Göbek Kordonu
31 Ekim 2018 Sağlık

Göbek Kordonu


Twitter'da Paylaş
1

Bir de göbek kordonuna ait inanışlar, folklorik uygulamalar, gelenekler vardır.

Göbek deyip geçmeyin, inanışlarda, folklorda, tıpta önemi büyüktür.

Göbek kordonu, plasentanın ortasından çıkıp çocuğun göbe­ğine kadar uzanan fizyolojik bir oluşumdur. Plasenta ise (halk dilinde “eş”), bebek ile anne arasındaki besin ve oksijen alışverişini sağlayan bir yapıdır. Bebek anne karnında geçirdiği süre içinde ihtiyaç duyduğu başta oksijen olmak üzere besleyici tüm maddeleri, hormon, mineral gibi yaşamsal maddeleri göbek kordonu aracılığıyla alır. İçinde iki atardamar, bir toplar­damar vardır ve çevresi özel zarlarla korunmuştur. Damarlar anneyle çocuk arasındaki kan alışverişini sağlar. Uzunluğu 50 cm kadardır. Göbek kordonunun kalınlığı bir cm’den biraz daha fazladır, bir ucu bebekte diğer ucu da plasentadadır. Normalden çok uzun olan kordonlar çocuğun boynuna, koluna, bacağına dolanarak ya da rahimden dışarı sarkarak çocuğun hayatını tehlikeye sokarlar, böyle doğumlarda güçlükle karşılaşılabilir. Buna kordon dolanması ve kordon sarkması denir.

Çocuk doğduktan sonra göbek kordonunun ortasına bir mandal (klemp) takılır ve kordon doktor ya da ebe tarafın­dan kesilir. Çünkü gerekli havayı ve besin maddelerini sağlamak için çocuğun bu kordona artık ihtiyacı kalmamıştır. Yani doğumdan sonra ne anne ne de bebek için artık gerekmeyen bir dokudur. Ancak bu doku parçası göbek kordon kanı açısından önemlidir. Kesilen göbek kordonundan çocukta kalan kısma “göbek bağı” denir, ilk günlerde canlı gibi görünebilir. Aradan zaman geçince göbek bağı kurur, büzülür ve siyahlaşır. Göbek bağı genellikle iki hafta içinde düşer.

Kordon kanını dondurup saklamanın pek çok amacı vardır. Bunlardan ilki, bebeğin ileride yaşamının herhangi bir döneminde kök hücre tedavisi gerektirecek organ ve doku yaralanması, harabiyeti veya yaşlılığı gibi bir durumla karşılaştığında, kendine ait sağlıklı bebeklik çağı kök hücreleriyle tedavi edilebilmesidir. Böylece doku uyumu olan verici aramaya gerek kalmaz. Ayrıca kişinin kendi hücre ve dokuları ile uyum sorunu olmayacağından bu hücreleri kullanmak çok önemli bir avantajdır. Diğer bir önemi ise bebeğin kardeşlerinde ya da yakın akrabalarında çıkabilecek hastalıkların tedavisinde de benzer amaçla kullanılabilmesidir. Bu konularda yoğun çalışmalar devam etmektedir.

Bir de göbek kordonuna ait inanışlar, folklorik uygulamalar, gelenekler vardır. Örneğin; Orta Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere Anadolu’nun bazı yerlerinde, "sesi az çıksın, kocasının karşısında çok konuşmasın" diye kız bebeğin göbek kordonu kısa kesilir. Bazı yörelerde ise oğlanın göbeğinin kısa kesilmesi halinde sesinin kız gibi ince olacağına inanılır, bu nedenle bazen gereğinden uzun kesilmiş göbek kordonu olan erkek bebekler görülür. Bebeğin sesinin güzel olması için doğum sırasında anne ile bebek arasındaki göbek kordonu bir karış ve dört parmak hesabı yapılarak kesilmesi gerektiğine inanılır.

Göbek kordonu kesilirken bir de "göbek adı" konulur. Kişinin kabirde bu adıyla çağrılacağına inanıldığı için bu ad, çoğunlukla Kuran’dan seçilir. Abdullah, Yunus, Muhammed, İdris, Hızır gibi. Ardından, sağ kulağına ezan okunur. Bir de “çıpayı (göbek kordonu) kesen ebenin huyu çocuğa geçer” inancı vardır. Bu nedenle ebe seçimi yapılır.

Bebeğin karnı doymaya başlayınca, göbek bağının da düşeceğine inanılır. 4-7 gün arasında düşen göbek bağı itinayla bir yerde saklanır. Çocuk “evcil” olsun diye göbek bağı dolap ya da sandık içine saklanır. Bebek sahipleri yavrularının göbek bağını "gezgin olmasın, dışarıya çok gitmesin" diye 1-2 sene beşiğine asılı tutar; kimi "okusun, büyük adam olsun" diye okul bahçesine, kimisi de "devlete hayrı dokunsun, devlet adamı olsun" diye devlet dairelerinin avlusuna gömer. “Dindar ve imanlı” olması için de cami bahçesine gömüldüğü de bilinmektedir. Galatasaray Lisesi’nin ve İstanbul Üniversitesi’nin bahçelerinin dili olsa da konuşsalar bir!

Arș. Gör. Selma Dinç yaptığı bir çalışmada, annelerin yüzde 53,5’inin bebeklerin ilk banyosunu göbek düștükten sonra yaptıklarını, bebeğin göbeği düștükten sonra yüzde 21,1’inin bebeğin göbeğine kahve, tuz, zeytinyağı gibi maddeler sürdüklerini saptamıştır. Anadolu'da bazı yörelerde, bebeğin göbeği dağlanıyor; kül yanmış kömür, tandır toprağı, kahve gibi, steril olduğu varsayılan maddeler sürülüyor. Büyük olasılıkla bakteri üremesini önlemek için tuz, yumuşatmak için de zeytinyağlı bez konuyor. Çeşitli yörelerimizde, göbek kordonu suya atılıyor, bunun da vardır bir nedeni ama ben saptayamadım.

Halk arasında ve günlük yaşamda sıklıkla kullanılan göbekli sözcüklerden bazıları: göbek atmak, göbek havası, göbek bağlamak, göbeği bağlı olmak, göbeği biriyle kesilmiş olmak, kendi göbeğini kesmek, göbeği sokakta kesilmiş olmak, göbeği düşmek, göbeği salıvermek… Ve tabii ki güncel olan "göbeğini kaşıyan adam"!

“Göbeğim çatladı” ama yazı da bitti!

KAYNAK

Selma Dinç, Arş Görevlisi, “Şanlıurfa Merkezde Bulunan 4 Numaralı Sağlık Ocağı’na Kayıtlı 0-1 Yaşında Çocuğa Sahip Olan Annelerin Çocuklarının Bakımında Uyguladıkları Geleneksel Uygulamalar”, Hemșirelikte Araștırma Geliștirme Dergisi, 2005/1, 2, ss: 53-63 


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Savaş Öpöz
Çok faydalı olmuş. Ellerinize sağlık
2:24 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR