Gamze Alagöz’ün hazırladığı, Hayat, Ancak Ben Olduğumda Gerçektir, yirminci yüzyılın ilk yarısında adından sıkça söz ettiren mistik filozof Bay G’nin film gibi hayatına değinmekle beraber, onun ömrünü harcadığı “Dördüncü Yol” öğretisini de birçok kaynaktan faydalanarak anlatmaya çalışan kaynak niteliğinde bir kitap.
Georgy Ivanovich Gurdijeff, namı diğer Bay G, yirminci yüzyılın en enteresan fikir insanlarından biriydi. Filozof, ruhani öğretmen ve mistik gibi sıfatlarla anılan Bay G, kendini adadığı insan hayatının anlamının ve amacın eski geleneklerde gizli olduğunu düşünerek Hindistan, Tibet, Orta Asya, Anadolu ve Mısır’ı kapsayan bir Doğu gezisine çıkar. Yirmi yıl kadar bu bölgede kafasındaki sorulara yanıt arayan Bay G, “beden kontrolü odaklanmayla” fakirlerden, “duygu kontrolü odaklanmayla” rahiplerden ve “zihin kontrolü odaklanmayla” yogilerden etkilenmiş. Ancak sonunda kendisinin “Dördüncü Yol” adını verdiği bir öğreti yaratmış. “Dördüncü Yol”a göre; hipnotize edilmiş bir şekilde uyku vaziyetinde olan insanlık, bu uykudan “Dördüncü Yol” sayesinde uyanacak ve beden, duygu, zihin birlikteliğiyle tam bilinç seviyesine ulaşacaktır. Gamze Alagöz’ün hazırladığı, Destek Yayınları Felsefe dizisinden çıkan, Hayat, Ancak Ben Olduğumda Gerçektir kitabı, bu esrarengiz filozofun film gibi hayatına değinmekle beraber, ömrünü harcadığı “Dördüncü Yol” öğretisini de birçok kaynaktan faydalanarak anlatmaya çalışıyor.
Bay G’nin düşüncelerini, onun en meşhur takipçilerinden Mauice’nin, Ouspensky’nin ve Toomers’in bizzat kendi kitaplarından Gamze Alagöz tarafından derlenerek okura sunan, “Hayat, Ancak Ben Olduğumda Gerçektir”de okuru en çok Bay G’nin tanıklık ettiği herhangi bir şey üzerine söyleyecek söz bulamadığında, o sözü kendisinin yaratması, yazar Alagöz’ün ifade ettiği gibi, “Bu yeni kurmaca kelimelerle karşılaştığınızda “Ancak ve ancak o ifade ile hemhal olabilirmiş” hâli cezbediyor. Kitaptan birkaç örnekle ilerleyelim…
İnsanın her şeyden sıkılabileceğini, bıkabileceğini, önceleri kendine anlamlı gelen şeylerin artık bir şey ifade etmeyebileceğini herkes yaşamıştır. Bu noktada devreye giren, “O hâlde anlam nedir?” sorusu hakkında Bay G’nin tavrı çok nettir. Ona göre; “insan hiçbir zaman evinde değildir. Oysa gerçek ev, anlamdır, insan imgelemle realiteyi birleştirirse ancak o zaman evinde olur. Eğer bir insan, yaşamı çaışma olarak ele alırsa, varoluşla bütün ilişkisi değişmeye başlar çünkü onun için yaşamın anlamı değişir. Yaşamı başka bir ışık altında görür, bir amaç olarak değil bir araç olarak görür.” Ya da birçok kişinin kafayı fena taktığı “Hiçlik” konusunda “İnsan”, Bay G’ye göre; “yeniden doğmadan önce kendi hiçliğini fark etme noktasına gelmelidir. Bu ne demektir? İnsanın kendi kibrini kırması değil, kendini büyük bir çaba ve tutkuyla gözlemleyerek gerçekten hiçbir şey olduğunu ve kendisi diye birinin olmadığını fark etmesidir.”
Kitapta, varlığımızın neye dayandığından, bilmeye ve anlamaya, sanattan duaya, Bay G’nin söyleşilerinde ve kaleme aldığı yazılarda sıkça değindiği, “kavramların somut ve pratik uygulamasını”, müzik, dans ve performanslarla gerçekleştirmesine kadar birçok konu başlığı yer alıyor. Hayat, Ancak Ben Olduğumda Gerçektir hem bu esrarengiz mistik filozofun meşhur, “Dördüncü Yol”uyla ilgili düşüncelerine ulaşmak hem de onun ayrı bir parantez açılması gereken hayat hikâyesini öğrenmek için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.






