Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

16 Mart 2022

Söyleşi

Aysun Kara: "Dergilerin edebiyat ortamımıza değer katan, güncelin nabzının attığı mecralar olduğuna inanıyorum."

Yasemin Seven Erangin

Paylaş

0

0


"... biz edebiyat tutkunları için her zaman aslolan metindir."

Yasemin Seven Erangin: Aysun Kara’nın kim olduğunu biliyoruz. Ama Edebiyat duygusuna -tutkusuna- nasıl kapıldığını, nasıl başladığını, neler yaşadığını, sizden daha detaylı duymak isterim?

Aysun Kara: Okumayı öğrenmemle birlikte başladı diyebilirim. Okumayı annemden öğrendim. Kitapla ilgili ilk anım şöyle; ilkokul ikinci sınıfta öğretmenim çarpmayı öğretirken sıranın altında kitap okuduğumu ve yakalandığımı anımsıyorum. Sonrasında da her fırsatta elime ne geçirirsem okudum diyebilirim. Zaman içinde okumalarım daha seçici hale geldi. Yine o yıllarda başlayarak şiir yazma denemeleriyle sürdü yazma uğraşım. Milliyet Çocuk Dergisi’nin sıkı okuruydum. Derginin düzenlediği öykü yarışmasında birincilik ödülü aldım. Öyküm dergide yayımlandı, şimdi buradan bakınca bu ödülün benim için önemini daha iyi fark ediyorum. Zaman zaman edebiyattan uzak kaldığım zamanlar olsa da okumak ve yazmak için her fırsatı değerlendirmeye çalıştım.

2005’den bu yana, yazmak benim için hayatımın merkezinde. Öykülerim dergilerde yayımlandı, çeşitli ödüller aldı. 2010 yılında ilk öykü dosyam “Panovaroş” Orhan Kemal Öykü Ödülü’ne değer bulundu. Aynı yıl Ava Yayınları tarafından kitaplaştırıldı. 2014’de “Kıymık,” 2017 yılında “Sessizce Şarkı Söylüyorduk” adlı öykü kitaplarım Ayizi Yayınevi tarafından yayımlandı. Uzun zamandır üzerinde çalıştığım romanım “Dünyanın Orta Yeri” henüz çok taze, geçtiğimiz günlerde İthaki Yayınları’ndan yayımlandı. 

aysun kara ithakiYE: Edebiyat kurallarını herkes bilebilir kuralların nasıl bozulacağını yalnızca yazarlar bilir. 15 yıldır aktif şekilde okuyucusu ile buluşan bir yazar olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

AK: Edebiyat kurallarla sınırlanmayacak uçsuz bucaksız bir alan. Bu alan herkese açık şüphesiz. Kuralları bozmak için önce bilmek gerekir. Zaten edebiyat tutkunu bir okur veya yazar edebiyatın içindedir. Kendimizden önce yazılanlardan elimizden geldiğince haberdar olmalı ve bu hazineden yararlanmalıyız, diye düşünüyorum. O vakit kendi yazı dünyamızı da özgün biçimde kurabiliriz.

YE: Aysun Kara güne nasıl başlar, neler yapar, neler izler, başucunda hangi yazarlar vardır?

AK: Güne erken başlarım, sabah saatlerini genellikle o sıralar yazmakta olduğum metinle birlikte geçiririm. Her zaman düzenli yazamasam da o sıralar gündemimde olan metin önümde olur, en azından bakışırız. Öğleden sonrayı gündelik işlerle, okuyarak, film izleyerek geçiririm. Bir süredir film izlemeye eskisinden daha fazla zaman ayırıyorum. Sinema edebiyat ilişkisi beni besliyor. Kurgu üzerine düşünmemi, farklı kurgu olanaklarını fark etmemi sağlıyor. Bir de hemen her gün uzun yürüyüşler yaparım. Yaz, kış sürdürmeye çalıştığım bu aktivite bana kendi kendime kalma olanağı sağlıyor galiba.

Başucumda her zaman birden fazla kitap olur. Kuram okumayı da severim, eski okuduklarıma dönmeyi de. Örneğin Don Kişot'u, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü açıp gelişigüzel bir bölüm okurum. Bu, o sırada yazdığım metinde tıkanmışsam işime yarayan zihnimi açan bir yöntem gibi geliyor bana. Italo Calvino, Gabriel Garcia Marquez, Dino Buzzati. Hulki Aktunç, Salâh Birsel, Sevgi Soysal, Yaşar Kemal ilk anda aklıma gelen sevdiğim yazarlar.  

YE: Çok zor zamanlardan geçiyoruz dünya olarak, herkesin hassasiyetleri çok yüksek ve çoğu insanın çok zorlandığını biliyoruz. Siz de hassas konularda yazan bir yazar olarak neler hissediyorsunuz, bu hassasiyetler üzerinden oluşturduğunuz projeler, çözümler nelerdir ?

AK: Bütün bunlara tanık olup üzülmemek elde değil, elde değil ama umut insanı yaşatan var eden bir duygu. Yazarak sağalma yöntemini seçmiş biri olarak edebiyatla dayanmaya, direnmeye, umut etmeye çalışıyorum diyebilirim. Bu yaşadıklarımız bundan yıllar sonra nasıl anlatılabilir, nasıl ifade edilebilir? Edebiyatın içine nasıl dâhil edilebilir? Zor zamanları yazarak geçirmeye çalışırken bu sorulara da yanıt arıyorum.

YE: Sizin de yazarlık hayatınıza dergilerle başladığınızı biliyoruz. Peki yola henüz çıkmış yazarlara neler önerirsiniz? Özellikle dosyaları reddedilen genç yazar adaylarına.

AK: Dergilerin edebiyat ortamımıza değer katan, güncelin nabzının attığı mecralar olduğuna inanıyorum. Günümüzde edebiyat dergilerinde herhangi bir ürününü yayımlatmadan kitap sahibi olan yazarlar da var. Bu bana bir parça garip geliyor. Ben dergilerin (digital yayınlanan dergiler de dâhil) hakikaten bu işin mutfağı olduğunu, mutfakta zaman geçirmeden evin salonunda görünmeyi çok da uygun bulmayanlardanım.  Dergide ürün yayımlatmanın yanında bana kalırsa bir yazar mutlaka birkaç dergiyi takip etmeli. Çağdaşlarından bu şekilde haberdar olabilir. Gönderdiği ürünler yayımlanmasa da sabredip beklemeyi öğreniyor insan ki bir yazarın sabra çok ihtiyacı oluyor. Bunun kolay olmadığının da farkındayım ama edebiyat uğraşı uzun soluklu bir uğraş; zaman geçerken yaptığınız işte ısrar etmeniz ve her zaman metin odaklı olmanız gerekiyor.  

Aslında her yazar kendi yolunu kendisi bulur, kimsenin kimseye yol gösterdiği bir yer değildir edebiyat dünyası. Naçizane bir önerim olacaksa metin üzerinden yapılan eleştirileri, kendilerine yapılmış olarak görmesinler. Ellerindeki metni daha iyi hâle getirebilecek her öneriyi, eleştiriyi olabildiğince duygularından arınarak değerlendirsinler. Çünkü biz edebiyat tutkunları için her zaman aslolan metindir.

Sorularınız için teşekkür ederim.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kürk Mantolu Madonna: En Güzel Aşk Hik..A. Ömer Türkeş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Hülya Duman

25 Temmuz 2025

Bir Zamanlar Yugoslavya, Balkan Dramı ..

Hülya Duman: Daha gerilerden sürüklemek istiyorum süreci. En başa, Yugoslavya’nın nasıl kurulduğuna, 1918’e gidelim isterim.             İrfan Kaya Ülger:1.Dünya Savaşı’ndan sonra imparatorluklar tasfiye edildi. Fransız Devrimi’nin ürünü olan..

Devamı..

Bipolar Fısıltılar

Tuğçe Vural

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024