Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

10 Şubat 2022

Video

Albert Einstein: "Teknolojiyi Anlamadan Kullanmayın!" (1930) | video

Ümid Gurbanov

Paylaş

0

0


"Diyelim ki yakama yapıştınız ve sordunuz: Albert Einstein hayranı mısın? Bilmem, derim. Şöyle bir kaşlar çatılsa ve daha elle tutulur bir cevap istense, hayır, derim. Ancak buradaki "hayır"dan kastım, içinde olumsuzluk ve nefret barındıran bir "hayır" değil. Şunu kastediyorum, Einstein'a karşı özel bir sevgi ve muhabbet beslemiyorum, ancak bu, ona karşı bir sevgisizlik ve nefret beslediğim anlamına da gelmiyor. Doğrusunu isterseniz ki, niye isteyesiniz, evrendeki hemen her şey için benzer hislere sahibim. Çok az şeye tutkuyla bir sevgi besliyorum; bunların sayısı eskiden (gençliğimde) çok daha fazlaydı elbette. Hatta şöyle tuhaf bir şeyi de ekleyeyim: Eskiden, Einstein, Camus, Bach gibi isimleri kendimden büyük ve dolayısıyla kolaylıkla hayran olunabilecek kişiler gibi görürdüm, artık akranlarım gibi görüyorum ve hayranlıktan ziyade dediklerini veya eserlerini şu veya bu biçimde (yalan yanlış da olsa) anlar biçimde gülümseyerek karşılıyorum. Bilmem, anlatabiliyor muyum? (Hiç sanmam ya, neyse.)

1930'da Einstein'ın Berlin'deki bir radyo sergisinin açılışında sarf ettiği sözleri barındıran bu kayıt böylesi bir girizgahı neden hak etti derseniz, yine ve ısrarla, "bilmem" derim. Kaşların çatıldığını ve gözlerin dikildiğini varsayarsam, ufak bir öfleyip püflemenin ardından ağzımdaki baklayı çıkarırım: Sevimli geldi kayıt bana. Hepsi (hemen her zaman olduğu gibi) bu.

 

Aslında, tüm bu gevezelikleri bir kenara bırakırsak, Einstein'ın normal şartlar altında mühim bulduğum bir fikri dile getirdiğini de eklemeliyim. Şöyle ki, teknolojiyi ve bilimi kullanan bizlerin, bunun arkasındaki isimleri ve süreçleri anlamamız gerektiğini ifade ediyor. Bitkileri zevkle yiyen ama botaniği bilmeyen bir inekten farklı olmazsak kendimizden utanmamızı, zevk alarak faydalandığımız bu cihazların veya prensiplerin ardında yatanlar üzerine kafa patlatmamızı istiyor. Bununla beraber, radyo gibi iletişim araçlarının ayrıcalıklı sınıfların imtiyazında bulunan eserlerin halka ulaşmasını sağlaması sebebiyle demokrasiye gerçek katkıyı sunduğunu da belirtiyor.

Dediğim gibi, normal şartlar altında, bu önermenin doğruluğunu kafamı hararetle sallayarak onaylarım. Ancak Einstein, bilim ve teknolojinin bugünkü halini görmeden, bundan 92 yıl önce yapmış bu konuşmayı. Diğer bir deyişle, yenilikle filizlenen bir sanayi döneminin başındaki toyluğu ve heyecanı taşıyor kendisi. Hiç kuşkusuz, buna benzer nahif heyecanı uzay seyahatleri veya birkaç ayda bir geliştirilen ve dağıtılan tıbbi müdahaleler için yaşayanlar da vardır. Bu gelişmelerin yadsınamaz rahatlığını inkâr edemem, ancak günümüzde bilimin de teknolojinin de bundan 50 veya 100 yıl önceki işlevini yitirdiğini, ayrıcalıklı sınıfların imtiyazlarını ellerinden alıp onları halka eşit biçimde ulaştıran bir yönünün kalmadığını ve daha da önemlisi, hemen her türlü bilimsel ve teknolojik gelişmenin politik birer araç haline geldiğini ve hatta bu politikleşmenin sadece seçimle başa getirilmiş temsilcilerle değil, sermaye sahibi milyarderler vasıtasıyla da günlük yaşamımıza fütursuzca sokulduğunu belirtmem gerekiyor.

Gelin bir başka biçimde kendimi ifade etme çabamı izleyelim: Bilim ve teknoloji öyle bir aşamaya dek ilerledi ki, artık Einstein'ın saydığı Oersted, Reis, Bell, Maxwell, Hertz gibi isimlerin bir anlamı kalmadı. Bilim insanlarının bireysel çabalarının ve etik anlayışlarının bir değeri kalmadı. Artık hiç kimse kendi laboratuvarında halka eşit biçimde sunabileceği ciddi bir keşfe imza atamaz; bilim insanları, kümülatif bir biçimde biriken ve milyar dolarlar gerektiren aletlerle, şirketlerle, yatırımlarla çalışmak zorunda. Bu işin doğası itibariyle de hiçbir bilim insanının kişisel inisiyatifi söz konusu olamaz. Hatta daha da tuhafı, aynısı biz sıradan insanlar için de geçerli. Toplumun içinde varlığımızı sürdürmek için hiçbir biçimde kendi başımıza üretemeyeceğimiz ürünlerin (mesela telefonların, bilgisayarların, internetin vs.) varlığına muhtacız. Diğer bir deyişle, modern dünyanın üretim araçlarının sahibi artık (ve yine) bizler değiliz. Dolayısıyla, politikleşme sürecinde kaba güçten başka bir şey ifade etmeyen kuru kalabalıklarız. İnsanların ne istediklerine, neye rıza verip neyi erdemli bulacaklarına karmaşık dişlilerden oluşan servet koruyucu bir oligarklar politikası karar veriyor. Mevcut bilimsel ve teknolojik gelişmelerin aksini iddia etmek, ne hazindir ki, susturulması gereken çıkıntılıklar olarak görülüyor. Halkı sözde yanlış bilgilendirmenin suç olduğu fikrinin yaygınlaşması, hiç kuşku yok ki, özgürlüğümüzün keyfi biçimde kısıtlanmasına yol açmaktadır.

İpe sapa gelmez kişisel hislerden yola çıkıp küresel meselelere çemkirdiğim bir patikanın içinde kaybolduğumu hissediyorum. Böyle durumlarda başımı kaldırıp şöyle bir sağa sola bakıyor, var olmadığım 14.5 milyar yılı ve var olmayacağım çok daha uzun milyar yılları düşünerek "ne önemi var ki?" diyor ve gevezeliğimi sonlandırıyorum."

Çeviri: Ümid Gurbanov
Blog: https://suigeneris.substack.com
Patreon: https://patreon.com/umidgurbanov

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Thomas Bernhard'da Toplumsal Zihin ve ..D. G. İbrişim
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Alexandra Wilson

5 Kasım 2025

Sanata Karşı Yapay Zekâ

Yapay zekâ, insan yaratıcılığı ve liyakat üzerinde yükselen sanatsal mükemmellik fikrini değersizleştirmek için bir araç olarak kullanılıyor.Bugün karşılaştığımız en garip entelektüel heveslerden biri de eşitliğin mükemmelliği alt etmesi gerektiği fikri. Eşitliğin her halükârd..

Devamı..

Rousseau’nun Yöntemindeki Delilik

Nigel Andrew

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024