Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Kasım 2024

Kültür Sanat

Amerikan Yayıncılık Sektörü Trump’ın Yeni İktidarına Nasıl Yanıt Verecek?

Emily Gould

Paylaş

0

0


Beş büyük yayınevinden birinde çalışan bir editör, seçimden hemen sonra yaptıkları toplantıda belirsizliğin hâkim olduğunu ama dayanışmaya odaklanıldığını söyledi. 

Dilerdim ki, şu an elimizde ilgi çekici bir yığın yeni kitap olsun ve en azından kafamızı dağıtabilelim. Ama görünüşe bakılırsa yayıncılar, seçimin yarattığı doymak nedir bilmez boşluktan kaçınmak için programlarında değişikliğe gitmekte haklıydılar. Peki şimdi bizi ne bekliyor? Trump’ın ilk iktidarında olduğu gibi liberalliğe dirençli kullanım kılavuzları ve yönetim skandalları mı? Yoksa bu kitapları üretenler bütünüyle yeni bir yön mü belirleyecek? İlk göstergelere göre ibre distopik kurguları işaret ediyor: Damızlık Kızın Öyküsü seçimden sonraki ilk birkaç gün Amazon’un çok satanlar listesinde ikinci sıraya yükselirken 1984 ve Fahrenheit 451’in satışlarında da kayda değer bir atış görüldü. Melania Trump’ın ve J.D. Vance’ın anılarıyla Robert F. Kennedy’nin Anthony Fauci hakkında yazdığı kitap da öyle. 

Seçimden iki gün sonraydı, Hachette yaptığı basın açıklamasıyla Basic Liberty ismindeki yeni bir yayınevi kurduğunu duyurdu. Basic Liberty geçmişte yayıncılık yapan ve şu an Heritage Foundation’ın kıdemli danışmanlarından biri olan Thomas Spence tarafından yönetilecek – Spence, edebiyat olarak tasavvur ettiğimiz pek çok metni pornografi olarak sınıflandıran ve yasaklamayı amaçlayan Project 2025’in de yazarlarından biri. Bu duyuru Hachette çalışanlarında epey tepkiye yol açtı, hatta editör Alex DiFrancesco kamuoyu önünde istifa ettiğini açıkladı. 

Bu açıklamadan yaklaşık bir hafta sonra DiFrancesco ile konuştum ve bana ekip olarak aldıkları karardan memnun olduklarını söyledi. “Hachette liberal bir şirket olabilir ancak verilen karar gösteriyor ki, çeşitlilik ya da kapsayıcılıktan ziyade daha fazla kârın peşindeler.” Aynı gün Publishers Weekly, Hachette bünyesinde kalmaya devam eden ancak isminin gizli kalmasını isteyen bir grup çalışanın mektubundan alıntılar yayımladı: “HBG’yi, dünyanın önde gelen yayıncılarından biri sıfatıyla üstlenmiş olduğu sorumlulukları hatırlamaya ve bütün insanlara karşı empatiyle yaklaşmaya davet ediyor, Basic Liberty’nin kurulması ve yönetimine Thomas Spence’in getirilmesi hususundaki kararını yeniden değerlendirmeye çağırıyoruz.”

DiFrancesco elbette çalışanların bu çabasını takdir ediyor ancak mevcut yaklaşımla herhangi bir yere varılabileceğini de düşünmüyor. “İnsanlar istedikleri kadar isimsiz mektuplar yazsınlar, ben, bir duruş sergilenecekse bunun arkasında muhakkak isimlerimizin olması gerektiği fikrindeyim.” DiFrancesco, Hachette’de işe başladığında sistemin bilfiil içinde olup iyi işler ortaya çıkarmayı umduğunu ama artık böyle bir umudunun kalmadığını belirtiyor. “Dürüst olmak gerekirse şu an hem içeride kalıp hem de bir şeyleri değiştirebileceğinize inanmıyorum. O yüzden umarım iyi değerlere sahip bağımsız bir yayın kuruluşunda başlarım.”

Yayıncılık söz konusu olduğunda sanatla kapitalizmin evliliği hiçbir zaman bütünüyle mutluluk vaat etmez. Zira ne muhafazakâr yayınevleri yeni bir şey ne de onların müşterisi konumundaki muhafazakâr okurlar. Burada asıl yeni olan şeyse “muhafazakâr” kelimesinin artık neyi ifade ettiği, daha doğrusu bu kelimenin ne anlama geldiğini yüksek sesle dile getirmenin kabul edilir bir şey olup olmadığı konusundaki ani değişim.

Mesela Macmillan Children’s Publishing Group’un pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı kendi Facebook hesabından yaptığı Trump yanlısı gönderilerle dikkatleri üzerine çekerken aynı zamanda Melania Trump’ın ve Robert F. Kennedy’nin kitaplarının da yayıncısı olan Skyhorse Media, ulusal istihbarat direktörlüğüne aday gösterilen Tulsi Gabbard için bir tebrik mesajı yayınladı.  Kültür sanat yayımcılığındaki Trump yanlısı fraksiyon küçük olabilir ancak bu durum onun var olduğunu gerçeğini değiştirmiyor ve çoğunluğunu demokratların oluşturduğu sektör, bir şekilde bunu hesaba katmak zorunda kalıyor. 

Yayıncılık gibi bir şeylerin daha yavaş ilerlediği bir sektörde seçimin etkilerini hemen göremeyiz.  Beş büyük yayınevinden birinde çalışan bir editör, seçimden hemen sonra yaptıkları toplantıda belirsizliğin hâkim olduğunu ama dayanışmaya odaklanıldığını söyledi. “Asıl önceliğimizi sistem karşısında savunmasız kalacak olan yazarlarımızı ne olursa olsun desteklemeye devam etmek ve yayıncılığın aslında sansürün kapı bekçisi olduğunu dikkate alarak sansür konusundaki bu ayrıcalığımızı sansür aleyhine kullanmak için mesai harcamak. Yani, gidelim de Trump ile ilgili kitaplar bulalım gibi bir şeyler konuşmadık.” Görüştüğümüz menajerlerden biriyse temas halinde oldukları editörlerin benzer düşüncelere sahip olduğunu söyledi. “Trump’ın ilk dört yılı yayıncılar bakımından kârlı olsa da, artık kimsenin bir dört yıl daha aynı türden kitaplara ayıracak enerjisi yok.”

Peki ajanslar önümüzdeki aylarda ne tarz kitapları temsil edecek ve satışını gerçekleştirecekler? Yazar ajanslarından biri, “Bu kez solun ve daha geniş kapsamlı düşünürsek liberalizmin neler neler yapıp yapamayacağıyla ilgileniyorum,” dedi, “umudum, nasıl bir dönemden geçmekte olduğumuzu anlamaya yönelik entelektüel bir merakın hareket kazanması. Korkumsa olan biten her şeye ilgisiz kalıp sırf kendimizi kötü hissetmemek ya da sorumluluk üstlenmemek adına ne pahasına olursa olsun kaçışçılığa yatırım yapmamız.” Bir başka temsilciyse “çözüm önerisi getiren” kitaplarda artış yaşanacağını düşünüyor: “Bu ister geleneksel manada kişisel gelişim olsun isterse “büyük vizyonerlerin bakış açısını ön plana çıkaran kitaplar.”  

Bir de işlerin önce çok kötüye gideceğini ama eninde sonunda düzeleceğini düşünenler var. Kendi ajansı olan bir temsilciye göre yazarlar, yayıncılık sektörünün –bilhassa da ticari yayıncılığın– ne denli kurumsallaştığının, kâr odaklı olduğunun ve dolayısıyla tekdüzeleştiğinin farkında değiller. “Bu yüzden bana kalırsa bu durum daha da kötüleşecek ve yalnızca yayıncılık sektörünün değil, sanatın her dalının yavaş yavaş tek tipleşeceğini ve çürüyeceğini öngörüyorum. Ya da, nasıl denir belki de bu yeni bir şeylerin başlangıcı olacak.” Neden olmasın, nihayetinde her zaman hayal kurabiliriz. 

Fakat yayın dünyasında Trump’ın ikinci iktidarından fayda sağlaması muhakkak bir kişi var ki, o da Sergio Gor. Trump 2021 yılında kendi yayınevini kurdu ve kitaplarının basımından sorumlu olan Sergio Gor’u şimdilerde başkanlık personel ofisini yönetmek üzere atadı. 

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Dünyanın En Küçük KitaplarıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Haluk Öner

14 Kasım 2025

Sessizliğin Estetiği: Tuzlu Yüz

Tuzlu Yüz’ün biçimsel atmosferinde en dikkat çekici öge, sözcüklerin arkasında kalan dil öncesi titreşimlerdir.Ezgi Tanergeç’in Tuzlu Yüz romanı, Türk romanında giderek seyrekleşen, gürültülü, karnaval atmosferindeki romanların arkasında kalan bir sessizlik biçiminin i..

Devamı..

Yapay Zekânın Gezegenimize Faydası Var..

M. R. A. Dearing

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024