Aydın Öztürk • Özgür Sokak
9 Eylül 2016 Öykü

Aydın Öztürk • Özgür Sokak


Twitter'da Paylaş
0

ÖYKÜ
Bir sokak yapmışlardı. Adı Özgür Sokak. Oraya hep hayret etmiş ve hayranlık duymuştu. Bugün annesinin aldığı ama daha babasına gösteremediği elbisesiyle çıksa mıydı o sokağa? Özgürce. Tam zamanıydı. “Anne ben çıkıyorum,” dedi. “Nereye?” “Özgür Sokak’ta dolaşmaya.” “Yemeğe geç kalma, baban da gelir şimdi.” “Geç kalmam.” Mutfaktaki annesine görünmeden geçirdi üstüne yeni elbisesini. Attı kendini sokağa. Hızla geçti, evle Özgür Sokak arasını. Sokak insan kaynıyor. Durup insanlara, renkli elbiselerine bakakalabilir insan. O kadar seyirlik. Elbise, küçük göğüslerinin üst tarafını ve sırtını dışarıda bırakmış. Ten renginde ince bir iple omzuna asılmış. İki göğsünün arasındaki ince çizgi seçiliyor. Akşam serinliği yalıyor vücudunu. Ürperiyor. Özgür Sokak’ta kuğu gibi akıyor. Erkek bakışları gülümseyişle karşılıyor. İltifata teşekkürü böyle yapıyor. Kadınlar da ona bakıyor. Bu sokağa bile büyük geliyor küçük kadın. Sokağı baştan başa gezdi, geldiği yolu tekrar kat edecek. Her şey öyle değişik ki burada, aynı sokakta yürüdüğüne bile inanamadı. Ancak erkek bakışları tekrar hissi vermeye başlamıştı. Bir gülümseme onlara yetmemiş miydi. Küçük kadın gülüşleriyle teşekkür ettiğini sanıyordu. Okuduğu kitapta Amerikalı kadınların teşekkürü böyle yaptığını öğrenmişti. Sırıtarak bakıyorlardı. Etrafta yürüyecek yer bırakmamışlardı neredeyse. Birkaç kez yol vermek zorunda kaldı üzerine gelen erkeklere. Çoğalıyordu erkekler. Hiç kadın kalmamıştı sokakta. Yol vermeye çalışıyor ama kendine bir çıkış yolu bulamıyordu. Boğulacağını sandı. Bir çığlık attı. Nihayet yol açıldı. Sokağı bitiremeden eve doğru koşmaya başladı. Elbisesi rüzgârda bacaklarını dışarıda bırakıyordu.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR