7 Şubat 1910 günü İngiliz donanmasının en güçlü savaş gemilerinden biri olan H.M.S.'nin güvertesinde telaş vardı. Habeşistan (Körler Ülkesi) olarak da bilinen Etiyopya'nın Prensi, gemiyi ziyaret edeceğini son dakikada bildirmiş olmasına karşın, mürettebat tam zamanında hazıroldaydı. Böylesine kısa zamanda yetiştirilen karşılama töreninde, elbette bazı eksikler olacaktı. Nitekim Etiyopya bayrağı bulunamadığı için, yerine Zanzibar bayrağı çekilmişti. Komutan karşılamadan sonra, kırk dakika boyunca bizzat rehberlik yaparak gemiyi gezdirirken, Prens ve kafilesi de gördüklerini olağanüstü buldular ve hayranlıklarını “Bunga, bunga!” mırıltılarıyla coşturdular. Bandonun çaldığı “Tanrı Kralı Korusun” ile de uğurlandılar.
[caption id="attachment_18546" align="aligncenter" width="800"]

Bloomsbury'nun muzip grubu. Sol baştaki Virginia Woolf![/caption]
Ertesi gün The Daily Mirror gazetesine gönderilen isimsiz mektup, savaş gemisini ziyaret eden kafilenin altı kolej öğrencisi olduğunu ihbar ediyordu. Mektubu gönderen Horace de Vere Cole, arkadaşlarıysa Virginia Woolf (o zaman Virginia Stephen'dı) ve Bloomsbury grubundan ressam Duncan Grant, Woolf’un erkek kardeşi Adrian ile Anthony Buxton ve Guy Ridley.
Oyunu kuran ekip lideri ve fikir babası Cole idi. İpekliler, altın görünümlü zincirler, sahte mücevherler, beyaz eldivenler, sivri burunlu oryantalist ayakkabılarla Etiyopyalılara benzediler. Dillerini konuşmaları gerektiğinde aksanlı latince ve uydurulmuş sözcükler sarfettiler. Yüzlerini boyadılar, Woolf cinsiyeti belli olmasın diye sesini çıkarmadı.
Olay duyulunca yer yerinden oynadı. Gençlerin muzip oyunu karşısında donanma mürettebatı günler boyunca, gittiği her yerde, maruz kaldığı alaylardan ancak savaşmak üzere limandan ayrılınca kurtulabildi. “Bunga bunga” ise bu tarihten sonra sözlüklere girdi.
Cole'un arkadaşına yazdığı ve yakın zamanlarda ortaya çıkan mektupta, yaptıkları muzipliğin olağanüstü komik olduğunu, yapma amaçlarınınsa modası geçmiş Viktoriyen emperyalizmiyle alay etmek olduğunu ve bunu da başardıklarını, söylüyordu.
Muzip gençler ciddi bir ceza almadı, dönemin okul geleneklerine uygun, sembolik birkaç küçük patakla kurtular.