Başkanın beklenen ölümü giderek yaklaşırken, aynı şehri paylaşan roman karakterlerinin kaderleri her geçen gün daha da iç içe geçecektir.
Venezuelalı yazar Alberto Barrera Tyszka’nın 2015’te Tusquets Roman Ödülü’ne layık görülen çarpıcı romanı Comandante’nin Son Günleri yılın ilk günlerinde Bengi De Sa Matos Paixao’nun nitelikli çevirisiyle Kafka Kitap tarafından yayımlandı. Caracas’ta doğan Venezuelalı yazar Tyszka, Central Venezuela Üniversitesi’nde edebiyat profesörü. Günlük gazete ve dergilere de yazan Tyszka, romanları, şiirleri ve aralarında Hugo Chavez’in ilk biyografisinin de yer aldığı tarih kitaplarıyla Latin edebiyatı ve kültür hayatında önemli bir yere sahip. Eserleri İngilizce, Fransızca, Çince, İtalyanca gibi dillere çevrilen yazarın hastalığın doğasını, baba-oğul ilişkisini odağına aldığı ve prestijli Herralde Ödülü’ne layık görülen Babam Giderken romanı da Kafka Kitap tarafından yayımlanmıştı.
Emekli bir onkolog olan Miguel Sanabria, Chavez’e karşı ikircikli bir tutum içerisindedir. Chavez’in devleti ve kurumları kontrol etmek için kişiye dayalı otoriter bir model geliştirdiğini düşünür, yolsuzluk ve şeffaflık yoksunluğunu sorgular, karar alma mercilerindeki askeri varlığın artışını eleştirir. Ne eşi gibi azılı bir Chavez karşıtı ne de ağabeyi kadar ateşli bir Chavez taraftarıdır Sanabria. Ağabeyine göre ise fakirlerin yaşadıkları yerlerde köklü değişiklikler olmuştur, orta sınıf bir baloncuğun içinde yaşamayı sürdürdüğü için bunları göremez. Chavez’in 1999 yılında iktidara gelmesiyle birlikte yeniden dirilttiği ilk şey tam olarak bir dil, bir isimlendirme biçimidir. “Tarih, folklor, inanç ve düşlerle donanmış bir dil kullandığı için kendisini dinleyenlerde alışılmadık bir tını bırakır. Bu açıdan, Avrupa-merkezli kültür için inandırıcılığı tartışılabilir olsa da, kısa zamanda Venezüella halkını çeşitli alanlarda seferber etmesiyle kanıtlandığı üzere, bu dil yukarıdakilerin değil, aşağıdakilerin dilidir,” diyor Masis Kürkçügil Agora Kitaplığı’ndan çıkan Hugo Chavez ve devrimde devrim kitabında.

Sanabria’nın ruh hali her geçen gün kötüye gitmektedir. Kaçınmak için onca çabaladığı şey sonunda başına gelir: ülkenin ta kendisi. Uzun süre çatışmalardan kaçar, devrim denen şeyin ona dokunmaması için uğraşır, gerçekliğin kıyılarında yaşamaya çalışır. Bütün zorluklara, aile kavgalarına, üniversitedeki tartışmalara, hatta kızının Panama’ya gitmesine bile dayanır, yaşanan her şeyin geçici bir arıza olduğunu ve er geç çözülüp normale döneceğini düşünür. “Venezuela’nın bombok bir yer olduğunu, ülke olmayı bile becerememiş bir enkazdan ibaret olduğunu hissediyordu. Siyasetin onları zehirlediğine, herkesin bir şekilde kirlenmiş olduğuna, herkesin taraf tutmanın yoğunluğuna mahkûm edildiğine, herkesin hükümetin yanında ya da karşısında yer alma mecburiyetiyle yaşamaya itildiğine inanıyordu. Çok uzun yıllardır, bir kıyamet-öncesi toplumu olmuşlardı; patlaması an meselesi olan, çatışma halinde bir ulus.” Güvenilir bir hükümet yetkilisi olan yeğeni Vladimir, Hugo Chavez’in televizyonda kanser olduğu açıklandıktan sonra bir gece vakti amcasını arar, acil görüşmeleri gerektiğini söyler. Bir araya geldiklerinde Comandante’nin sağlık durumu hakkında çekilen gizli video kayıtlarını saklaması için Sanabria’ya teslim eder.
Sanabria’nın komşusu Fredy gazetecidir. Ülkenin başlıca gazetelerinden birinin haber servisinde çalışır. Yıllardır işlenen suçların peşinden koşar. Bir ölü hakkında yazı yazma sanatında uzmandır. “Venezuela Şiddet Gözlemevi’ne göre, ülkedeki önceki yıl 19.336 cinayet işlenmişti. Yazması kolaydı. On dokuz bin üç yüz otuz altı. Ancak bu korkunç rakamlar gösteriyordu ki 2011 yılı boyunca ülkede her gün elli iki cinayet işlenmişti. Saat başına iki cinayet. Bitmekte olan yıl için yapılan istatistiklerse, bu sayının artacağına işaret ediyordu. Bu kadar kanın üstünü örtmeye yetecek sayıda gazeteci yoktur.” Fredy, işten ayrılmıştır. Yıllardır oturduğu evin sahibi Miami’deki işleri yolunda gitmediği gerekçesiyle geri dönmeye karar vermiş ve evden çıkmalarını istemektedir. Ancak onun ve ailesinin ne gidecek bir yerleri vardır ne de durumları. Fredy sonunda gayet basit ve parlak bir çıkış yolu bulur. Editör arkadaşıyla buluşur ve Başkan üzerine bir kitap yazma konusunda anlaşırlar. Ancak bunun için ne yapıp edip Chavez’in tedavi gördüğü Küba’ya gitmesi gerekmektedir. Peki nasıl? Öbür yandan şehrin bir başka köşesinde oturan dokuz yaşındaki Maria’nın nevrotik annesi, şehirdeki şiddet salgını karşısında gitgide daha da paranoyaklaşmaktadır. Maria’nın okulunun civarında sürekli cinayetler işlenmektedir. Son bir cinayet daha olunca annesi okuldan alır, eve internet bağlanır ve Maria kendisine bir erkek arkadaş bulur.
Başkanın beklenen ölümü giderek yaklaşırken, aynı şehri paylaşan roman karakterlerinin kaderleri her geçen gün daha da iç içe geçecektir. “Hugo Chavez’in ölümü arifesindeki Venezuela toplumunu ve devletini odağına alan Comandante’nin Son Günleri, karizmatik bir liderin bir ülke için ne anlama gelebileceğine, yaşam-ölüm diyalektiğinin politik söylemi nasıl yönlendirebileceğine ve ideallerin hayata geçirildikten sonra ne gibi bedelleri olabileceğine dair derinlikli bir anlatı.” Çok katmanlı yapı, yalın dil ve özlü anlatım, mükemmel kurgu, siyaset-tarih-trajik durumların iç içe geçtiği etkileyici insan hikâyeleri, sarsıcı bir kapanış. Her anlamda nitelikli bir roman var elimizde.
Alberto Barrera Tyszka, Comandante’nin Son Günleri, Kafka Kitap, İspanyolcadan Çeviren: Bengi De Sa Matos Paixao, 1. Baskı: Ocak 2020






