Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

26 Ekim 2024

Öykü

Bit

Esra Türker Özkurt

Paylaş

4

1


Annemin “Hadi” diyen sesi çok güçlüydü. Birkaç kere kalkmayı denedim ama vücudum her zamankinden daha ağırdı. Uykum tüm gece öksürükle kesilmişti. Hazırlanmak ve yatağımı toplamak için sadece on dakikam vardı. Okul formamı hızlıca giyindim. Geceden kalma viks kokusu genzimi yaktı. Her şey çok sıcaktı. Hâlâ bağlamayı öğrenemediğim kravatımı elime alıp, boy aynasında son kez kendimi seyrettim. Solgun yüzümde yanıp sönen yanaklarımın kırmızılığını sevmiştim. Annem bir kere daha, “Hadisene kızım,” diye bağırdı. Koridora doğru baktım sıkıntı ile. Annemin karelere bölünmüş gölgesi salon kapısının camından beni çağırıyordu. Ayakta karşıladı beni, her zaman yaptığı gibi yakamı düzeltti önce. Küçük gözlerini üzerimde gezdirip son kontrolleri gerçekleştirdi. Öksürüğüm uzun gıcıklarla kendini hissettiriyordu sık sık. Okula gitmemek için ufak da olsa bir ihtimal var mı diye annemin yüzüne baktım ama pek oralı değildi. “Mutfakta ıhlamur kaynattım sana, içer öyle çıkarsın” dedi.

Kravatımı ustalıkla bağladıktan sonra, sert bir şekilde mavi kadife koltuğa oturdu. Yere çöktüm ben de. Halının silinmekten sertleşmiş, sarı solgun tüyleri çıplak bacaklarımı kaşındırdı. “Rahat dur kıpraşma,” dedi annem, “inecek tarak kafana.” Bir yılda ne kadar çok uzamıştı saçlarım. Berber haklıymış, diye düşündüm. Yere düşen her saç tutamında öfkeden ağlayan annemin berber aynasına yansıyan görüntüsünü hatırladım. Benden çok saçlarıma üzülmüştü. “Abla saçları sana çekmiş, çok gür maşallah, hızlı uzar korkma,” demişti berber. Ben beğenmiştim oysa saçlarımı, uzamasını istememiştim hiç. Annem berberden çıkarken, “Soran olursa yaz geldi diye kestirdik,” dersin. “Bitlendim dersen canına okurum senin.” diye tembihlemişti beni.

Her zamankinden sıkı örüyordu saçımı. Şakaklarımın zonklaması daha da arttı. Saçımı örerken yüzüme değen elinin soğukluğu iyi geliyordu baş ağrıma. Annemin elleri sıcağa dayanıklıydı. İyi hissetmiyorum dedim, “Ateşin yok,” dedi. Vitrinin camından kendime baktım belki göz göze geliriz diye. Taraktaki saçları topluyordu. Zayıf yüzünde yine o tanıdık tiksinme ifadesi vardı. Elinde topak yaptığı saçları koltukta duran peçeteye sardı. Bana bakmıyordu. Neden bilmiyorum, kafamı kaşımaya başladım birden. Ensem, kulak arkam, saçımın tepesi... Kaşınmasa da her yerimi kaşıyordum. Annemin bakışları bana döndü, normalde ifadesiz olan yüzü şaşkındı. Panikle arka arkaya sorular sormaya başladı. “Niye kaşındı kafan? Dün de kaşındı mı? Örgü sıkı mı oldu?” Umursamadan koridora yürüdüm. Çok önemli bir şeyi hatırlamış gibi arkamdan endişe ile bağırdı. “Geçen gün Semiha’nın kızı Aysel’i bit şampuanı alırken gördüm eczanede, besleme gibi olmuş kızın saçları, sakın yanaşma,” dedi. Cevap vermedim yine. Annem “Bit şampuanı ile olacak iş mi, en iyi gaz yağı süreceksin, ne bit kalır, ne sirke” diye söylenmeye devam ediyordu. Mideme aniden giren bulantı acildeki doktorun annemi azarlamasını hatırlattı birden. Gaz yağı kokusu alıyordum şimdi saçlarımdan, biraz önceki umursamazlığımın yerini sıkıntı aldı.

Annemin her akşam titizlikle boyadığı siyah kösele ayakkabılarımı giyip, merdiven boşluğuna çıktım. Akşam kapının önüne döktüğü çamaşır suyu kokusu hala gitmemişti. “Çantana ıslak mendil koydum, yemekten sonra güzelce sil ellerini,” dedi annem. Asansör bozuktu yine. Basamakları ikişer ikişer atlıyordum. Servisin korna sesi tüm apartmanı doldurmuştu. Annem “Geliyor” diye bağırdı balkondan sinirle. Sabahın serinliği iyi gelmişti. Servise atlamamla motor çalıştı. Aysel’in yanı boş mu diye baktım hemen, “Naber,” deyip yanına geçtim. Fark etmeden elim saçlarıma gitti. Tokamı söküp, örgülerimi açtım. Aysel’e gülümseyip, her zamanki gibi omzuna yasladım kafamı. Yol boyunca uyumak istiyordum. Öksürüğüm azalmıştı. Servis camından içeri giren temiz hava iyi gelmişti.

Aysel, “Geldik, hadi uyan uykucu,” dedi. Kafam çok terlemişti, tepeden topladım saçlarımı. At kuyruğum özgürce sallanıyordu. Sınıfa çıkarken Aysel’in kısa düz, sarı saçlarına baktım. Güneşte çok güzel parlıyordu kafası. Geçen hafta çok üzülmüştü saçları kesilince, serviste montunun kapüşonunu çıkartmak istememişti hiç. Saçlarında annesinin aldığı yeni tokalar vardı. Kızdırmak geldi içimden Aysel’i. Ben sokak çocukları gibi bitlendin mi deyince, “Bit temiz saça gelir kızım,” demişti. O gün fark ettirmeden saçlarında gaz yağının boğucu kokusunu aramıştım. Çok güzel şampuan kokuyordu saçları, şaşırdım. Beden dersinde formamı Aysel’in formasının üstüne astım. Annem görse çok kızardı. Öğretmen iyi değilsen katılma demişti derse, kenarda oturup kaçan topları yakaladım arada. Dönüş yolunda Aysel nane şekeri verdi bana, “Gıcığına iyi gelir dedi”. Yol boyunca kafa kafaya verip sevdiğimiz kitabı okuduk birlikte.

Akşam üzeri okuldan eve dönüşümü sabırsızlıkla beklemiş gibiydi annem. Kapıyı açıp hızlıca içeri geçmedi bu sefer. Ben daha ayakkabılarımı çıkartmadan birçok soru sormaya başladı. “Saçını neden bozdun? Kafan okulda kaşındı mı yine? Aysel ile konuştun mu? Odama geçmek istiyordum bir an önce ama apartman boşluğunun serinliğini geride bırakmak zor geldi. Tüm gün güneş alan evin boğucu sıcağı her yanıma değiyordu. Annem beni takip et der gibi baktı yüzüme, salona geçip mavi koltuğa oturmuştu bile. “Sabah kafana detaylı bakamadım, gel bakayım şimdi” dedi. Başından çıkardığı beyaz tülbentini dizlerine yayıp sabırsız gözlerle bana baktı. Kafamı dizlerine yatırdım. Gür siyah saçlarımı karıştırmaya başladı hemen. İnce parmakları sert tahta tarağın çivileri gibiydi. Elleri çok güçlüydü. Kayıp bir eşyayı saçlarımın arasında arıyor gibi kafamı sağa sola yatırıyordu sürekli. Birden dondu kaldı elleri, “Ay,” dedi, “sirke bu sirke!” Bugün sınavdan aldığım tam puan bu kadar tatmin etmemişti beni. Bir yandan da şaşkındım çok. “E berbere gidelim o zaman,” dedim coşkuyla. “Yaz geliyor nasılsa.”

YORUMLAR

Şamil Güler

Bende gerçek bir anı olduğu izlenimini uyandırdı. Olay örgüsü çok basit. Okuyucu olarak bende duygusal bir etki yaratmadı. Dil olarak da başarılı veya farklı değil. Yine de diğer yazılarını okuyup genel bir değerlendirmeyi ondan sonra yapmak lazım.

24 Kasım 2024

Öne Çıkanlar

Bellek, Karanlık Oda ya da Mekânın Kim..Josef Kılçıksız
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Edward Sugden

28 Temmuz 2025

Moby Dick Okunması Zor Bir Roman mı?

Zaman geçtikçe kitabı okuyanların sayısı arttı ve Moby Dick kendine bambaşka toplumsal katmanlardan gelen farklı okurlar buldu.Moby Dick’in okunması zor bir roman olduğu pek doğru olmasa gerek çünkü bu deniz romantizmi ilk yayımlandığı dönemlerde ofis çalışanların..

Devamı..

Nafia Akdeniz: Bölen sınırlar, birleşt..

Bora Ercan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024