Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

20 Eylül 2020

Öykü

Büyü

Zeynep Kahraman Füzün

Paylaş

1

1


İncir ağacının altındaki minik tepe akşama kadar yok olmak zorunda. Kadınların sihirli elleriyle demir çubuklardan geçiverir binlerce yaprak. İzleyenlerin nasıl gerçekleştiğini bir türlü çözemediği bir el çabukluğuyla olur biter her şey. Uyumaya giden çocuklar sabah erkenden başka gösteriler için uyanır. En tez vakitte yola düşülmeli, hayvanlar bile uyanmadan gidilmelidir. Ne kadar önce varırsan o kadar çok büyür tepe. Ne kadar çok büyürse o kadar çok karnın doyar.

Sabah güneşinin yaktığı tenlerinin akşam üstü serinliğiyle hafiflemesi ve ertesi gün tekrar yanması yaz aylarının kısır döngüsüdür. Yaptıkları büyü ellerinde ve ellerinin değdiği her yerde siyah lekeler bırakır. Musluklarda, havlularda, kapı tokmaklarında, tencere kulplarında, çay bardaklarında, çay kaşıklarında yaz boyu geçmeyen ve gittikçe büyüyen siyah izler oluşur.

Normalde kahkahalarıyla kara büyüyü dağıtmaya çalışan kadınlar bu sene hiç kahkaha atmadı.

Bahçenin gerisindeki odalardan birinde evin beyi yatıyor. Göz bebeklerindeki gri çerçeve yerini lacivertimsi bir renge bırakmış. Elmacık kemikleri sivrilmiş. Siyah sakalları ağarmış. Aslında ağarmamış, direk sararmış. Uzun parmaklarının arasında tuttuğu beyaz çubuk sönmek üzere. Sönmeden yenisine uzanıyor eli. Dudaklarının arasına yerleştirip eskisinin zehrinden derin bir nefes çekiyor. Parmakları tutuşuyor bir anda. Gözlerini kısıyor. Dudaklarını büzüp içindeki kara vebayı üflüyor odaya. Oda bir anda kararıyor.

Kadınlardan biri odaya seğirtiyor. Adımları çok hızlı. Şalvarı şişko bacaklarına dolanıyor.

İnce bacakları elbisesinde açık bıraktığı son düğme yerinden hafifçe görülüyordu. Saçları beline kadar dalga dalga inmiş yürüdükçe bir sağa bir sola savruluyordu. Önündeki kızın topuklarına basmamak için adımlarını küçük küçük atmış, elindeki mendili sallarken düşürüvermişti. Eğildiği yerden hızlıca alıp etrafı kolaçan ederek kalktı. Tam o anda bir çift dumanlı göze denk gelmiş yanakları elindeki mendilin rengine bürünmüştü.

Sevmişti. Sevilmişti. Gülmüştü. Ağlamıştı. Sevinmişti. Üzülmüştü. Hayal kurmuştu. Kabus görmüştü. Göğsü sızlamıştı. Karnı büyümüştü. Sırtı ağrımıştı. Uykusuz kalmıştı. Aç kalmıştı. Yorulmuştu. Dinlenmişti. Yaralanmıştı. Hastalanmıştı. Konuşmuştu. Susmuştu. Öfkelenmişti. Kavga etmişti. Küsmüştü. Evi terk etmişti. Geri gelmişti. Barışmıştı. Kıskanmıştı. Yalan söylemişti. Nefret etmişti. Özlemişti.

Odaya girince gördükleri deli ediyor, “Kim veriyor sana bunları,” diye azarlayarak parmaklarından söküp alıyor beyaz çubukları. Parmakların kimi ellerinde kalsa da adam ses çıkarmadan başını duvara deviriyor. Kadının öfkesi dinmiyor. Kapıyı çarpıp çıkıyor. Ayakları bahçede ne kadar toprak varsa havalandırıyor. Adamın öksürükleri incir ağacına ulaşıyor. Kadınlar telaşla kalkıyorlar hasırdan. Biri kahveye koşuyor, biri odaya, biri kadına. Durmaksızın devam eden öksürükleri gece yarısı hastaneye vardıklarında sönüyor.

Refakatçi olarak karısı kalmak istemiyor. Eve gitmek için bir bahane buluyor ve ertesi gün muhakkak geleceğini söylüyor. Adamın anasını hastanede bırakıp köye dönmek üzere ayrılıyorlar. Sabaha karşı vardıklarında herkes evine dağılıyor. Kadın önce eve giriyor. Sonra çıkıyor. Tekrar giriyor içeri. Geri çıkıyor. Defalarca aynı şeyi yapıyor.

Traktörü alıp yola çıkıyor. Kalbi güm güm atıyor. İlk defa sürüyor çünkü. İlk defa tarlaya yalnız gidiyor.

Tarlanın henüz hasat edilmemiş kısmına geldiğinde indiriyor pulluğu. Tütünler koca demir kütlenin darbeleriyle toprağa karışıyor. Güneş yükseliyor, tütünler toprağa karışıyor. Öğleye doğru tarlada bir tane yaprak, bir tane dal, bir tane kök kalmıyor ama kadın devam ediyor sürmeye. Sürüyor, sürüyor ancak dinmiyor öfkesi.

Adam akşamüzeri uyanıyor. Karısını göremeyince lacivertimsi gözlerini tavana dikiyor.

Dumanlı gözleri onu fark ettiğinde sesi henüz kalınlaşmamıştı. Boyu uzamamıştı daha. Köy meydanından geçerken gördü ilkin. Sonra bir asker uğurlamasında denk geldi. Bir cenazede gördü. Bir hayırda, bir bayramda, bir düğünde… Yıllarca fark edilmek için uğraştı durdu. Ta ki o kına gecesine kadar.

Sevmişti. Sevilmişti. Gülmüştü. Ağlamıştı. Sevinmişti. Üzülmüştü. Hayal kurmuştu. Kabus görmüştü. Göğsü sızlamıştı. Karnı büyümüştü. Sırtı ağrımıştı. Uykusuz kalmıştı. Aç kalmıştı. Yorulmuştu. Dinlenmişti. Yaralanmıştı. Hastalanmıştı. Konuşmuştu. Susmuştu. Öfkelenmişti. Kavga etmişti. Küsmüştü. Evi terk etmişti. Geri gelmişti. Barışmıştı. Kıskanmıştı. Yalan söylemişti. Nefret etmişti. Özlemişti.

Adam karısının niye gelmediğini sordu. Kadın ne diyeceğini bilemedi. Gerçeği söylerse oğlu bu vebayla savaşamaz, savaşamazsa ölür, bir eve iki ölüm fazla, bir eve iki ölüm büyüden başka bir şey değil, büyüyü bozmak gerek diye düşünüp bir yalan uyduruyor. “Seni terk etmiş orospu.”

YORUMLAR

Dilhan Şendil

Gerçeği söylerse oğlu bu vebayla savaşamaz, savaşamazsa ölür, bir eve iki ölüm fazla, bir eve iki ölüm büyüden başka bir şey değil, büyüyü bozmak gerek diye düşünüp bir yalan uyduruyor. “Seni terk etmiş orospu.” Çok güzeldi gerçekten. Kaleminize sağlık. www.karyadanyazilar.com

21 Eylül 2020

Öne Çıkanlar

Ahmet Ümit Yalnız DeğildirT. Erbarıştıran
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

7 Mart 2025

Osmanlı Mutfağından Ramazan Şerbeti Ta..

Ramazan ayının en özel lezzetlerinden biri olan ramazan şerbeti, Osmanlı mutfağının mirası olan ferahlatıcı ve sağlıklı bir içecektir. Gün boyu susuz kalan vücudun sıvısını dengelemek ve iftar sofralarına lezzet katmak için tercih edilen bu içecek hem besley..

Devamı..

Antalya’nın Meşhur Yemekleri

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024