Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

22 Aralık 2022

Öykü

Asma Kilit

Buğracan Erdinç

Paylaş

1

0


Soğuk bir kış gecesi. Vahşice diş gösteren köpeklerin hükmündeki bomboş sokaklar. Bütün insanlar yuvalarına doluşmuş. Hırsla ıslık çalan rüzgaâr, tam yüzünün ortasına mermi gibi düşen kar taneleri... Böyle geceler bir avuç atamızın sağ kurtulduğu zorlu buzul çağının çocukları. Soğuk bir korku…

İşte böyle gecelerden birinde Yavuz, etrafta araba olup olmamasını önemsemeden yolun ortasında emin adımlarla yürüyor. Normalde kaldırımdan aşağıya inmez, trafik ışıklarından şaşmaz, kaldırım taşlarının çizgilerine basmadan, bir yandan da geçtiği taşları bir bir sayarak yürür yollarda. Bugün biraz umursamaz Yavuz.

Köpeklerden korkar Yavuz. Ancak bugün hiçbir köpek ona havlamıyor. Her şey, herkes biliyor bugünün farklı olduğunu. Farklı olanın Yavuz olduğunu. Bir ağacın altında duruyor. Öylece kalıyor orada. Yüce gövdesini ve yer çekimine meydan okuyan yapraklarını izliyor. Bu meydan okuma kısa sürüyor. Rüzgârın etkisiyle süzülüyor yapraklar yavaşça. Eğilip bir yaprak alıyor. Sevgiyle bakıyor ona, ceketinin cebine koyuyor. Ağaca dokunuyor. Ardına bakmadan yoluna devam ediyor.

Evinin önüne geldiğinde duraksıyor. Etrafına bakıyor. Ardından yavaşça bahçe kapısını aralıyor. Daha ilk adımını atmamışken bir köpek havlaması duyuyor. Paçasında bir ağırlık hissediyor. Bugün çok korkusuz Yavuz. Aşağıya, ayağına bakıyor. Mahallenin bıçkın köpeği Zıpkın’ı görüyor. Zıpkın, paçasından yakalamış Yavuz’u, gitme diyor. Yavuz gülümsüyor, eğilip Zıpkın’ın başını okşuyor. Hırlayan gırtlağına, parlayan dişlerine rağmen sevgiyle yaklaşıyor vahşi yanını salmış Zıpkın’a… Zıpkın duruyor. Ağlamaya başlıyor. Kendi etrafında dönüyor. Gitme diyor.

Zıpkın’ı öylece bırakıp ardına bakmadan eve doğru yol alıyor Yavuz. Ceplerini kontrol edip anahtarı çıkarıyor. Dört kez ana kilidi, iki kez yukarıdakini, en son da asma kilidi açıyor. Zıpkın hala havlıyor.

Kapıyı açtığı anda çamaşır suyu kokusu kaplıyor burnunu. Gülümsüyor. Gururla gülümsüyor. Şemsiyesini bağlayıp askının yanına bırakıyor. Ceketini çıkarıp askıya asıyor. Cebinden yaprağı çıkarıyor, narince. Ceketini birkaç kez düzelttikten sonra ayakkabılarını çıkarıyor. Dikdörtgen, sekiz kare bölmeye ayrılmış ayakkabılıkta altı yazan karenin içine koyuyor ayakkabılarını. Aynı ayakkabıdan yedi tane. Her biri haftanın günleri için özenle seçilmiş. Sekizinci kare ise misafirler için. –bugüne dek hiç dolmayan yapayalnız bir kare bu- Ayakkabılığın yanındaki boy aynasına bakıyor. Yaprağı tutan eliyle yüzüne dokunuyor. Saçlarına dokunuyor. Kendini görmeye katlanamaz bir yüz ifadesi takındığını fark edince yoluna devam ediyor Yavuz.

Kapının sol tarafında duvar boyunca uzanan komodinin önüne geçiyor. Elindeki çınar yaprağını fanusun içinde duran onlarcasının üstüne bırakıyor. Narince. Takvime bakıyor birkaç saniye. Gülümsüyor. Bugünün tarihi tükenmez kalemle yuvarlak içine alınmış. Yavuz gülümsüyor.

Kendini bildi bileli eve her girdiğinde yaptığı ritüeli tekrarlamaya başlıyor. Önce hayatının yüzde seksenini orada geçirdiği girişteki salonu kolaçan ediyor. Ardından salona açılan bir kapıdan geçerek ulaştığı mutfağa gidiyor. Yukarı çıkıyor. Merdivenleri dinliyor. Tahta merdivenler onunla konuşuyor. On yılların hikayesini anlatıyorlar her seferinde, hikayeler hiç bitmiyor. En soldaki kapıdan banyoya giriyor Yavuz. Duşa kabini aralıyor. İçindeki kötü his biraz olsun diniyor. Merdivenlerin tam karşısında bulunan odaya giriyor sonra. Burası çalışma odası. Masasının altına eğilip bakıyor, kimseler yok. En sağda bulunan, evdeki son odanın kapısı önüne geliyor. Cebinden anahtarı çıkartıp en üstteki asma kilidi açıyor. Asma kilidi cebine koyuyor. Bir altında bulunan kilidi açmak için üç kez anahtarı çeviriyor. En alttaki sürgüyü yuvasından çıkartıp yerçekimine hediye ediyor. Kapının koluna hamle yapıyor ve öylece kalıyor. Gözleri dolmaya başlıyor. Ve hatta iki damla yaş süzülüyor. Titremeye başlayan ellerini cebine götürüp asma kilidi çıkarıyor. Yerine takıp kilitliyor. Sonra diğer kilidi ve sürgüyü... Kapı, bir kale duvarı gibi duruyor öylece. Yavuz, kuşatmasını geri çekmek zorunda kalmış bir fatihin hüznüyle dönüyor arkasını kapıya.

Tekrar salona iniyor. Takvim yaprağını yırtıp gömleğinin cebine koyuyor. Komodinin diğer tarafında duran siyah beyaz fotoğrafa bakıyor bir süre. Gözünden bir yaş damlıyor sükunetle. Çerçeveyi kırıp fotoğrafı da gömleğinin cebine koyuyor. Mutfağa gidip iki duble rakı koyuyor, ikisi de sek. Bir parça peynir kesiyor.

Büyük camın önünde duran eski koltuğuna, yani tahtına geçiyor. Rakıları sehpaya karşılıklı bırakıyor. İkisi de sek. Sigara yakıyor. Hafif hafif yağan karın sokak lambasının ışığı altında parıldayışına takılıyor gözü bir süre. Fotoğrafa bakıyor Yavuz. Nefretle, küfürle, özlemle bakıyor. Gözünden birkaç damla yaş süzülüyor. Rakıyı kaldırıyor. Fondip yapıyor.

Büyük camın tam karşısında duran üçlü koltuğun üzerinde özenle katlanmış olan nevresimi, yorganı ve yastığı yan tarafa koyuyor. Koltuğun altından beyaz bir kutu çıkarıyor. Kutunun kapağını hafifçe aralayıp kontrol ediyor. Koltuğu kapatıp her şeyi eski haline getiriyor Kutuyla beraber kapının önüne çıkıyor. Bahçeyi izliyor. Zıpkın havlıyor. Yavuz, kutudaki bir çift mavi ayakkabıyı çıkarıp kapının önüne koyuyor. İçeriye girip tüm kilitleri kapatıyor.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  Komodinin üzerinden fanusu alıyor.

Merdivenlerden ağır ağır çıkıyor şarkılarını biraz olsun fazla dinleyebilmek için. En sağdaki her yerine kilit döşenmiş kapının önüne tekrar geliyor. Elindeki fanusu geri almak üzere yere bırakıyor Anahtarları çıkartıyor. Asma kilit, ortadaki kilit, sürgü... Belki yüzlerce kez gerçekleştirip sonra da içeriye girmeden dönüp gittiği bu ritüeli tekrarlıyor Yavuz. Bu kez oldukça sakin… Belinden silahı çıkarıyor, kuruyor. Kapıyı yavaşça aralıyor. Bir anda bütün vücudu boşalıyor. Elektrik kesilmiş gibi kalıyor öylece. Dizlerinin üzerine çöküyor. Silah tutan elini yere koyuyor düşmemek için. Korktuğu, canını acıtan ne varsa, bütün anılar hücum ediyor bir anda. Deniz kenarındaki bank, çınar ağacı, köpekler… Unutulmuş menteşeler korku filmindeymişçesine şarkı söylüyorlar açılırken.

Kapı aralanırken dışarıya çok ağır ve iç bulandıran bir koku yayılıyor. Yatağa bakıyor Yavuz. Gözleri musluktan boşalırcasına ağlıyor. Yalnızca gözleri… Fanusun içindeki yaprakları tek tek yatağın üzerine bırakıyor. Cebinden fotoğrafı çıkarıyor. O yüce ağacın altında çekildikleri fotoğrafa bakıyor. Kendinin, karısının gençliğine, mutlu zamanlara… Takvim yaprağını yatağın yanında duran küçük komodinin üzerine bırakıyor. Yatağa, karısının yanına uzanıyor. Ona sarılıyor. Yavuzun eli karısının yanağında geziniyor, küçük, beyaz kurtlarsa Yavuz’un elinde… Yavuz umursamıyor.
“Özür dilerim kadınım!”

Kupkuru, suyu çekilmiş, çürümüş yanağını öpüyor. Göz yaşları kadının yanağına bulaşıyor.
“Hala ilk günkü gibi güzelsin karıcığım.”

Kafasına silahı dayadıktan sonra gözlerini kapatıyor. Karısının kulağına doğru yaklaşıp:

“Özür dilerim. Sözümü tutamadım, sensiz beceremedim.”

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ruhun Kuytusunda: Bir DeğiniErhan Sunar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Elisabeth Braw

31 Ağustos 2025

Rusya Svalbard'a Dönüyor

Svalbard’ı yirmi beş yıl önce terk eden Ruslar, Sovyet Döneminin ihtişamını geri getirebilmek için Norveç takımadalarına döndüler.  Neil Armstrong Ay’a ayak bastığında yaptığı ilk şey Amerikan bayrağını dikmekti. Ülkeler bir arazinin kendilerine ait olduğunu belirtmek için o ..

Devamı..

Yaz Sıcağıyla Baş Edebilmek İçin Orta ..

James Clark

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024