunuz azalırken cildiniz parlamaya ve hatta saçlarınız bile daha sağlıklı olmaya başlar. Artık yukarı doğru tırmanan bir sağlık sarmalında olumsuzların yerine olumlu yan etkiler yaratmaktasınızdır.

Hazırlayan: Aslı İdil Kaynar

(Kaynak: Dr. Amy Myers, Bağışıklığınızı Güçlendirin, Tülin Er, Aganta Kitap, Ekim 2019)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR