Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

31 Temmuz 2018

Edebiyat

Ailemdeki Bütün Erkekler Nerede?

David Vann

Paylaş

2

0


Her haftasonu, yaşayan her şeyi avlayıp vurduğumuz adamların yanında hissedeceğim rahatlık. Buna karşılık hayatımdaki kadınlar, yalnızca benim mutluluğumu istiyordu.

Ailemde neredeyse hiç erkek yok. Yalnızca tek bir akraba – amcam Doug. Evlat edinilmiş bir kuzen. Eğer ikinci dereceden kuzenlerime falan bakmazsanız, bu kadar. Kan bağım olan bütün kadınlar bekâr. Kız kardeşim, annem, iki teyzem, dört kuzenim, ve vefat edene kadar iki büyük annem de, kocalarından en az on yıl daha fazla yaşamış. Üvey kardeşimi, üvey annemi ve vaftiz annemi de eklemem gerek listeye, çünkü onlar da bekâr ve onlar da aileden. Ben, kadınlar tarafından büyütüldüm.

Hâlâ babamı çok seviyorum, ve onu 13 yaşındayken ilk kaybettiğimde özlediğim kadar özlüyorum – ama aynı zamanda da, hayatımın onsuz daha kolay olduğunu biliyorum. Kadınlar tarafından büyütülmek daha iyiydi.

Annem, hayatında bir adamistemediğini ve ona ihtiyacı olmadığını iddia ediyor. Yalnız hissetmediğini söylüyor. Yeniden evlenmek istemiyor. Ama bunu kabul etmekte ve buna inanmakta güçlük çekiyorum. Sebebiyse şu: Annemin bir zamanlar bir hayali vardı. Kocası ve oğluyla güzel bir evde yaşıyordu, kızına hamileydi. Kocası dişçi, babasıysa inşaat mühendisiydi, yani hiç isteği olmamış ve olmayacaktı. Seviliyordu, iyiydi. Özveriliydi ve hayali tamamlanmıştı. Bu fazla basit duyuluyor, ama gerçekten de bu kadar basit olduğunu düşünüyorum, çünkü aslında daha çirkin gerçeklerin üzerini örtecek bir yalandan ibaretti ve yalanlar, basit olmayı tercih eder. Babası, küçüklüğünden beri annesini dövüyordu. Annesiyse çocukları arasında ayrımcılık yapıp annemi, kardeşinden daha çok seviyordu. Bu iki kuvvete (şiddet ve kayırmacılık) karşı annem de “şirin” bir kişilik geliştirmişti kendine, küçüklüğünde yarattığı ancak 60’larında hâlâ oynadığı kendine özgü bir küçük kız rolü. Ve bence bu kişilik, bu koruyucu hayal, babam resepsiyonistiyle yatıp ona âşık olduğunu söyledikten, ardından da yan komşusuna asıldıktan sonra hem incinmiş hem de güçlendirilmişti.

David Vann roman edebiyat

Annem ve babam ihanetin yaşandığı Alaska’nın Ketchikan şehrinden California’ya taşınıp tam bir ay boyunca hayallerini gerçekleştirmek istediler. Mesela annem, babamın ona daha çok dikkat etmesini istiyordu, babam da bir ay boyunca daha dikkatli davrandı ve annem kendini umutlu hissetti. Her şeyin yoluna gireceğine inandı, hayali onarıldı ve babama mutlu olduğunu söyledi. Babamsa buna cevap olarak numara yaptığını söyledi. O bu adam değildi, ve hiçbir zaman olmayacaktı da. İkinci bir ıstrıpalı çöküş, ardından ayrılık.

Boşandıktan sonra annemin bir sürü adamla ilişkisi oldu, birkaçı da onunla evlenmek istedi, ama o her biriyle evlenmemek için bir sebep buldu kendine. Ve bence bu, artık hiçbir adama güvenemediği içindi. “Yani, bunca şeyden sonra,” demişti bana bir keresinde. Daha sonra babam üvey annemle telefondayken kendini öldürdü, ona, “Seni seviyorum, ama sensiz yaşamayacağım,” dedi ve üvey annem işte olduğu, onu doğru düzgün duyamadığı için kendini tekrarlaması gerekti. Bunu, onu aldatıp ikinci evliliğini de ilkine benzer bir şekilde bitirdikten sonra yapmıştı. Annem şimdi çocuklarını bundan nasıl koruyacağı sorusuyla karşı karşıyaydı, henüz kendisi bile iyileşememişken bizi nasıl iyileştireceği.

Haberi telefonda aldı, üvey annemden. Plajda geçirdiğimiz bir günün ardından eve dönmüştük. Ben on üç yaşındaydım, kız kardeşim sekiz, ve bütün gün “Wonder Woman” oynamıştık. Kardeşim poz veriyor, yumruk atıyor, tekme atıyordu, ben de kum tepelerinin üstüne yığılıyordum. Gelen telefon, garipti. Annemin babası öldü sanmıştım, çünkü zaten hastaydı, ama annemin söylediği şeyler buna uymuyordu. “Peki ya çocuklarım,” deyip duruyordu. Daha sonra bizi koltuğa oturttu, yanına çekti ve dedi ki: “Babanız kendini vurdu.” “Nasıl, ayağından mı,” diye sordum. Ve inleyerek ağlamaya başladı, ardından da tekrar kendine gelip, “Hayır, kendini öldürdü,” dedi.

Odama koşup kapımı kilitledim ve annem bana kapıyı açtırabilmek için benimle uzun uzun konuşmak zorunda kaldı. Ancak tüm bunlardan sonra bile, kardeşim hâlâ neler olduğunu anlayamamıştı. Annem ona, babamızın öldüğünü yeniden söylemek zorunda kaldı ve neler olduğunu anladığında, kardeşimin yüzü buruştu. O gün annem olmayı hiç istemezdim.

David Vann edebiyat roman

Ve annem hiç kaçmadığı, ona ihtiyacımız olduğunda hep bize destek olduğu için, kendini yalnız hissetmediğini ve yeniden evlenmek istemediğini söylediğinde ona inanmak istiyorum. Ama liseden beri, ondan yoğun bir duygusal talep hissediyorum, fiziksel bir talep. Bana olabildiği kadar sık sarılmak istiyor, her konuşmamızdan sonra birkaç kez vedalaşmamız ve her bir vedada sevgi sözcükleri söylememiz gerekiyor, ve bazen annemin duygusal talebinin ne kadar yoğun olduğunu hissettiğim garip küçük anlar yaşanıyor. Ben de bunları, belki de haksız yere, yalnızca bir eş ihtiyacı olarak algılayabiliyorum. Gününü paylaşabileceği biri. Tek başına iyi yaşayamıyor. Bence, ona inanacağıma söz vermiş olduğum halde, kendi kendine mutlu olduğunu söylemesi bir yalan. Ve tabii ki, bu ihanet yüzünden kendimi suçlu hissediyorum.

Kız kardeşimin, kendinden yirmi beş yaş büyük bir sevgilisi vardı. O yirmi beş yaşındaydı, adamsa 5elli. Annem çok sinirlenmişti, ama kardeşim Hawaii’li bu sanatçıyla uzun yıllar daha beraber kaldı, yirmilerinin sonuna ve otuzlarının başına kadar. En sonunda, istemeye istemeye de olsa onu bıraktı çünkü adam çocuk istemiyordu. Sonrasında, başarısız ve yürek parçalayıcı bir koca arayışına girişti. İhanetlerin, yalanların ve ürpertici davranışların en kötülerine tanık olmuş bir kız. Artık otuz sekiz yaşında ve çok da ümidi kalmadı. Tabii, yaşlı bir adam bulmasının babamızla bir alakası olup olmadığını merak etmiyor değilim. İntihardan sonra kardeşim çok da zorlanmamış, hemen okula dönmüştü. Bulutsuz bir günde yanağında bir damla hissetmiş ve babamın ona veda ettiğini anlamıştı. Ben hiçbir işaret almadım, haftalarca okula dönemedim, ve neredeyse bir yıl boyunca her an, birdenbire kontrolsüzce ağlamaya başladım. Ve birkaç tane biraz daha uzun süreli mirasım da oldu, on beş yıl boyunca uykusuzluk çektim ve yaklaşık yirmi yıl boyunca babamın intiharını tekrarlamaya mahkûm hissettim kendimi, ama kardeşime kalan miras daha ağır görünüyor. Bir koca bulmak ve çocuk sahibi olmak onun için son derece önemli, ama ruhunun parçaları çoktan mahvoldu.

Ailemdeki öbür kadınlar, daha büyük acılar çekti. Özellikle de üvey annem. Babamın ona gönderdiği çiçekler, kendini telefonda öldürdükten birkaç gün sonra ulaştı eline. Bu, annesini ve babasını kaybettikten on bir ay sonraydı. Annesi bir av tüfeğiyle babasını vurmuş, ardından da bir tabancayla kendini öldürmüştü. Belki de kocası tarafından terk edilmeyi reddeden bir kadının intikamıydı bu, ama ben bu hikâeye daha uzağım ve gerçeği o kadar da iyi bilmiyorum.

Bazen, ailemin soyunun devam etmemesi gerekiyor diye düşünüyorum. Bildiğim ilk vaka, büyük anneannem. Kocası onu bırakıyor muydu? Kendini asmıştı. Cesedini, o sırada on yaşında olan anneannem bulmuştu. En yenisi ise, kuzenimin oğlu. Kuzenim, kocası tarafından terk edilmişti ve her iki oğluyla da sorunları vardı, ardından bir tanesi kendini öldürdü.

David Vann edebiyat roman

Kadınlar tarafından büyütülmek daha iyiydi çünkü daha güvenilirlerdi. Ailemdeki kadınların sevgisi sarsılamaz. Güç zamanlarda yanınızda kalırlar. Kaçmazlar. Her şey yolundadır. Ben on bir yaşındayken, babam çoktan bana büyüyünce ne yapmak istediğime karar vermem gerektiğini söylüyordu. Eşimi ve çocuklarımı geçindirebileceğim bir kariyer bulmalıydım. Bana bir de geyik avlatmıştı. Onunla olan geleceğim, yaşamak istemediğim bir gelecekti. Çoktan şiddetle, çaresizlikle ve yalanlarla dolu bir gelecek. İstemediğim bir evliliğin geçimini sağlayabilmek için istemediğim bir işte çalışmak. Beni, eşime karşı yapacağım kaçınılmaz ihanete doğru sürükleyen sinirli bir hayat. Her haftasonu, yaşayan her şeyi avlayıp vurduğumuz adamların yanında hissedeceğim rahatlık. Buna karşılık hayatımdaki kadınlar, yalnızca benim mutluluğumu istiyordu.

Her bakımdan çok şanslıyım, hayal edebileceğim en iyi hayat. Her sabah yazı yazıyorum ve haftada iki akşam ders veriyorum. Yılın neredeyse yarısında geziyorum. Eşimi çok seviyorum ve neredeyse on yıldır evliyiz. Evlilik, kolay oldu. Her günümüzü beraber geçiriyor ve aynı hayallerin peşinden koşuyoruz. Hayallerimizde, en azından şimdilik, çocuk sahibi olmak yok. Ancak yine de, babamın mirasını üzerimden tamamen silkemiyorum. Tıpkı onun gibi, ben de kendi iyiliğime inanmıyorum. Öbür adamlara duyduğum güven eksikliğini kendime de duyuyorum. Ve ailemdeki kadınların kaç tanesinin iyi bir evliliğe ihtiyaç duyduğunu gördükçe, kendimi kötü hissediyorum. Bir adam nasıl sevilir, bir türlü anlayamıyorum.

Ama neden ailemdeki bütün kadınlar bekâr? On biri birden. Hepsi adamların suçu mu, yoksa benim ailemdeki kadınlarda da mı bir şey var? Ailemdeki kadınlar, yanlarında bir adam olmadan da gayet iyi hayatlar sürdürüyorlar. Etkileyici kariyerleri var, ve bence genellikle mutlular. Eğer onları bir kalıba oturtmak gerekirse, hayatlarının erken kısımlarında erkek hasreti çekip sonlarına doğru onlara çok da ihtiyaç duymadıklarını söylemek mümkün. Erkekler tam bir gereksinim değil, ama özleniyorlar da.

Keşke ailemdeki kadınlar hiç yokluk çekmese, hayatlarının hiçbir noktasında ihtiyaç duymasalar. Keşke bundan kaçınılabilse. Ya da keşke, kendim de dahil olmak üzere, erkeklere güven olsa.

Çeviren: Zeynep Kazmaz

(Guardian

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Anlam ve AnlamakKardelen Ayhan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Christine Estima

20 Eylül 2025

Kafka’nın İlk Çevirmeni: Milena Jesenská

“Henüz var olmayan bir şeyi, ancak ona tutkuyla inanırsak yaratabiliriz."1920’li yılların Viyana’sı günümüzün kozmopolit Viyana’sı gibi değildi. I. Dünya Savaşı sona ermiş, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çökmüş,  bu acımasız savaşın yarım bıraktığı işi 191..

Devamı..

Sapanca’da Doğa Yürüyüşü Yapılabilecek..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024